Araştırma ve Dokümantasyon Merkezi’nin kuruluşunun 30. yıl dönümü münasebetiyle
Perşembe öğleden sonra yaptığı konuşmada şunları söyledi:
‘Bu hareket, direniş konusuna önem vermesinin yanı sıra
Lübnan’ın ekonomisini ve geçim sıkıntılarını da önemsiyor.
Bugün Lübnan’daki temel kaygımız ekonomik, mali ve geçim
sorunlarıdır. Kuşkusuz bu merkez bu alanda önemli bir rol oynuyor. Çünkü geçmiş
yıllarda iktisat alanında birçok toplantı ve çalışma yürütmüştür. Lübnan’daki
ekonomik durum çok zorlaştı. Elbette Lübnan bu konuda dünyada bir istisna
değil. Çünkü bugün dünyada birçok ülke ekonomik sorunlarla karşı karşıya ve
hatta çöküşün eşiğinde.
Umutsuzluğa kapılmamak ve pes etmemek gereklidir. En
önemlisi, çözüm bulmak için milli güce umut beslemek ve inanmaktır. Elbette
herkes sorumluluk almalı ve kimse sorumluluğunu başkalarına yüklememeli, herkes
kendini sorumlu hissetmelidir
Amerika’nın baskısı, Lübnan’ın kötü ekonomik durumunun
nedenlerinden biridir
Nasrallah, son yıllardaki ekonomik ambargonun, özellikle
ABD’nin baskılarının Lübnan’a yönelik alanı daralttığına değinerek, şunları
söyledi: ‘ABD’nin Lübnan’a mali yardım yapılmasını yasaklaması, Lübnan’ın kötü
ekonomik durumunun nedenlerinden biridir. . Amerika, hiçbir ülkenin Lübnan’a
yardım etmesine ve hatta mülteci sorununu çözmesine bile izin vermiyor. Bu
sorunu çözmek yasaktır. Bunun adı baskı değil mi?’
Hizbullah Genel Sekreteri, Lübnan ekonomisinin doğru siyasi
hesaplara dayanması gerektiğini belirterek, şu ifadelerde bulundu: ‘Ekonomi,
İsrail’le uzlaşmanın ekonomik sorunların çözümü olduğu temelinde değil, bölgede
barış ve uzlaşma olmayacağı temelinde reforme edilmelidir. Suriye’de yaşananlar, işgal altındaki Golan’ın
İsrail’e verme planlardan biriydi. Uluslararası durum da istikrarlı değil.
Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş, Çin ile ABD arasındaki çatışmalar, bu
çatışmaların ve çözümsüzlüğün kanıtıdır.
Lübnan’da petrol var ve çıkarılması gerekiyor
Seyyid Hasan Nasrallah, Lübnan’ın gücünün unsurlarından
birinin de insan gücü olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: Bugün Lübnan’da
güvenlik iyi durumda ve bu konu ekonomik büyümede etkili olabilir. Petrol ve
gaz da Lübnan için kullanılabilecek çok büyük bir zenginlik. Akdeniz’in çok
zenginliklere sahip olduğu tartışılmaz. Hatta bazıları Suriye’ye karşı savaşın
nedenlerinden birinin de bu zenginlik olduğuna inanıyor. Bugün akaryakıtta
susamış bir pazar var ve çok fazla talep var.
Lübnan’ın petrol ve akaryakıta yatırım yapmak için yatırım
yapacak şirketler araması gerekmektedir. Topraklarımızda mutlaka petrol var.
İsrail’in yağmaladığı Filistin’de de petrol var. Bize yakın sınır bölgelerinde
bile petrol var. Hükümet bu konuya dikkat etmelidir.
Bizim başkanları, bakanları ve yetkilileri sorumlu ve cesur
pozisyonlar alan bir hükümete ihtiyacımız var. Karar verirken cesur olmalılar.
Diğer ülkelerden yardım kabul edecek cesarete sahip olmaları gerekir. Neden
bazı ülkeler Çin ile ekonomik ilişki kurabilirken bu konu Lübnan için yasak. Çünkü
Amerika buna izin vermiyor.’
Bazılarının Doğu’ya yönelen gidişatla alay ettiğini, ancak
hükümetin Doğu’ya ve Çin ile ilişkilere yönelmesi gerektiğini belirten Nasrallah,
Amerika’nın her gün Lübnan’ı tehdit ettiğini vurguladı ve şunları söyledi: ‘İsrail
Ordusu Genelkurmay Başkanı istifa ediyor, Amerikalılar Lübnan’ı tehdit
ediyorlar. İsrail ordusunun yeni genelkurmay başkanı göreve geliyor, Amerikalılar
Lübnan’ı tehdit ediyorlar! İsrail ile barış anlaşması imzalayan ilk ülke olan
Mısır’ın ekonomik durumunu görmenizi istiyorum, onların bugünkü durumu nedir?
Onlar iflasın eşiğindedir.
Nasrallah önümüzdeki yılları Lübnan için çok önemli ve
hayati olarak değerlendirdi ve şu ifadelerde bulundu: ‘Bizim Lübnan’ı
kurtarabilecek bir cumhurbaşkanına ihtiyacımız var. Cesur, Amerikalılar onu
tehdit ettiğinde eğer ulusal çıkarlar tehlikede ise pes etmeyecek olan bir cumhurbaşkanına
ihtiyacımız var. Biz böyle bir cumhurbaşkanı istiyoruz. Amerikalılar her şeye
karışıyorlar ama Lübnan’ın egemenliği iddiasında bulunanlar ölü gibi sessizler.’
