ağırladı. Ankara’daki İftara, Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel
Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu
da katıldı. Karamollaoğlu, büyükelçilere hitaben şunları söyledi:
‘6 Şubat günü ülkemizde yaşanan ve 11 ilimizde etkisini gösteren deprem
felaketinde hayatını kaybedenlere rahmet diliyorum. Yaralılara acil şifalar
temenni ediyorum. Geride kalanlara da başsağlığı ve hayırlı bir hayat
sürmelerini Cenabı Hak’tan niyaz ediyorum. Bu yıl, bu sebeplerle hüzünlüyüz.
Maalesef iftar ve sahur sofralarımıza da hüzünle oturuyoruz. Hem ülke olarak
yaşadığımız büyük depremler hem de bugün Kudüs ve Mescid-i Aksa’da yaşananlar
aklımızdan hiç ama hiç çıkmıyor. Çıkmamalıdır da. Başta coğrafyamız olmak üzere
yeryüzü üzerinde, özellikle İslam aleminde kan ve gözyaşı hiç dinmiyor
neredeyse. Hüzünlüyüz, iftar ve sahur sofralarına siren ve bomba sesleri
altında oturan kardeşlerimizin olduğunu bildiğimiz için. Hüzünlüyüz, çünkü ilk
kıblemiz Mescid-i Aksa, terör devleti İsrail’in alçak saldırıları altında. Aynı
zamanda öfkeliyiz de. Başta İslam aleminin ve dünya kamuoyunun sessizliği
karşısında öfkeliyiz. Her ramazan ayında zulmünü artıran, işgal devletine adeta
cesaret veren ve bu vurdumduymazlık, sadece ama sadece kınayan acziyetler
karşısında öfkeliyiz.
1948’den bugüne dek adım adım, göz göre göre İsrail, Filistin topraklarının
tamamını işgal etti, etmeye de devam ediyor. İşin üzücü tarafı, bunu hak olarak
görüyor. Bütün dünya da buna sessiz. Sessizliğin ötesinde tasvip ediyor. Adına
Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) denilen, ancak hakikatte büyük İsrail’in inşasını
hedefleyen bu proje doğrultusunda mazlumlar katlediliyor. Kutsallarımıza
saldırılıyor ve tüm dünya adeta meydan okuyor buna karşı.
Sormak istiyorum; İslam İşbirliği Teşkilatı ne için var? BM neye yarar?
Bugün değilse ne zaman bir ve beraber hareket edecek ve bu zulme son vereceğiz?
Bugün İsrail’in işlemediği suç neredeyse kalmadı. Gazetecileri, muhabirleri
katlediyor. Bunların sorgulanmasına kesinlikle izin vermiyor. Daha kaç mazlum
Filistinli kardeşimiz bombalar altında can verecek ki İslam alemi ayağa
kalksın? Hakikaten merak ediyorum.
Filistin özgürlüğe kavuşmadıkça dünyada huzur ve barışın olmayacağına
inanıyorum. Bilmeliyiz ki yıllardır tecrübe edildi, mazlumun ahı yerde kaldıkça
zalimin zulmü her geçen gün daha da artmakta. Zaman, sorumluluklarımızı kuşanma
zamanıdır. Zaman, İslam aleminin tek bir saniye dahi kaybetmeden bir araya
gelme ve bu tehlikelere karşı bir politika belirleme zamanıdır. Bize, size ve
hepimize bu hususta büyük sorumluluklar düşmektedir. Ahlakın, adaletin, hakkın
ve hakkaniyetin yeryüzü üzerinde hakim olması için hep birlikte bu istikamette
gayret göstermeye mecburuz.
Sadece Filistin değil, maalesef bugün bir bütün olarak İslam alemi sahipsiz
ve coğrafyamız darmadağın. Ülkemiz yeni bir dönemin eşiğindedir. Bizler,
şahsiyetli bir dış politika vizyonu ile İslam alemini aktif hale getirmek
mecburiyetindeyiz. Bu bir tercih değil, bu bir mecburiyet. Bizler, yeryüzünün
tüm mazlum, mağdur ve mahsunları için mücadele etmekte kararlıyız. Bunun böyle
bilinmesini arzu ediyoruz. İnanıyorum ki yeni dönemde siz değerli
büyükelçilerimizle yakın bir mesai içinde olacak, İslam alemiyle ilişkilerimizi
güçlendirecek, yeryüzünde hakkın ve adaletin hakim olacağı birlikte çalışma
zamanı mutlaka gelecektir.’
