Politico, Donald Trump’ın ikinci başkanlık dönemindeki yanlış hesaplarını ele aldığı kapsamlı analizinde, ABD Başkanı’nın diğer ülkelerdeki milliyetçilik ve ulusal gururun gücünü küçümsediğini belirterek, İran konusunda yaşanan başarısızlığın bunun en maliyetli örneği olduğunu yazdı.
- Trump destekçisi Daniel Smith örneği
- Tehdit siyaseti ters tepti
- İran konusundaki yanlış hesap
- Diğer alanlarda da başarısızlık
- “ABD artık bir imparatorluk gibi davranıyor”
- “Kanada fakirleşmeyi kabul eder ama ABD’ye katılmaz”
- Yeni Amerikan milliyetçiliği arayışı
- “Ulusal egemenliğe saygı stratejik bir zorunluluktur”
“Trump’ın ikinci döneminin en şaşırtıcı yanlış hesabı” başlıklı analizde, yaklaşık on yıl önce Amerikan milliyetçiliği ve egemenlik vurgusuyla siyasete giren Donald Trump’ın, ikinci döneminde diğer ülkelerdeki milliyetçi duyguları göz ardı ettiği ifade edildi.
Trump destekçisi Daniel Smith örneği
Analizde, Kanada’nın Alberta eyaletinin Başbakanı Daniel Smith örneğine yer verildi. Bir dönem Trump’ın güçlü destekçileri arasında gösterilen ve Amerikalı sunucu Tucker Carlson’ı Kanada’da ağırlayan Smith’in, Trump’ın Kanada’nın iç siyasetine müdahale girişimleri sonrasında tavrını değiştirerek, “Ülkemizin iç işlerine hiçbir dış müdahaleyi kabul etmiyoruz” açıklamasını yaptığı belirtildi.
Politico, bunun yabancı bir lidere duyulan sempatinin, o liderin başka ülkelerin iç işlerine müdahalesinin kabul edileceği anlamına gelmediğini gösterdiğini vurguladı.
Tehdit siyaseti ters tepti
Trump’ın 2025 kışında Kanada’ya yönelik gümrük vergisi tehditleri ve dönemin Başbakanı Justin Trudeau hakkındaki aşağılayıcı açıklamalarının beklenen sonucu vermediği belirtilen analizde, bu politikaların Kanada’da milliyetçi tepkileri güçlendirdiği ve ABD’nin ekonomik baskısına karşı çıkan Mark Carney’nin iktidara gelmesine zemin hazırladığı ifade edildi.
Benzer bir durumun Ukrayna’da da yaşandığı belirtilerek, Trump’ın Kiev’e kırılgan bir barış anlaşmasını dayatma girişiminin, Volodimir Zelenskiy’nin Oval Ofis’te aşağılanması ve Ukrayna’nın maden kaynakları üzerinde baskı kurulmasının, Ukrayna egemenliğine yönelik bir hakaret olarak algılandığı kaydedildi.
İran konusundaki yanlış hesap
Politico’ya göre, Trump’ın uluslararası alandaki en ağır ve maliyetli hatası İran konusunda yaşandı.
Analizde, İran liderliğinin tasfiye edilmesi ve geniş çaplı bombardımanlarla ülkenin diz çöktürülebileceği ve yerine Batı yanlısı bir yönetim getirilebileceği yönündeki hesapların başarısız olduğu belirtildi.
Bu yanlış hesabın aylar süren bir çıkmaza yol açtığı, enerji fiyatlarını ciddi biçimde artırdığı ve küresel ekonomiyi durgunluğa sürüklediği ifade edildi.
Politico’nun değerlendirmesinde, İranlı komutanlar ve din adamlarının aylar süren hava saldırılarına rağmen teslim olmayı reddettikleri belirtilerek, “Hiçbir milliyetçi lider İran’ın bombardıman karşısındaki direncine şaşırmamalıdır” görüşüne yer verildi.
Diğer alanlarda da başarısızlık
Analizde, Trump’ın başka stratejik alanlardaki girişimlerinin de başarılı olmadığı ifade edildi.
Bunlar arasında:
- Brezilya’nın yargı süreçlerine müdahale girişimi,
- İngiltere ve İspanya’daki askeri havaalanları üzerindeki tasarruf çabaları,
- İsrail’e askeri strateji dayatmaya çalışması,
- ABD Başkan Yardımcısı’nın Macaristan’a gönderilerek Viktor Orban’a destek verilmesi ve bunun ağır bir yenilgiyle sonuçlanması,
gösterildi.
Politico, Trump’ın baskı politikalarının ancak Arjantin, Honduras ve Venezuela gibi nispeten zayıf ve bağımlı ülkelerde kısmen sonuç verdiğini savundu.
“ABD artık bir imparatorluk gibi davranıyor”
Politico’ya konuşan Fransa’daki sağcı Ulusal Birlik Partisi’nin muhtemel cumhurbaşkanı adayı Jordan Bardella, Trump’ın ikinci dönemini eleştirerek, ABD’nin artık bir “imparatorluk” gibi hareket ettiğini ve Trump’ın “son derece istikrarsız ve sürekli değişen” bir lider olduğunu söyledi.
Bardella da Daniel Smith gibi, ülkesinin iç işlerine yönelik dış müdahaleleri reddettiğini vurguladı.
“Kanada fakirleşmeyi kabul eder ama ABD’ye katılmaz”
Analizde, Kanada’nın eski Muhafazakâr Başbakanı Stephen Harper’ın, Trump’ın tehditleri karşısında yaptığı açıklamalara da yer verildi.
Harper’ın, Kanada’nın bağımsızlığını korumak için “her türlü ekonomik zarara katlanmaya hazır olduğunu” söylediği ve “Eğer hâlâ başbakan olsaydım, ülkemin ABD’ye ilhak edilmemesi için onu fakirleştirmeye bile razı olurdum” ifadelerini kullandığı aktarıldı.
Politico, bu sözlerin milliyetçilik duygusunun gücünü ortaya koyduğunu ve Trump’ın bir zamanlar iyi anladığı bu olguyu artık küçümsediğini değerlendirdi.
Yeni Amerikan milliyetçiliği arayışı
Analizin sonunda, Amerikalıların yakın gelecekte hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat Parti içinde Trump sonrası dönemde Amerikan milliyetçiliğinin yeni bir versiyonunu temsil edecek isimler arayacağı ifade edildi.
Politico, 2016’dan bu yana dünyanın daha karmaşık ve daha tehlikeli hale geldiğini, seçmenlerin ise hâlâ kontrolü yeniden ele almak istediklerini belirtti.
“Ulusal egemenliğe saygı stratejik bir zorunluluktur”
Politico, ikinci Trump döneminden çıkarılması gereken en önemli derslerden birinin, diğer ülkelerin ulusal egemenliği ve vatanseverlik duygularına saygı göstermenin yalnızca ahlaki bir ilke değil, aynı zamanda stratejik bir zorunluluk olduğu değerlendirmesinde bulundu.
Analizde, bu gerçeği göz ardı eden liderlerin hedeflerine ulaşamadıkları gibi ağır ekonomik ve siyasi bedeller de ödedikleri vurgulanırken, giderek daha karmaşık hale gelen dünyada milliyetçiliğin sınırlarını anlamanın her zamankinden daha önemli hale geldiği belirtildi.
