Nükleer Anlaşma Konusunda İran Davacı, Batı İse Davalı Taraftır

rasthaber
Rasthaber –   İran Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Başmüzakarecisi Ali
Bakıri Kani, İran’ın Nükleer Anlaşma konusunda davacı taraf olduğunu söyledi.

Ali Bakıri Kani şu ifadelerde bulundu: ‘İran’ın dini inançlarımıza da dayanan dış politikasının
temel dayanaklarından biri, verdiğimiz sözlere ve anlaşmalara sadık olmamız
gerektiğidir, elbette İran da arzu edilen uluslararası düzen konusunda bu
prensibi takip etmektedir. Batı eksenli düzenin temelleri ise bu konuya hiç
aldırış etmezler ve çıkarları gerektirdiğinde başka yola saparlar.

İran, Nükleer Anlaşma konusunda taahhütlerini aynen yerine
getirdi ve karşı taraftan da aynısını yapmalarını bekliyor. Tabi İran, onların
taahhütlerini yerine getirmemeleri karşısında pasif davranmıyor. Önemli olan
İran’ın taahhütlerini yerine getirmesidir. Nükleer Anlaşmanın tarihsel deneyimi
de bu konuyu göstermektedir.

Bu bağlamda, İran’ın Nükleer Anlaşma (KOEP) kapsamındaki
yükümlülüklerini azaltma alanındaki eylemlerinin bile KOEP anlaşmasının
hükümlerine dayandığını ve İran’ın bu bağlamda KOEP formundaki taahhütlerine
sadık kaldığını belirtmek gerekir.

Bu çerçevede, İran KOEP denkleminde davacı, batılı taraflar
ise davalı taraftır. KOEP deneyimi ülkemize birkaç konuyu göstermiştir. Birincisi,
hiçbir şekilde düşmana güvenmemeliyiz, bu İran’ın dış politikasında temel bir
konudur. İkinci nokta, yabancılara güvenmemektir. Eskiden anlaşma olursa falan
iş yapılır gibi söylemlerde bulunulurdu. Biz, hedeflerimize ve çıkarlarımıza
ulaşma yolunda mümkün olduğu kadar anlaşmanın imkânlarını kullanmalı ve
yolumuzu ileriye taşımalıyız. Bu nedenle anlaşmanın kendisi kapasiteleri kapatmamalı
ve askıya alınmamalıdır.

Bir diğer nokta da hem Avrupa hem de Amerika olmak üzere
Batılılar son yıllarda çıkarları gerektirince hiçbir ahlaki sınır tanımadıklarını
gösterdiler. Örneğin, Batılılar yaptırımlarını gıda, ilaç ve tıbbi malzeme gibi
alanlara genişlettiler, oysa bu gibi insani konular, uluslararası arenada bir
ülkeye yaptırım uygulanmaması gereken durumlar arasında yer alıyor.

Fakat, tüm bu konular son yıllarda İran’a yönelik yaptırımlar
arasında yer aldı ve bu konu ülkemizin insanlarına Batılıların gerçek yüzünü ve
kendini insan hakları savunucusu olarak gören batılı aktivistlerin hasta bir
çocuğun ağrısını gidermek ve yaralarını sarmak için ihtiyaç duyduğu ilaçları
sağlamaya bile hazır olmadığını gösterdi. Bu bağlamda özellikle “EB” çocuklarından
bahsedebiliriz. Ne yazık ki bu çocuklar da Batılı ülkelerin yaptırımlarının
hedefi olmuşlardır.

Ülkemizin mevcut hükümetinde başından beri devam eden
yaptırımların kaldırılması müzakereleri konusu, ülkemizin kırmızıçizgileri
çerçevesinde İran milletinin menfaat ve haklarının yerine getirilmesi gayesiyle
bugüne kadar devam etmektedir. İran bu konuda her zaman ciddi olmuştur. İran bu
müzakerelerde hala ciddidir, ancak hükümet ve İmam Hamanei tarafından özellikle
vurgulanan şey, ülkenin kaderinin müzakere konusuna bağlı olmamasıdır.

Ülkemiz hükümetinin herhangi bir ihmalini veya eksikliğini
görmüyoruz ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın kendisi ciddi bir şekilde müzakere
konusunu takip ediyor. Ancak karşı taraf bazen düzmece bahaneler üretip gündem
dışı konuları gündeme getiriyor. İran, önceki anlaşma çerçevesinde müzakere etmek
istediğini defalarca açıkladı. İran, karşı taraflarla iletişimini farklı
şekillerde sürdürmekte ve müzakereler farklı kısımlara ayrılarak
ilerletilmektedir. Müzakerelerdeki çaba ve sinerji sürecinin olumlu sonuçlarla
sonuçlanmasını umut ediyorum.’

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın