Tahran’daki Tabyin Düşünce Kuruluşu’nda Yemen konulu toplantıda yaptığı
konuşmada ülkesindeki son gelişmeleri değerlendirdi.
Marib’deki duruma ilişkin el-Deylemi, “İlk önce Marib
meselesinin barışçıl bir şekilde çözülmesi için bir plan sunduk. Bu doğrultuda
Marib vilayetindeki aşiretlerle anlaşmaya çalıştık. Böyle bir anlaşma sayesinde
şu anda vilayetin 12 şehri Ensarullah’ın kontrolünde. Daha önce Marib
vilayetinde iki şehir Yemen ordusu ve halk komitelerinin kontrolündeyken şimdi
12 şehir tamamen Ensarullah’ın kontrolü altında.” dedi.
El-Deylemi, Suudi Arabistan ile BAE’nin Ensarullah’a karşı
yaptığı psikolojik savaşa atıfta bulunarak, “Düşmanlar Marib’de bir milyon
insanın yaşadığını ve Marib halkının Ensarullah’a karşı olduğunu iddia ediyor.
Aslında bu iddialar gerçeği yansıtmıyor. Marib’in nüfusu yaklaşık 100 bin
kişidir.” ifadelerini kullandı.
Marib savaşının son aşamada olduğunu anlatan el-Deylemi,
“Yemen Ordusu ve gönüllü halktan oluşan güçler her geçen gün ilerliyor.
Biz cephedeki durumumuzdan memnunuz. Ensarullah güçleri hava koruması olmadan
canla başla savaşıyor ve şimdiye kadar elde ettikleri zaferler gerçekten bir
mucize çünkü Ensarullah kuşatma altındadır.” açıklamalarında bulundu.
El-Deylemi, Marib’in işgalden kurtuluşu için tarih
belirlemenin hata olduğunu ifade ederek, “Biz yüce Allah’a inanıyoruz ve
Rabbimiz zaferi takdir ettiyse o tecelli edecektir.” dedi.
Marib’deki aşiretlerle sağlanan anlaşma ile ilgili olarak
El-Deylemi, şunları kaydetti:
“Aşiretlerle imzalanan anlaşma sonucunda bulundukları
bölgeleri özgürleştirmeyi başardık. Marib aşiretleriyle yapılan müzakereler ve
anlaşmalar, Ensarullah güçlerinin ilerlemesinde çok olumlu bir rol oynadı. Bu
sayede güçlerimiz Marib kapısına ulaştı.
Sadece aşiretlerle pazarlık ve anlaşma yoluyla Marib şehrine
girebilirsek sorun yok, fakat gerçek sorun şu ki bu şehir Suudi Arabistan, BAE
ve ABD’nin elinde. IŞİD, El Kaide ve Müslüman Kardeşler gibi gruplar sahada
bulunuyor. Bu gruplar, Marib vilayetindeki aşiretlerini nüfuzu altında tutuyor,
ancak Ensarullah Hareketi, müzakereler yapıp anlaşmaya vararak onları bu
grupların hakimiyetinden kurtarmaya çalışır.”
El-Deylemi, Yemen ordusu ve halk komitelerinin ülkenin
parçalanmasını engellemeye ve işgal altındaki toprakları kurtarma konusunda
kararlı olduğunu vurgulayarak, “Burada şunu belirtmek isterim ki, Sokotra Adası
gibi yabancı birliklerin işgal ettiği bölgelerdeki durum Marib’deki durumdan
farklıdır. Aslında işgal altındaki topraklardaki savaş, Suudi Arabistan, BAE ve
ABD birlikleriyle yapılan bir savaştır. O işgalciler Yemen’den çekilmek
zorundadır.” ifadelerinde bulundu.
Marib savaşının zor olduğunu dile getiren El-Deylemi, “Bu
muharebe Suriye’deki ‘Halep’ savaşı gibidir. Halep’in özgürleştirilmesi Suriye
savaşında bir dönüm noktası oldu ve o ülkedeki savaşın durumunu değiştirdi.
Marib işgalden kurtarılırsa Yemen’in geri kalanını özgürleştirmenin kolay
olacağına inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Yemenli diplomat, BAE birlikleri ile müttefiklerinin
stratejik öneme sahip Hudayde bölgesinden çekilmesi hakkında şu açıklamalarda
bulundu:
“BAE güçleri, sahadaki gelişmeler ve siyasal nedenler için
geri çekilmiştir. BAE’nin yaklaşımının değiştiğini söylemek doğru değil. Daha
önce de söylediğim gibi BAE birlikleri Yemen’i terk etmek zorundadır. Aksi
takdirde hedef alınacaktır her halükarda Yemen savaşı, askeri veya siyasi
yöntemle sona erecektir.”
Yemen Büyükelçisi, Suudi Arabistan ve BAE birliklerinin
yanında savaşan Yemenlilerin kaderiyle ilgili olarak, “Savaş biter bitmez genel
af ilan çıkarmak istiyoruz. Yemenli savaşçılar normal sivil olarak tanımlanması
için silahlarını teslim etmelidir.” diye konuştu.
İbrahim Muhammed el-Deylemi, “Yemen’in gelecekteki siyasi
düzeni Lübnan, Irak ve İran gibi mi olacak? sorusuna, “Yemen ne İran, ne Irak,
ne de Lübnan. Bu Yemen’in bir özelliğidir. Yemen kuşatması sona ermeli ve
verilen zararların telafi edilmesi lazım. Savaştan sonra Yemenli gruplar
arasında ulusal diyalog süreci başlayacak. Elbette ki bir dizi olaylar
çıkabilir, ancak diyaloğun temelini oluşturan Yemen konusu değişmeyecek.”
cevabını verdi.
