ülkeye ait uçaklardan paraşütle yardım indirildi. Birleşmiş Milletler,
Gazze’deki nüfusun dörtte birinin kıtlığın eşiğinde olduğu uyarısında bulundu.
Siyonist güçlerinin saldırısı altındaki Gazze Şeridi’ne
Mısır, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Fransa’ya ait uçaklardan
paraşütle yardım indirildi. Pek çok Filistinli, yardımları alabilmek için
sahile gitti. Yardımların bazılarının denize inmesi üzerine bazı Gazzeliler
ufak balıkçı tekneleriyle, bazıları ise yüzerek yardımlara erişmeye çalıştı.
Ürdün Ordusu’ndan yapılan açıklamada da Gazze Şeridi’nin
kuzey bölgelerine havadan insani yardım indirme operasyonuna Ürdün Kralı 2.
Abdullah’ın da katıldığı bildirildi.
Yardımların besin değeri yüksek hazır öğünler de dahil olmak
üzere yardım ve gıda malzemeleri içerdiği belirtilen açıklamada, operasyonda
yardımların Gazze Şeridi kıyılarına atılarak doğrudan halka ulaştırılmasının
amaçlandığı ve uçakların alçak irtifalarda uçtuğu kaydedildi. Öte yandan, bu,
Ürdün Kralı 2. Abdullah’ın Gazze Şeridi’ne insani yardımların indirilmesi
operasyonlarına ikinci katılımı oldu.
Dün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) de
“Silahlı Çatışmada Sivillerin Korunması” başlığı altında Gazze’de
gıda güvensizliğin oluşturduğu riskler tartışıldı.
BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Genel Müdür Yardımcısı
Maurizio Martina, “Bugün Gazze halkı, çatışma nedeniyle korkunç boyutta
gıda güvensizliği ve yüksek kıtlık riskiyle karşı karşıya” uyarısında
bulundu. Bunun temel nedenlerini yoğun çatışmalarda artış, gıdaya, temel
hizmetlere ve hayat kurtarıcı yardımlara erişimde azalma ve insanların temel
hizmetlerden yoksun bir şekilde yetersiz tesislere izole edilmesi olarak
sıralayan Martina, Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) ölçeğine
göre Gazze’de 378 bin kişinin ‘felaket’ olarak adlandırılan 5’inci seviyede yer
aldığına dikkat çekti.
Martina, bunun 5 evden birine tekabül ettiğini belirterek
Gazze’de sivil altyapı, gıda üretim ve dağıtım tesisleri ile sulama
tesislerinin bir kısmının yok edildiğini, diğerlerinin ise çok ağır hasar
aldığını ya da erişim bulunmadığını dile getirdi. İsrail’in 9 Ekim’den bu yana
uyguladığı kuşatmanın gıda ürünleri, elektrik ve yakıtı ya tamamen kestiğini ya
da kısıtladığını kaydeden Martina, aynı zamanda su kısıtlamasının da sürdüğünü
bildirdi.
Martina, 7 Ekim öncesine göre Gazze’deki su tedarikinin
yüzde 7 düzeyine gerilediğini vurgulayarak, “Gazze’deki yeraltı suyunun
yüzde 97’si insan tüketimine uygun değil” diye konuştu. Mevcut çatışma
öncesinde Gazze’nin gıda üretiminde kendine yettiğini ifade eden Martina,
mevcut durumun bunu çok ciddi düzeyde yok ettiğini söyledi.
Gazze’nin kuzeyinde tarım üretiminin en iyi ihtimalle
mayısta çökeceğini öngördüklerini aktaran Martina, “15 Şubat itibarıyla
Gazze’deki mahsul alanlarının yüzde 54.8’i hasar görmüş durumda” dedi.
Martina, çatışmaların durması ve insani yardımın ulaşımının sağlanmasının
kıtlığı engellemek için gerekli adımlar olduğunun altını çizdi.
Dünya Gıda Programı (WFP) İcra Direktörü Yardımcısı Carl
Skau da konuya ilişkin açıklamasında “Bugün Gazze’de neredeyse 2,2
milyonluk nüfusun tümü gıda yardımına muhtaç” ifadelerini kullandı. Skau,
ateşkes anlaşması olması halinde WFP’nin operasyonlarını genişletmeye hazır
olduğunu belirterek, “Kıtlık riski, Gazze’ye temel gıda ürünlerinin
yeterli düzeyde sağlanamamasıyla artıyor” şeklinde konuştu.
WFP’nin 18-19 Şubat’ta yardım konvoylarının saldırıya
uğradığını ve bunun ardından Gazze’nin kuzeyine yönelik operasyonlarını
koşullar elverene kadar askıya almayı kararlaştırdığını belirten Skau,
“Gazze’nin kuzeyine giden çalışanlarımız, koşulların felaket olduğunu
bildirdi. Gıda ve temiz su çok sınırlı, gıdasızlık artıyor ve hastalık
yaygın” dedi. Skau, Gazze’nin kuzeyine gıda ve diğer insani yardım
malzemelerinin yeterli düzeyde ulaştırılması için acilen adım atılması
gerektiğini kaydetti.
Bunun için ise insani yardım çalışanları için güvenli
çalışma ortamı sağlanmasının şart olduğuna işaret eden Skau, aynı zamanda
İsrailli yetkililerle yürütülen uyarı sisteminin uygulanması ve iletişim ağının
istikrarlı olması gerektiğini söyledi.
Carl Skau, kıtlığı engellemek için çok daha fazla gıda
tedarikine ihtiyaç olduğunun altını çizerek, sağlık dahil temel hizmetlerin
tekrar inşa edilmesi gerektiğini bildirdi. Bunları sadece BM Mültecilere Yardım
Ajansı’nın (UNRWA) yapabileceğine işaret eden Skau, BM Güvenlik Konseyi’nin
2018’de kabul ettiği 2417 sayılı kararın çatışma ve gıda güvensizliği
arasındaki kısır döngüyü kırmayı amaçladığını hatırlattı. Skau, “Konsey’e
bugün bu kararı uygulama çağrısında bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.
BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) Cenevre
Temsilcisi ve Koordinasyon Birimi Direktörü Ramesh Rajasingham ise
“Gazze’de bugün nüfusun dörtte biri kıtlığın eşiğinde” uyarısında
bulundu. Rajasingham, Gazze’nin kuzeyinde iki yaş altı çocuklardan 6’sından
birinin şiddetli gıdasızlıkla mücadele ettiğinin altını çizdi.
Gazze’de çocuklar, kadınlar ve emziren anneler arasında
gıdasızlığın hızla arttığına işaret eden Rajasingham, barınaklardaki aşırı
kalabalık, soğuk hava, yetersiz beslenmenin salgın hastalıklar için elverişli
bir ortam oluşturduğunu söyledi. Rajasingham, insani yardım çalışanlarının
Gazze’ye erişim konusunda çok büyük engellerle karşılaştığını aktardı.
BM Güvenlik Konseyi, üye ülkeler ve uluslararası toplumun
adım atmadan gerekli yardımın sağlanmasının mümkün olmayacağına işaret eden
Rajasingham, “Bu nedenle ateşkes çağrımızı yineliyoruz. Eğer harekete
geçilmezse Gazze’de yaygın kıtlığın ve daha fazla can kaybının kaçınılmaz
olacağından endişe ediyoruz. 7 Ekim’den bu yana çatışma 30 bine yakın can aldı,
70 bine yakın yaralıya sebep oldu. Bu nedenle Konsey’in bu konuyu acil olarak
ele alması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
