sonrasında ülkedeki ekonomik protestolar giderek artmaktadır.
Son bir haftada, Lübnan’ın farklı bölgeleri kötü ekonomik
durumu protesto eden halk gösterilerine sahne oldu. Lübnan’daki ekonomik duruma
bakıldığında, ülkenin hala ekonomide bir gerileme süreci yaşadığı görülüyor. Şu
anda ana sorunlar arasında yakıt kıtlığı, artan döviz fiyatları ve ülkedeki
kötü elektrik durumu yer alıyor.
Akaryakıt yetersizliği, benzin istasyonlarının önünde uzun
benzin kuyruklarının oluşmasına neden olmuştur. İnsanlar sokakları kapatmış ve
bu davranış bir güvenlik sorununa ve ordu ile halk arasında çatışmalara yol
açmıştır. Lübnan Merkez Bankası, yakıt maliyetinin yüzde 85’ini sübvansiyon
olarak ödüyor ve karşılamaya çalışıyor. Lübnan günde 12 milyon litre yakıt
tüketiyor.
Yakıta ek olarak, elektrik kesintileri yeni bir halk
protestoları dönemini şekillendiriyor. Lübnan, elektrik santralleri
çalışmalarıyla yeterli elektrik üretemiyor. Yazın havaların çok sıcak olduğu
düşünüldüğünde, elektriğin olmaması sadece işleri kapatmakla kalmamış,
insanların rahat ve huzurunu kaçırmış ve bu da siyasi sistem konusunda
insanları öfkelendirmekte önemli bir etken haline gelmiştir.
Bununla birlikte, ülkenin mevcut ekonomik sorunlarının
temelinde Lübnan ulusal para biriminin keskin devalüasyonu yatmaktadır. Lübnan
lirası değer kaybetmeye devam ederken, Lübnan’daki her bir ABD dolarının fiyatı
yaklaşık 18 bin Lübnan lirasına yükselmiş ve Lübnanlı yetkililer hem enflasyonu
kontrol etmekte hem de halkın yakıt ihtiyacını karşılamakta başarısız
kalmışlardır. Lübnan ulusal para biriminin değer kaybetmesi sadece Lübnan’daki
ekonomik kurumların kapanmasını yoğunlaştırmakla kalmamış, aynı zamanda Lübnan
halkının yaşam koşullarını da kötüleştirmiştir.
Bu sorunlara ek olarak, hükümetlerin borç krizi de Lübnan
ekonomisi için büyük bir sorun haline geldi. Dünya Bankası geçtiğimiz günlerde
Lübnan’ın borcunun ülkenin gayri safi yurtiçi hasılasının yüzde 150’sine eşit
olduğunu ve dünyanın en yüksek borçlarından biri olduğunu açıkladı. Lübnan
ekonomisinin borç krizi bataklığına batması, Lübnan’ın mali dengesini alt üst
etti ve özellikle temel ihtiyaç maddelerinin ithalatı alanında artık finansal
ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldi ve Lübnan’da ağır bir bütçe açığına yol
açtı.
Bir diğer önemli nokta ise Lübnan ekonomisinin gelir
kaynaklarının da son on yılda kesilmiş olmasıdır. Lübnan ekonomisi, büyük
ölçüde turizme, dış yardıma, finans sektörünün parasallaşmasına ve Fars Körfezi
Arap ülkelerinden gelen bağışlara dayandığı söylenmelidir. Batı Asya bölgesinde
özellikle Suriye’de son on yılda yaşanan geniş çaplı şiddet, Ortadoğu’nun
gelini olarak bilinen Lübnan turizm sektörünü de etkiledi ve koronavirüs ile
birlikte bu endüstriye yok oluş eşiğine getirdi.
Aynı zamanda ülkedeki siyasi durum ve özellikle Batı yanlısı
kanadın konumunun zayıflaması, özellikle Fars Körfezi’ndeki Arap ülkelerinin
Lübnan’a yaptığı dış yardımların durdurulmasına veya büyük ölçüde azalmasına
neden oldu. Lübnanlı göçmenlerin ülkeye dolar üzerinden havaleleri de Batı
Asya’daki şiddet ve Lübnan’ın iç durumundaki şiddet nedeniyle keskin bir şekilde
düştü.
4 Ağustos 2020’de Beyrut limanında meydana gelen patlamanın
hem ekonomi hem de siyaset üzerinde büyük etkisi oldu. Patlama, Hasan Diyab’ın
kabinesinin istifasına ve kabine oluşumu krizinin oluşmasına yol açtı.
Lübnan’da son sekiz ayda yaşanan siyasi çalkantı ve Lübnanlı siyasi gruplar ve
yetkililer arasındaki ihtilaflar, bu ülkede kabine oluşumu krizinin devam
etmesine neden oldu. Bu durum Lübnan’ın ekonomik sorunlarının ağırlaşmasında da
önemli bir faktör oldu.
ülkede yeni bir halk protestoları turunun oluşmasına yol açtı.
Parstoday
