Rasthaber – İsrailli güçler ilk olarak 6 Nisan günü mayın kullanarak Kızıldeniz’deki
İran gemisi olan Saviz’i hedef aldılar. 6 gün sonra yani 12 Nisan gününde de
İsrailliler Natanz nükleer tesislerinde sabotaj girişimi gerçekleştirdiler. İsraillilerin bu girişimi hususunda üç önemli
nokta dikkat çekmektedir.
İlk önemli nokta Binyamin Netanyahu’nun kendi savaş bakanına bile güvenmemesi ve Benny
Gantz’ı bu sabotaj girişimi hususunda
bilgilendirmemesidir. Benny Gantz, son
günlerde işgal altındaki toprakları ziyaret eden Amerika savunma bakanı Lloyd
Austin ile görüşmesinde Mossad ve Şin Bet istihbarat servisleri kapsamında
İran’daki Natanz sabotaj girişimine yönelik araştırmaların başlatılması talebinde bulundu. Gantz şöyle bir açıklamada bulundu:
” Özellikle de kişisel veya politik
çıkarlardan kaynaklanması halinde çok kötü olan sorumsuz bir tavırdan söz
ediyoruz. ”
Bu açıklamalar işgal altındaki topraklarda siyasi
münakaşaların büyüdüğünü güvenlik kararları bile etkilediğini gösteriyor.
İkinci önemli nokta ise, bu tür sabotaj girişimlerinin İran
ile 4+1 grubu arasında müzakerelerin devam ettiği sırada gerçekleştirilmesidir.
Bu bağlamda müzakereler ile ilgili olumlu haberler de yayımlanmıştı ve BERCAM
nükleer anlaşmasının tekrar canlanması gündeme alınmıştı. Siyonist Rejim başbakanı Binyamin Netanyahu,
eski Amerika başkanı Donald Trump döneminde Amerika’yı BERCAM nükleer
anlaşmasından çekmek için elinden geleni yaptı. Ancak yeni Amerika hükümetine
pek güvenmiyor, bu yüzden de Natanz nükleer tesislerine yönelik sabotaj
girişimi ile nükleer müzakereleri de aksatmaya çalıştı.
Yonna Jeremy Bob, İsrail’in Jerusalem Post gazetesinin
yayımladığı yazısında şöyle yazdı: ”
Natanz’a saldırı planı hazırlandığında,
İran ve Amerika’nın mevcutta sürmekte olan müzakereler masasında karşı
karşıya oturacağı belirsizdi ancak bu saldırının yeşil ışığı ister saha ister
siber alandaki girişimler, Viyana müzakereleri ile ilgili olabilir.
İsrail’in Kanal 13 kanalı savunma alanındaki analisti Allon
Ben David ise Natanz olayının İran’ın Amerika ile müzakerede elini daraltacağını
ve Amerika makamlarının da nükleer tesislere zarar verilmesinden memnun
kaldığını söyledi.
Bu yüzden görünen o ki İsrail de İran’a yönelik sabotaj
girişimlerine odaklanmıştır. Özellikle de işgal altındaki topraklarda siyasi
gerilimlerin artması ve İran ile Batılılar arasındaki diyalogların başarı
ihtimali, çerçevesinde bu sabotaj girişimleri uygulanmaktadır.
Jerusalem Post ise İsrailli makamlardan naklen, bu
girişimleri ” İsrail’in İran’a
karşı gizli savaşı” olarak adlandırıyor. Benny Gantz ise bu hususta
defalarca uyarıda bulunmuştur.
Üçüncü önemli nokta İran İslam Cumhuriyeti’nin göründüğü
kadarı ile İsrail’in bu girişimleri karşısında stratejik sabrı bir kenara
bırakmış olması ve intikama odaklanmasıdır.
Bir diğer yandan İran İslam Cumhuriyeti İsrail girişimlerinin Amerika ve
birkaç Avrupa ülkesi bilgisi olmadan gerçekleştirilmeyeceğini de biliyor. Bu yüzden Natanz sabotaj girişimine ilk tepkide
de İran yüzde 60’lık zenginleştirme haberini verdi. Bu bağlamda İran Atom Enerjisi Kurumu
başkanı Ali Ekber Salehi şöyle bir vurguda bulundu: ” İran’ın yüzde 60 kadar zenginleştirilmiş
uranyum üretim kararı, meclisimizin yaptırımları kaldırma yönündeki stratejik
adımı çerçevesinde idi. “
Başka bir ifade ile İsrail’in girişimleri Tahran’ı daha da
azimli ve kararlı kıldı.
Son nokta ise, İran
İslam Cumhuriyeti’nin şimdiye kadar Batı Asya bölgesinde yeni savaşların baş
göstermesini önlese de İran İslam Cumhuriyeti’nin savunma gücünden yola çıkarak
İsrail’in girişimlerinin devam etmesi halinde yeni bir savaş meydana gelebilir.
İşgal altındaki topraklarda bile bu husus göz önünde bulundurulmaktadır ve
Netanyahu uyarılmaktadır. Belki de
Netanyahu mevcut sarsılmış durumdan kurtulmak için İsrail güvenliğini göz
önünde bulundurmadan yeni bir savaş peşindedir.
Böyle olursa İsrail’in kaderi kendi elinde olmayacaktır.
Parstoday
