Mış Gibi Yaparak Destek Olunmuyor!

rasthaber
Rasthaber –  Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin
genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin önemli
değerlendirmelerde bulundu. TÜİK’in yüzde 7 olarak açıkladığı rakamların
gerçekçi olmadığının altını çizen Karamollaoğlu, “Bir latife olarak ifade
edeyim, adeta Tayyip Bey’i Üzmeyen İstatistikler Kurumu olarak görev ifa eden
TÜİK’e göre Türkiye ekonomisi ilk çeyrekte yüzde 7 büyümüş. İşsizlik zirve
yapmış, ülkede resmi rakamlara göre her dört gençten biri, gerçek rakamlara göre
ise her üç gençten biri işsiz vaziyette ama bu beylere göre Türkiye ekonomisi
büyüyormuş. Bu ekonomi bu şartlarda kimler için büyüyor? Vatandaş için mi, bir
avuç ihale avcıları için mi?” diye sordu. Karamollaoğlu, organize suç örgütü
lideri Sedat Peker’in iddialarına da değinen Karamollaoğlu, iddialara karşı
iktidarın sesinin çıkmamasına tepki göstererek, “Maalesef Türkiye’miz
haftalardır çok vahim iddialarla, suçlamalarla ve skandallarla sallanıyor. Ama
ne yazık ki iktidar, bu yaşananlar karşısında hiçbir sorun yokmuş gibi
davranmaya devam ediyor. Sizce bu iddialar mı daha vahim, yoksa bu iddialar
karşısında kılını kıpırdatacak bir tane yetkilinin olmaması mı? Yoksa daha da
vahimi Sayın Erdoğan’ın günlerce sessiz kaldıktan sonra hepimizi daha da endişelendiren,
kaygıya sevk eden açıklamaları mıdır?” sorularını sıraladı.

 “YÖNETME
KABİLİYETİNİ KAYBETTİ ARTIK”

İktidara erken seçim çağrısında bulunan Karamollaoğlu,
“Ortada ekonomiden adalete, eğitimden dış politikaya her alanda yaşanan bir
kriz var ve bu iktidarın artık ülkeyi yönetme kabiliyeti ortadan kalkmış
görünüyor. Bu sürecin en sarih çözüm yolu elbette Türkiye’nin ciddi bir
zihniyet değişimine gitmesidir. Metal yorgunluğundan ziyade mental bir
yorgunluk ile yıpranan bu iktidarın ise zihniyetini artık değiştiremeyeceğine
ayan beyan şahit oluyoruz. Öyle anlaşılıyor ki karşı karşıya kaldığımız bu
tıkanmışlığın ve tükenmişliğin giderilmesinin tek yolu kurulacak seçim
sandıkları olacaktır. Mahkemelerin, savcıların, araştırma ve soruşturma
komisyonlarının üstlenmesi gereken sorumluluk sandık başına giden milletimizin
omuzlarında olacak ve hükmü aziz milletimiz verecektir. Hüküm milletindir.
Maşeri vicdan en adil ve doğru kararı verecektir. Milletimiz ne karar verir ise
bizim de başımız gözümüz üstünedir” şeklinde konuştu.

“EKONOMİDE OBEZ VE HORMONLU BÜYÜME GERÇEKLEŞİYOR”

Pandemi sürecinde vatandaşa verilen 661 milyar TL’lik destek
paketlerinin derde derman olmadığının altını çizen Karamollaoğlu, somut
paketlerle destek olunması gerektiğini belirterek, “Toplumun hemen hemen her
kesimi büyük bir mağduriyet yaşarken Erdoğan salgının başladığı günden bugüne
halka 661 milyar TL destek verdiklerini söylüyor. Açıklanan 661 milyar TL
desteğin 315 milyar TL’si banka kredisi, 219 milyar TL’si borç erteleme, 25
milyar TL’si de vergi indirimi. Vatandaşın artık arşa ulaşan feryadı karşısında
somut destek paketleri açıklamak yerine kelime oyunlarıyla milletin gözünü
boyamaya hiç kimsenin hakkı yoktur. 
İktidar -mış gibi yaparak millete destek vermiş olmuyor, milletin
derdine derman olmuyor, bunu idrak etmek mecburiyetindedir. Tüketim odaklı,
krediye dayalı, istihdam yaratmayan bu obez ve hormonlu büyüme vatandaşın
cebine ve sofrasına ne zaman yansıyacak? Yaklaşık bir buçuk yıldır bir pandemi
süreci ile karşı karşıyayız. Doğru, yanlış, bazen de hatalı tedbir kararları
alınıyor ama bu tedbirler karşısında gerekli ve yeterli destekler maalesef
verilmiyor” şeklinde konuştu.

 “MANTIKSIZ
YASAKLAR VE TUTARSIZ KARARNAMELER ÜLKESİ HALİNE GELDİK”

Vatandaşın derdine çare olacak çözümlerin bulunması
gerektiğini belirten Karamollaoğlu, “Millet, yaşadığını biliyor, evinin
kirasını ve faturalarını dahi ödeyemiyor. Siz hangi hikâyeyi anlatırsanız
anlatın, vatandaşın derdini çözmedikçe bunun hiçbir kıymeti yok. İnsanımız;
nimeti paylaşanların, külfeti paylaşanlara artık bir nebze de olsa destek
olmasını bekliyor. İnsanımız artık bıktı, usandı ve yoruldu. İktidardan
dertlerine derman olacak tedbirler bekliyor. Açıklanan tedbir kararlarındaki
mantık hataları ve yaşanan öngörülemezlik dönemi ile adeta mantıksız yasaklar
ve tutarsız kararnameler ülkesi haline geldik” diye konuştu.

“TÜRKİYE’NİN HER ANLAMDA NORMALLEŞMEYE İHTİYACI VAR”

Pazartesi günü itibarıyla başlayan yeni normalleşme
sürecinin mantıksızlıklar barındırdığını ve kabinenin neye göre bu kararları
aldığını açıklaması gerektiğini kaydeden Karamollaoğlu, “İktidarda bulunmak;
üniversiteden binlerce liralık borçla mezun olan, yıllarca işsiz bırakılan ve
atanmak için sınava giren gençlerimizin 360 lira KPSS parasını nasıl
denkleştireceğinin sıkıntısını kendi yüreğinde hissetmeyi gerektirir. Saadet
Partisi olarak son 5-6 yıldır her fırsatta ve her zeminde Türkiye’nin
normalleşmeye ihtiyacı olduğunu vurguluyoruz. Siyasetten ekonomiye, adaletten
toplumsal hayatımıza varıncaya dek her alanda ve her anlamda bir normalleşmeye
ihtiyaç duymaktayız” dedi.

“KANAL İSTANBUL’A DEĞİL, KALAN İSTANBUL’A SAHİP ÇIKMAK
GEREK”

Son dönemlerde gündemi meşgul eden Kanal İstanbul
tartışmaları üzerinden konuşmasına devam eden Karamollaoğlu, “İhtiyacımız olan
inat değil karşılıklı itimat, hesaplaşma değil helalleşme, kutuplaşma değil
kucaklaşmadır. Bugün gerekli olan şey Kanal İstanbul’da ısrar etmek değil,
kalan İstanbul’a sahip çıkmaktır. Gün, gökdelen sevdasından, beton ve asfalt
ısrarından vazgeçip Uzungöl’e, İkizdere’ye, Saroz Körfezi’ne, Salda Gölü’ne,
Kaz Dağları’na güzelim memleketimizin ağacına, suyuna, toprağına, tarihi ve
doğal güzelliklerine hep birlikte sahip çıkma günüdür” ifadelerini kullandı.

 “İKTİDAR İŞ VE AŞA
ODAKLANMALI”

İktidarın tartışmalara değil, milletin dertlerine yönelmesi
gerektiğinin altını çizen Karamollaoğlu, “Normalleşme için ülkesini, bayrağını,
devletini ve milletini seven bir insanın atacağı adım seçim hesapları uğruna
toplumsal fay hatlarını sürekli derinleştirmek ve gerginleştirmek değil,
milletin geçimine odaklanmaktır. Yersiz, gereksiz ve hiç kimseye faydası
olmayan tartışmalarla vakit kaybetmek yerine, işe ve aşa odaklanılmalıdır.
Bizim gayemiz sadece iktidarı tenkit etmek, birilerini üzmek değil, sorumluluk
taşıyan ve iktidarda çalışan arkadaşlarımızı uyarmaktır. İktidarın üzerine
düşen görev, sıkıntıya düşen milletini kucaklamaktır. Bu zor dönemin üstesinden
ancak birlikte hareket edersek gelebiliriz” şeklinde konuştu.

miligazete

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın