Mearsheimer: İran’ı “Kıyamet Günü” Yanıtına Başvuracağı Noktaya Getirmeyelim

Uluslararası ilişkilerin önde gelen teorisyeni ve Chicago Üniversitesi Profesörü, Trump yönetiminin ana akım medyadaki bir propaganda kampanyasıyla İran’ı yenilgisinin kaçınılmaz olduğuna ikna etmeye çalıştığını belirterek şöyle dedi: “Bu kampanya başarısız olacak, çünkü gerçekler aksini gösteriyor. ABD’nin ne bugün ne de seçimlerden sonra İran’a karşı bir askeri seçeneği olacaktır.”

Chicago Üniversitesi Siyaset Bilimi Seçkin Profesörü ve uluslararası ilişkilerde Gerçekçilik (Realizm) okulunun en tanınmış teorisyenlerinden John Mearsheimer, YouTube kanalındaki “Trump Blöfle İran’ı Teslim Olmaya Zorlayamaz” başlıklı programının 11. bölümünde, ABD yönetiminin İran ile savaşı bitirmeye yönelik yeni stratejisini askeri ve ekonomik boyutlarıyla ele aldı.

Mearsheimer programın başında şunları söyledi: “Son birkaç haftadır ABD yönetimi, ana akım medyada İranlıları mahkum olduklarına, ibrenin ABD lehine döndüğüne ve hemen şimdi anlaşmalarının daha iyi olacağına ikna etmek için bir propaganda kampanyası başlattı. Ana akım medya da görev bilinciyle buna eşlik ediyor ve yönetimin iddiaları, bu iddiaların mantıklı olup olmadığı değerlendirilmeden aralıksız tekrarlanıyor.”

Mearsheimer ekledi: “İranlıları kandırma ve onları teslim olmaya zorlama yönündeki bu çabanın işe yaramayacağını düşünüyorum; temel olarak çünkü gerçekler başka bir şey söylüyor.”

ABD Stratejisinin İki Sütunu

Mearsheimer’a göre Trump yönetiminin stratejisi ekonomik ve askeri olmak üzere iki sütuna dayanıyor. Ekonomik boyutta yönetim; deniz ablukasının, Hazine Bakanı Scott Bessent’in İran’ın dünyayla ekonomik bağlarını kesme politikasıyla birleştiğinde İran ekonomisini çöküşün eşiğine getirdiğini ve aynı zamanda Fars Körfezi’nden çıkan petrol hacminin neredeyse savaş öncesi seviyelere döndüğünü iddia ediyor. Askeri boyut ise şu anda askeri düzeyde önemli bir şeyin yaşanmamasıdır: Ne bir bombalama var ne de yakında kara kuvvetlerinin devreye gireceğine dair bir kanıt. Ancak yönetim, bölgeye 10.000 asker ve bir uçak gemisi daha göndermeyi büyük bir olay haline getirdi.

Mearsheimer bu stratejinin askeri boyutunu eleştirirken şunları kaydetti: “28 Şubat’tan 8 Nisan’a kadar 40 günlük bir bombalama serisi yaşadık ve bu başarısız oldu. Neden birileri uçak gemileri ekleyerek yapılacak yeni bir bombalamanın İranlıları dize getireceğini düşünüyor? Hemen herkes ABD’nin bir mühimmat kriziyle karşı karşıya olduğunu kabul ediyor ve şu anda İran’ı bombalamamasının nedenlerinden biri de tam olarak bu mühimmat eksikliğidir.”

ABD’nin bölgedeki üç uçak gemisinin varlığı iddiasına değinen Mearsheimer, bölgedeki ABD savaş gemileriyle ilgili dikkat çekici gerçekleri gözler önüne serdi: “USS Theodore Roosevelt gemisi, USS George Washington’ın yerine gönderiliyor, onunla birlikte operasyon yürütmek için değil. USS George H.W. Bush da bölgeden ayrıldı ve şu anda Tayland’da. Şu anda Fars Körfezi bölgesinde sadece bir uçak gemimiz var; Fars Körfezi’nin içinde bile değil, çünkü neredeyse anında batırılma korkusuyla hiçbir gemiyi yaklaştırmaya cesaret edemiyoruz.”

Mearsheimer, son aylardaki operasyonel baskının ABD Deniz Kuvvetleri’ni yıpranma noktasına getirdiğini ve ABD’nin Fars Körfezi bölgesindeki deniz üslerini kaybetmesi nedeniyle 2.500 mil uzaklıktaki Diego Garcia’ya kadar uzanan bir lojistik yapıya bağımlı olduğunu ekledi. İran’ın petrol altyapısına saldırı seçeneği hakkında ise şunları söyledi: “Sorun şu ki İran ikinci vuruş kapasitesine sahip. Şimdiye kadar İran’ın petrol altyapısına ciddi şekilde saldırmamış olmamızın nedeni, İranlıların aynı şeyi Fars Körfezi ülkelerinin ve İsrail’in petrol altyapısına yapmasından korkulmasıdır.”

Hürmüz Boğazı’nı Ele Geçirmek İçin 150 Bın Asker ve 6 Ay Savaş Gerekli Ancak…

Mearsheimer, ABD’nin İran’a yönelik bir kara harekatı olasılığını ciddiye almayarak, bölgedeki yaklaşık 60.000 ABD askerinden yalnızca muharip birliklerin kara saldırısı için kullanılabileceğini ve bunun kendi tahminine göre en fazla 7.500 kişi olduğunu belirtti; buna iki Deniz Piyadesi Müfrezesi, 82. Hava İndirme Tümeni’nin bir kısmı ve Kuveyt civarında konuşlanmış kuvvetler dahil.

Emekli General Barry McCaffrey’nin değerlendirmesine atıfta bulunan Mearsheimer şunları söyledi: “O, yalnızca Hürmüz Boğazı’nı ele geçirmek için 150.000 muharip askere ve üç ila altı aylık bir savaşa ihtiyaç duyulduğuna inanıyor. Bizim en fazla 7.500 askerimiz var. Bunu iki katına çıkarsanız bile McCaffrey’nin rakamının onda biridir.”

Chicago Üniversitesi Profesörü, Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya düzenlediği saldırıya değinerek: “Rusya’nın 190.000 askeri, başlangıçta ele geçirdikleri tüm toprakları ele geçirmek ve elde tutmak için yeterli olmadı. İran’ın nüfusu Ukrayna’nın iki katı ve coğrafyası işgalci bir güç için çok daha zorlu. Dolayısıyla 7.500 askerle İran’a saldırma veya Hürmüz Boğazı’nı ele geçirme fikri hiç gerçekçi değil.”

Sözlerine şunları ekledi: “Amerikan askerleri büyük miktarlarda tabutlarla geri dönerse Amerikan kamuoyunun tepkisinin ne olacağını hayal edin.”

Mearsheimer, bu savaşa muhalefetin en başından beri yüksek olduğunu ve zaman geçtikçe daha da arttığını vurguladı.

İran Ekonomik Baskı Altında Teslim Olmayacak

Amerikalı profesör, Trump yönetiminin ekonomik adımları hakkında şunları söyledi: “ABD’nin İran’a devasa bir acı çektirdiğine şüphe yok. Ancak soru şu: Bütün bunlara rağmen İranlılar teslim olmanın eşiğinde mi? Sanmıyorum.”

Bu değerlendirmesi için üç gerekçe sunan Mearsheimer, ilk gerekçe olarak tarihsel geçmişi gösterdi: “Büyük bir savaşta bir tarafın diğer tarafı yalnızca abluka ile teslim olmaya zorlayabildiği tarihte tek bir örnek bile bilmiyorum. Birinci Dünya Savaşı’ndaki Almanya ablukası bu ülkenin teslim olmasında rol oynadı, ancak ana etken dört yıl boyunca Batı ve Doğu cephelerinde süren devasa kara savaşıydı. Burada bir kara savaşımız yok ve etkili bir hava savaşımız olduğunu da düşünmüyorum.”

Varoluşsal Tehdit: Son Kişiye Kadar Savaşmak

Mearsheimer ikinci gerekçe olarak ABD ve İsrail’in İran için oluşturduğu varoluşsal tehdidi gösterdi: “Benim sayabildiğim kadarıyla Başkan Trump, İran’ın yok edilmesi ve yeryüzü haritasından silinmesi hakkında en az yedi kez konuştu. İranlılar kesinlikle varoluşsal bir tehdit ile karşı karşıya olduklarını anlıyorlar ve varoluşsal bir tehditle karşı karşıya kaldığınızda son kişiye kadar savaşırsınız, teslim olmak bir seçenek değildir.”

Üçüncü gerekçe olarak İran’ın misilleme kapasitesini gösteren Mearsheimer şunları söyledi: “Yanıldığımı ve yaptırımların İran’ı yolun sonuna getirecek kadar yıkıcı olduğunu varsayalım. Bu durumda İranlılar gerilimi tırmandıracaktır. Fars Körfezi genelinde ve İsrail’de enerji altyapısını ve su arıtma tesislerini hedef alabilir; Suudi Arabistan, Kuveyt ve hatta İsrail gibi ülkelere devasa zararlar verebilirler. İran’ın Suudi Arabistan’ın petrol ve su arıtma altyapısını hedef alması halinde bu ülkeyi işleyen bir toplum olarak fiilen devre dışı bırakabileceği savunulabilir. Böyle bir saldırının küresel ekonomi üzerindeki sonuçları da yıkıcı olacaktır. Bu yüzden İran’ı bu ‘Kıyamet Günü’ yanıtına başvuracağı bir noktaya getirmemeyi ummak daha iyidir.”

Hürmüz ve Batı Ekonomisi: Durum O Kadar da İyi Değil

Amerikalı teorisyen, petrol akışının savaş öncesi seviyelere döndüğü iddiasına ilişkin olarak, İranlıların eli kolu bağlı oturmadıklarını ve Wall Street Journal’ın raporuna göre koşullara uyum sağlayarak petrol akışını yavaşlatan yeni ve daha karmaşık saldırılar gerçekleştirdiklerini söyledi. Yemen Ensarullahı’nın da Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’e petrol taşıyan boru hattına saldırdığını ekledi. “Fars Körfezi’nden hâlâ çok miktarda petrol çıksa bile bunun gerçekten bir önemi var mı? Avrupa’daki enflasyona, petrol fiyatlarına, tahvil getirilerine, motorin fiyatlarına ve ABD’deki konut kredisi maliyetlerine bakarsanız, tüm kanıtlar hâlâ derin bir ekonomik sıkıntı içinde olduğumuzu gösteriyor; buna Batı ekonomileri ve hatta onlardan daha fazla Asya ülkeleri de dahil.”

İranlılar Kanmayacak

Mearsheimer konuşmasını özetlerken şunları söyledi: “Başkan Trump’ın bir kara saldırısı başlatacak kadar basiretsiz olduğuna inanmak zor, ancak öyle yaparsa başarılı olamayacak ve sadece durumunu daha da kötüleştirecektir. Askeri bir seçeneğimiz yok; ne bugün ne de ara seçimlerden sonra. Eğer İranlılar bir uçurumun kenarında olduklarını hissederlerse herkesi kendileriyle birlikte aşağı çekeceklerdir ve bu küresel ekonomi ile Trump için felaket olacaktır.”

Chicago Üniversitesi Profesörü sözlerini şöyle tamamladı: “Bu noktada İranlıları kandıramazsınız. Onlar, bu numarayla yenilginin eşiğinde olduklarına ve teslim olma vaktinin geldiğine ikna edilemeyecek kadar zeki, bilgili ve ABD ile etkileşim konusunda tecrübeliler.”

Not: bu analiz snn,ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın