İran ile Çin arasındaki ilişkiler, son yıllarda Batı kaynaklı krizlerin gölgesinde giderek daha da güçlenirken, uzmanlar iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın geleceğine ilişkin olumlu değerlendirmelerde bulunuyor.
İran Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Irakçi’nin geçen hafta Pekin ziyareti sırasında dile getirdiği “Çin’e güveniyoruz” sözleri dikkat çekti. Irakçi, Çinli mevkidaşıyla yaptığı görüşmede Pekin’in barışın sağlanması ve çatışmaların sona erdirilmesi yönündeki aktif rolünü sürdürmesini beklediklerini ifade ederek, savaş sonrası döneme ilişkin yeni bir bölgesel çerçevenin oluşumuna destek verilmesini istedi.
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ise ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını gayrimeşru olarak nitelendirerek tam kapsamlı ateşkesin kaçınılmaz olduğunu söyledi. Wang Yi, mevcut hassas süreçte Tahran ile Pekin arasındaki doğrudan temasların önemine vurgu yaptı.
Çinli bakana göre bölge kritik bir dönüm noktasından geçiyor ve İran ile Çin arasındaki koordinasyon belirleyici rol oynayabilir.
Söz konusu temaslar, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının kırılgan bir ateşkes sürecinde devam ettiği bir dönemde gerçekleşti. Özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmelerin bölgesel ve küresel etkileri nedeniyle gözler yeniden Pekin’e çevrilmiş durumda.
Bu ilginin artmasında, Çin’in bugün ve yarın ABD Başkanı’nı ağırlayacak olması da etkili oldu. Uzmanlar, Donald Trump’ın yoğun baskı ve tehditlere rağmen Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma ve İran karşısında hedeflerine ulaşma konusunda başarısız kaldığını, bu nedenle Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in görüşmelerde daha güçlü bir konumda bulunduğunu değerlendiriyor.
BM Güvenlik Konseyi’nde İran’a Destek
Çin, savaşın başlangıcından itibaren İran’a yönelik saldırıları kınayarak çatışmaların sona erdirilmesini savundu. Pekin yönetimi son olarak Rusya ile birlikte, ABD destekli Bahreyn tasarısını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde veto ederek İran’a desteğini açık şekilde ortaya koydu.
Söz konusu tasarı, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için güç kullanımına izin verilmesini öngörüyordu.
Çin’in Birleşmiş Milletler Daimî Temsilcisi Fu Cong, böyle bir kararın gerilimi daha da artıracağını ve ciddi sonuçlar doğuracağını belirterek Pekin’in buna karşı çıktığını söyledi.
Irakçi de Çinli mevkidaşıyla yaptığı telefon görüşmesinde, Pekin’in tek taraflı tasarıya karşı çıkmasının gerilimin tırmanmasını önlediğini ifade etti.
Çin tarafı ayrıca İran halkının direnişini övgüyle değerlendirerek diplomatik sürecin ilerlemesi ve savaşın sona ermesi için destek vermeye hazır olduklarını bildirdi.
Stratejik Ortaklıktan Çok Taraflı İş Birliğine
İran ile Çin arasında 2021 yılında imzalanan 25 yıllık kapsamlı iş birliği anlaşması, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. Söz konusu anlaşma; siyasi, ekonomik, güvenlik ve teknoloji alanlarında iki ülke arasındaki uzun vadeli iş birliğinin çerçevesini oluşturuyor.
Merhum Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi döneminde uygulama sürecine giren anlaşma ile birlikte Tahran ve Pekin, stratejik ortaklıklarını daha ileri seviyeye taşıdı.
İki ülke aynı zamanda Batı’nın küresel etkisine karşı daha geniş iş birlikleri geliştirme yönünde adımlar attı. İran’ın, Çin ve Rusya’nın desteğiyle Shanghai Cooperation Organisation ile BRICS üyeliğine kabul edilmesi bu sürecin önemli aşamalarından biri oldu.
İran önce 2023 yılında Şangay İşbirliği Örgütü’ne katılarak doğu eksenli siyasi ve güvenlik alanındaki konumunu güçlendirdi. Ardından 2024 yılında BRICS’e dahil olarak daha geniş ekonomik iş birliği ağına katıldı. Çin, her iki süreçte de İran’a güçlü destek verdi.
Geçen yıl eylül ayında Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Şanghay Zirvesi kapsamında İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı görüşmede, İran’ın Çin’in stratejik ortağı olduğunu vurgulayarak, Batı yaptırımlarına rağmen iş birliğini geliştirmeye hazır olduklarını söyledi.
İran’ın Çin ve Rusya’nın desteğiyle Avrupa’nın Birleşmiş Milletler yaptırımlarını yeniden devreye sokma girişimlerine karşı sergilediği tutum da çok taraflı iş birliğinin son örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre savaş, yaptırımlar ve ekonomik baskılar, İran’ın Çin başta olmak üzere ortaklarıyla ilişkilerini daha da güçlendirdi. Bu nedenle savaş sonrası dönemde de Tahran-Pekin ilişkilerinin daha stratejik, çok boyutlu ve Batı’yla yapılacak geçici anlaşmalardan daha bağımsız bir yapıya kavuşması bekleniyor.
Uzmanlar; altyapı yatırımları, enerji taşımacılığı, askerî-teknik iş birliği ve dolar yerine ulusal para birimleriyle ödeme sistemlerinin, iki ülke ilişkilerinin temel unsurları hâline geleceğini öngörüyor.
Fars Haber Ajansı
