yıldönümü münasebetiyle Cumartesi akşamı yaptığı konuşmada, bu savaşın Siyonist
düşmana karşı caydırıcı bir denklem dayattığını söyledi.
Lübnan Hizbullah Hareketi Genel Sekreteri Seyyid Hasan
Nasrallah bu konuşmada, 33 günlük savaşın boyutlarını değerlendirdi.
Seyyid Hasan Nasrallah konuşmasının başında, silahlı kişiler
tarafından Halde’de sivillere düzenlenen saldırıya değindi ve Hizbullah
Hareketi kuvvetlerinden biri olan Ali Şibli’nin şehadetinden dolayı başsağlığı
diledi.
Hizbullah Genel Sekreteri şu ifadelerde bulundu: ‘Direniş
ekseni, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi Genel Sekreterini yani Ebu Cihad Ahmed
Cibril’i kaybetti ve doğrudan 33 günlük savaşa girdi. Bu savaş birçok
kazanımlar getirdi ve herkes için en önemli konu bu savaşın kazanımlarını
korumaktır.
Bu savaş, son örneği Kudüs’ün Kılıcı olan Siyonist rejime
karşı daha fazla savaşa yol açtı. Bu savaşın en önemli kazanımlarından biri
Lübnan’ın güvenliğinin sağlanması olmuştur.’
33 günlük savaşın en önemli başarısı, caydırıcılık
denkleminin dayatılmasıdır
Seyyid Hasan Nasrallah sözlerine şöyle devam etti: ‘Son 15
yılda Lübnan’a yönelik hiçbir hava saldırısı hedefi vurmadı. Bu savaşın en
önemli başarısı, Lübnan’ı desteklemeyi amaçlayan caydırıcılık denkleminin
kurulmasıdır.
Bu savaştan önce ve onlarca yıldır Lübnan, siyonist rejimin
hava kuvvetlerinin yuvası olmuştur.
Hiçbir şey siyonistleri bu saldırıları yapmaktan
alıkoyamıyordu, ancak onları şu anda Lübnan’a saldırmaktan alıkoyan şey, bu
rejimin Lübnan direnişiyle büyük bir çatışmaya girme korkusudur.
Bugün siyonist düşman, kendi varlığından her zamankinden
daha fazla endişe duyuyor. Süper güçler ve bölge ülkeleri tarafından
desteklenen bu düşman, Lübnan direnişiyle savaşın sonuçlarından ve iç cephesine
etkisinden korkmaktadır.’
Siyonistlerin direnişin silahlarından duyduğu korku
Seyyid Hasan Nasrallah şunları söyledi: ‘Siyonist düşmanın
savaşın sonuçlarından korkması, Lübnan’ı işgal etmeye cesaret edememesine neden
oldu.
Siyonist düşman 2006’dan beri Hizbullah’ın silahlarından endişe
duyuyor ve Lübnan’daki bazı taraflar bilerek veya bilmeyerek direnişi
silahsızlandırma konusunda bu düşmana yardım ediyor.
Siyonistler, Suriye’ye yönelik saldırılarıyla amaçlarına
ulaşamadılar ve Hizbullah’ın güçlenmesini engelleyemediler. Direnişin füze
kabiliyeti büyük ölçüde artırıldı.’
İsrail saldırıda bulunduğunda bunun cevabını alacaktır
Hizbullah Hareketi Genel Sekreteri, siyonist rejimin son 15
yılda eşi benzeri olmayan güney Lübnan’ı işgaline atıfta bulundu ve şunları
söyledi: ‘Perşembe günü kimliği belirsiz füzeler ateşlendi … biz bu konuyu
ordunun halletmesi için bıraktık … ama gecenin bir yarısı güneyde bazı
bölgelere saldırı düzenlendi … Düşman İsrail, yerleşim olmayan bölgeleri
vurduğunu açıkladı ve bu konunun böyle kapanacağını düşündü…Eğer bir saldırı
oluyorsa bunun karşılığının da olması gerekir.
Perşembe günü yaşananlar, hızlı bir şekilde yanıt verilmesi
konusunda zaman açısından önemliydi. Cevap geç verilseydi değerini kaybederdi.
Düşmanın saldırısı karadan ve boş bir alana olduğu için
bizim o bölgede verdiğimiz yanıt da buna benzerdi… Tepkimizi derecelendirmek
ve gerekirse yükseltmek için Şeba Çiftliklerinde açık alanları seçtik…
Müdahale saatini, halkı korkutmak için gece yarsı saldırı düzenleyen düşmanın
aksine, korkuya ve paniğe yol açmamak için gündüz bir vakitte seçtik.
Hizbullah bu saldırının ardından yaptığı açıklamada
sorumluluğu üstlendi. Açıklamamız ve saldırımız birbirini tamamlayan şeylerdi.
Yanıtımız güpegündüz gerçekleşti ve mesajı açıktı; Açık ve yerleşim yeri
olmayan alanları vurduk. Bazı İsrail medyası Hizbullah’ın yeni bir denklem
oluşturmak istediği analizinde bulundu. Hayır. Bu aynı denklemdir ve onu biz
sabit kıldık. Düşmana, düşman ordusunun hava kuvvetlerinin herhangi bir hava
saldırısına uygun ve aynı şekilde karşılık vereceğimizi söylüyoruz.
İşgal altındaki Filistin’e saldıran bu hareketin amacı, çatışmanın
kurallarını koymaktı, İslami direnişin 33 günlük savaştaki kazanımlarını yok
etmeyeceğiz; Çünkü bu, düşmanın Lübnan’ı ve Lübnan halkını hedef almasına neden
olacaktır.’
Lübnan ile savaş İsrail’in en büyük aptallığı olacaktır
Nasrallah, siyonist rejimin hava saldırılarına her yerden
karşılık verilebileceği konusunda siyonist rejimi tehdit ederek şunları
söyledi: ‘Bu cevap Golan Tepeleri’nden gelebilir… ama İsrail düşmanıyla bir
savaş aramıyoruz ve ona doğru ilerlemiyoruz, ama buna hazırız ve kazanacağız.
Düşmanın yapabileceği en büyük aptallık Lübnan’la savaşa girmeye kararı vermesi
olacaktır.
Hizbullah Genel Sekreteri, direnişin, siyonist düşmanı
2006’da geri çekilmeye zorladığını ve 2006’da bu rejime karşı kazandığını
belirterek, iç muhalefetle ilgili olarak, Hizbullah’ın Siyonistlere verdiği
yanıt hakkında şunları vurguladı: ‘Direnişin verdiği yanıttan sonra yalancı
gözyaşı döken Lübnan’ın egemenli iddiasında bulunanlara cevap vermek
istemiyorum. Bu faydasız bir çabadır.’
Hizbullah’ın iki şehidinin intikam davası devam ediyor
Seyyid Hasan Nasrallah konuşmasının başka bir bölümünde, bu
hareketin iki üyesinin şehadetine değinerek şunları söyledi: ‘Bu iki
şehidimizin dosyası hala açık ve perşembe günü düzenlenen operasyonun
bildirisinde bu şehitlerin dosyalarının hala açık olduğunu hatırlatmak için
onların isimlerinden bahsettik… Bu operasyonda Şeba Çiftliğindeki açık
alanları vurmaya karar verdik. Belki bir sonraki durumda mesela el-Celil’deki
açık alanlar gibi işgal altındaki Filistin’in kuzeyini vurmaya karar veririz.’
Seyyid Hasan Nasrallah, “O mermi ve bombaları ateşleyen
savaşçıların yanına gitmeyi, ellerinden ve alınlarından öpmeyi ve onların
alınlarının terini silmeyi çok isterdim” diyerek, bu operasyonun ardından ordu
tarafından dört Hizbullah kuvvetinin tutuklanmasına tepki göstererek şu
hatırlatmalarda bulundu: ‘Direniş unsurlarına sıkıntı ve zorluk çıkaranlar
sanki başka bir dünyada yaşıyor gibi… Direniş unsurlarına yardım edenler Şuya
köyü sakinlerinin kendileriydi. Kardeşlerimize zorluk ve sıkıntı çıkaranlar,
teçhizatı çalanlar, kavga çıkaranlar ve katlederek tahrikte bulunanlar
sorgulanmalıdır.’
Suudi Arabistan ve ABD, Direnişi Beyrut’ta yaşanan
patlama konusunda suçlamanın bedelini ödedi
Nasrallah, konuşmasının bir başka bölümünde Beyrut’ta
yaşanan patlamaya değindi ve şu açıklamalarda bulundu: ‘Beyrut limanındaki
patlamanın ilk anından itibaren tanınmış Arap ve yerel medya Hizbullah’ı ve
direnişi bu olaydan (patlamadan) sorumlu olmakla suçladı… Ancak birkaç gün
sonra direnişin limandaki füze ve mühimmatı hakkında söylenenlerin hiçbir
dayanağı olmadığı ortaya çıktı ve kimse özür dilemedi.
Limanda yaşanan patlamada Hizbullah’ın parmağı olduğuna dair
hiç kimse kanıt sağlayamadı. Beyrut’ta yaşanan patlamanın hemen ardından siyasi
bir sömürü yaşandı ve bunun bedelini ABD ve Suudi Arabistan ödedi.
Soruşturmalarda, limanda silah veya mühimmat bulunmadığı
sonucuna varıldı. Nitrata (Beyrut limanında bulunan patlayıcı) ihtiyaç duyanlar
Lübnanlı ve Suriyeli silahlı kişilerdi ve onu limana getirenler hükümet ve
güvenlik servislerindeki Lübnanlı taraflardı.
Lübnan yargısı limanda yaşanan patlamaya ilişkin
soruşturmanın sonuçlarını neden açıklamıyor? Hizbullah soruşturmadan korkmuyor;
Çünkü yargı onu suçlamadı… Hizbullah’ın korkusu gerçeğin zayi edilmesidir.
Soruşturmanın teknik sonuçlarının açıklanmasını istiyoruz ama liman patlamasına
ilişkin adli soruşturma siyasallaştı.’
Halde katliamının failleri adalete teslim edilmelidir
Seyyid Hasan Nasrallah, Halde’de sivillere yönelik
düzenlenen saldırıya değinerek şunları söyledi: ‘Halde katliamından sonra
bekledik, halkı kontrol ettik ve iç savaşa girmeyi reddettik… Bu katliamın
tüm failleri bir an önce tutuklanıp yargıya teslim edilmeli ve halka
saldırılması ve güneye giden yolun kapatılması sorunu için bir çözüm yolu
bulunmalıdır.
Halde bölgesindeki Araplar ve kabilelerle hiçbir sorun yok.
Lübnan’da herkesin iyiliğini istiyoruz ama Halde olaylarının değerlerle ve
insanlıkla hiçbir ilgisi yok… Eylemler tamamlanana kadar bu katliamın
dosyasını bizzat takip edeceğim.’
