Sabahattin Türkyılmaz: Dünyanın Geleceği ile İlgili İslam’ın Cevabı Mehdiliktir

rasthaber

SABAHATTİN TÜRKYILMAZ: DÜNYANIN GELECEĞİ İLE İLGİLİ İSLAMIN VERDİĞİ CEVAP MEHDİLİKTİRIĞDIR TAYDER’de 20.05.2016 ve 21.05.2016 günlerinde düzenlenen “Geleceğin Dünyası ve Dünyanın Geleceğinde Mehdilik” adlı iki günlük seminerde konuşan Ehl-i Beyt Alimlerinden H.Ş.Sabahattin TÜRKYILMAZ, Dünyanın geleceği ile ilgili Batılılarca ortaya atılan üç adet teoriye karşı İslam dinini de bir görüş ortaya koyduğunu ve bunun da Mehdilik olduğunu söyledi. Mehdiliğin bir “doktrin” olduğunun altını çizen TÜRKYILMAZ, bu konuda daha derin araştırmaların yapılması gerektiğini belirtti. Mehdiliğin, Allah’ın bir vaadi olduğunu söyleyen TÜRKYILMAZ, Kur’an’ın dünyanın geleceği ile ilgili net bir sözünün olduğunu, ama maalesef Müslümanların bu konuda yeterli araştırma yapmadığı ve Mehdilik konusunda yeterli tanıma olmadığından da suni gündemlerin bizleri meşgul ettiğini ve Müslümanların, Batılılarca belirlenen gündemin ağında çırpındığını söyledi.”Halbuki Müslümanların “gündem belirleyen” olması gerekir” diyen TÜRKYILMAZ, bunun için Mehdilik Doktrinine sarınılması gerektiğini vurguladı.H.Ş.Sabahattin Türkyılmaz ‘ın “seminerin birinci gününde yaptığı “Marifet Ekseninde mehdilik” başlıklı konuşmasının tam metni aşağıdadır. Seminerin ikinci gününde yaptığı “Muhabbet Ekseninde mehdilik” başlıklı konuşmasının tam metni de önümüzdeki günlerde sitemiz tarafından yayınlanacaktır.IĞDIR TAYDER “DÜNYANIN GELECEĞİ VE GELECEĞİN DÜNYASINDA MEHDİLİK” konulu seminerin Videosu1.GÜN: “Marifet Ekseninde MehdilikKONUŞMACI: H.Ş. Sabahattin TÜRKYILMAZBismillahirrahmanirrahimMehdilik inancı bilimsel olarak incelendiğinde farklı bir alana girilmiş olur. Mehdiliği iki başlık altında inceleyebiliriz:1- Marifet yani tanıma mihverinde2- Muhabbet mihverindeMarifet mihveri olarak kastedilen Mehdiliğin ilmi öğretiler, ideolojik altyapı, teorik ve bilimsel açıdan ele alınışı;Muhabbet mihveri ise aşk, pratik ve ameli yönde ele alınışıdır. Marifet yönü tamamen akla, muhabbet yönü ise tamamen kalbe yöneliktir. Bu ikisi bir kuşun iki kanadı gibidirler. Bunlardan herhangi birisi eksik olursa, tek kanatlı bir kuş gibi nakıs olur.Marifet; Mehdilik inancının teorik altyapısıdır. Düşünürler bu inancı teorik olarak ele alırken, bir minber sohbeti olarak bakmıyorlar.Mehdilik gelecekten bahseder. Dünyanın geleceğinin ne olacağı konusunda 4 ayrı görüş vardır. Bu teoriler dünya siyesetini belirliyor, gündemini oluşturuyor. Ülkelerin sosyal, ekonomik, iç ve dış ilişkiler gibi konulara yaklaşımlarını derinden etkiliyor. Bu görüşlere göz atacak olursak:IĞDIR TAYDER “DÜNYANIN GELECEĞİ VE GELECEĞİN DÜNYASINDA MEHDİLİK” konulu seminerin Videosu1) Alvin Toffler ve eşi Heidi Toffler ‘in teorisi. Alvin Toffler, yazdığı 3. Dalga adlı kitapta, “Dünyanın geleceği nasıl bitecek” sorusuna şöyle cevap veriyor: “Dünyaya bilgi toplumu hakim olacaktır. Dünyanın geleceği bilgi toplumunundur.” Bu teoriye inananlar, bütün dikkatlerini ilme, teknolojiye ve bu alanda ilerlemeye vermişlerdir.2) Samuel Huntigton’un “Medeniyetler Çatışması” teorisi. Hundigton, yazdığı “Medeniyetler Çatışması” adlı kitabında dünyada 7 tane medeniyetin olduğunu belirtiyor. Tabi medeniyet ile kültürü karıştırmamak gerekiyor. Her toplumun bir kültürü vardır, ama medeniyet bütün dünyayı etkileyen bir özelliğe sahiptir.Huntington’a göre bu medeniyetler şunlardır:

  1. Çin (Konfiçyüz) Medeniyeti
  2. Japon Medeniyeti
  3. Batı Medeniyeti
  4. Latin Amerika Medeniyeti
  5. İslam Medeniyeti
  6. Hindu Medeniyeti
  7. Slav-Ortadoks Medeniyeti

(Buna 8. Medeniyet olarak Afrika Medeniyeti de eklenebilir.)Bu medeniyetlerin sadece ikisinin dünyanın geleceği ile ilgili bir sözü vardır. Bunlar Batı Medeniyet ve Din Medeniyetidir. Batı Medeniyetinin temsilcisi Liberal Demokrasidir. Ve Dünyanın geleceğini de bu medeniyet belirleyecektir. Dünyanın tarihi Batı Medeniyeti ve Din Medeniyetinin çatışması ile son bulacak ve Batı Medeniyeti dünyanın geleceğine hakim olacaktır.Dünya dinlerinin, dünyanın geleceği ile ilgili bir sözü yoktur. Hıristiyanlık, Yahudilik, Budizm vs. gibi dinlerin gelecek tasavvuru yoktur. Yalnız İslam dininin, o da sadece Şia mezhebinin böyle bir iddiası vardır. Ehl-i Sünnet Mezheplerinde de gelecekle ilgili bir iddia yoktur. Bu durumu Hundigton’un teorisine uyarlarsak, dünyanın geleceği İslam dini ile Batı Medeniyeti arasında yaşanacak çatışma ile belirlenecek ve kazanan Batı Medeniyeti olacak.3) Bir diğer teori de Japon asıllı Amerikalı stratejist Francis Fukayama’nın teorisidir. Fukayama diyor ki; “Medeniyetler falan yoktur. Dünyanın sonu Liberal Demokrasi’nin hakimiyeti ile bitecektir. Liberal demokrasi’nin temsilcisi Amerika’dır. Kim Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte olursa, kim liberal demokrasiye sahip olursa, dünyanın kaderini o belirleyecektir. Bu arada parantez içi olarak belirteyim ki, Fukayama, iki yıl önce görüşünden vazgeçmiştir. Ama sonuçta, dünyanın geleceğini ele alan bir teoridir.Bu üç teori, dünyanın geleceğini nasıl sonlanacağını, tarihin sonunu farklı biçimlerde değerlendirmişlerdir.Şimdi biz Müslümanlara soruyoruz: İslam’ın, dünyanın sonunun nasıl biteceği ile ilgili bir görüşü var mıdır? Bu akış hep böyle mi devam edecek? Katliamlar, açlık, kıtlık, kan ve ölüm… Hep böyle mi devam edecek? Yoksa bizim de dünyanın geleceği ile ilgili bir sözümüz var mı? Müslümanlar bu sorunun cevabını vermek zorundadırlar. Çünkü deniliyor ki İslam Kamil bir dindir. Hiçbir eksiklik bırakmadan her şeyi açıklamıştır. Madem İslam dini kâmildir, evrenseldir, her konuyu beyan etmiştir, eksik değildir, başka bir din de gelmeyeceğine göre İslam dininin bu konudaki teorisi nedir?İslam’ın teorisi, Şia inancına göre, bütün İslam’ın inancına göre, Kur’an’ın beyanına göre Mehdiliktir. Ve bu konuda ilk başvuracağımız yer Kur’an’dır. Kur’an’a yönelerek soruyoruz: “İlahi, acaba Kur’an’da dünyanın geleceği ile ilgili bir mesaj var mıdır? İlahi! Sen Kur’an’da yüzlerce, binlerce ayet anlatıyorsun bizlere, tarihten bahsediyorsun, tarihi kıssalar anlatıyorsun, Hz. Musa’dan, İsa’dan, İbrahim’den, insanlığın ilk atası olan Adem’den bahsediyorsun. Acaba gelecek ile ilgili de bir şey var mı? Kur’an cevap veriyor: “Evet, gelecek ile ilgili şeyler de var!”. Sorun burada işte! Biz bunu idrak edebiliyor muyuz? İşte bu idrake “marifet” diyoruz. Bu konuda marifet, akılla, bilimsel olarak, dünyanın geleceği hakkında bir teori ortaya koyabilmektir. Bu teoriyi ortaya koyabiliyor isek, demek ki bilimsel olarak gelecek ile ilgili bizim de bir düşüncemiz vardır.Düşüncemiz derken, bunun ufuklarını da belirtmemiz gerekir. İnsanın düşüncesi ufku büyüklüğündedir. Mesela Iğdır’da yaşayan birisi, sadece Iğdır’ın sorunları ile ilgilenirse, ufku Iğdır’ın sınırlarını aşamaz. Biz buna şehirsel ufuk diyoruz. Eğer Türkiye çapında düşünür, ilgi alanını Türkiye ile sınırlı tutarsa ufkunun genişliği Türkiye çapında olur. Buna da ülkesel ufuk diyoruz. Ama ufkumuzu bütün dünyaya yayarsak, o zaman ufkumuzun adı küresel ufuk olur. İşte küresel ufuk Mehdiliktir. İslam’da bir tek küresel ufuk varsa, o da Mehdiliktir. Kimse İslam’da Mehdiliğin dışında bir küresel ufuk gösteremez.Kur’an evrenseldir diyoruz. Bütün dünyaya hitap ediyor iddiasındayız. Peki, Kur’an ile dünya idare edilebilir mi? Bu soruya “hayır” demeyi Kur’an’a saygısızlık addederiz, değil mi? O zaman dünyadaki ekonomik sorunları Kur’an ile halledebilir miyiz? Ya Siyasi sorunları? İdare, yönetim, siyasal doktrin?Bunlara Kur’an cevap verebiliyor mu? Eğer “evet” diyorsak, o zaman bunları ortaya koymamız gerekir, aksi taktirde bütün bunlar bir iddiadan öteye geçemez.İşte Şia mektebinin Kur’an’dan çıkararak ortaya koyduğu ve bu sorulara cevap verdiği doktrinin adı, evrensel mesajı Mehdiliktir. Ve sadece Mehdilik Kur’an’ın evrenselliğini beyan edebilir.Dünyada her yıl en çok satılan kitap Kur’an-ı Kerim’dir. En fazla raflarda bulunan kitap da Kur’an-ı Kerim’dir. Her birimizin evinde 4-5 tane Kur’an-ı Kerim vardır mutlaka… Bunlar aynı kitaptır, birbirlerinden farkları yoktur, çünkü bir tek Kur’an vardır, başka Kur’an yoktur. Biz Kur’an’ı raflara dizdik, içindeki evrensel mesaja bakmadık. Bu mesaj ne söylüyor, ilgilenmedik.Mehdilik inancı ilmi olarak incelenmesi gerekir. Biz buna “marifet” diyoruz. Marifet kanadının çok güçlü olması gerekir. Peygamber Efendimizden (saa), İmam Bakır (as), İmam Sadık’tan (as) nakledilen 3-5 hadis ile bu konuyu halledemezsiniz.Mehdilik inancı nedir? Eğer bu konuya “Sünnilik ile Şia arasındaki fark” olarak bakarsak Mehdiliği tanımamışızdır. Veya “12. İmamımızdır, gaybettedir ve gelecek dünyayı adalet ile dolduracak” şeklinde yaklaşırsak yine Mehdiliği tanımamışız demektir. Mehdilik inancı bu gün küresel bir inançtır. Beşeri inançların, ideolojilerin önüne dikilebilecek yegâne inanç Mehdiliktir. İkinci bir inanç yoktur. Sadece Mehdilik “ben varım, dünyanın geleceğini ben belirleyeceğim” diyebilir. Müslümanlar Mehdilik inancına sarılmadıkça o küresel adalet devletini asla kuramazlar.Bizim Hz. Mehdi’ye olan inancımızın derecesi, bilgimiz ölçüsündedir. Siz Hz. Mehdi’yi ne kadar tanırsanız, o kadar seversiniz. Ne kadar severseniz, hayatınızda Hz. Mehdi’ye o kadar yer verirsiniz ve Mehdilik hayatımızda o kadar yer alır. Veya tersi; eğer Hz. Mehdi hayatınızda ne kadar yer alıyor, bilmek isterseniz O’nu ne kadar sevdiğinize bakın, ne kadar sevdiğinizi bilmek isterseniz O’nu ne kadar tanıdığınıza bakın. Bizler neden İmam Hüseyin’i (as) çok seviyoruz? Çünkü O’nu çok iyi tanıyoruz. Bütün Şiiler Hz. Hüseyin’i çok sever. Çok iyi tanıdığımız için çok seviyoruz. Bu nedenle hayatımızdaki rolü de farklıdır. Su içerken “Bismillah” deriz. Ve içip bitirdikten sonra da “Selam Hüseyin’e, lanet Yezid’e “deriz. Birisi vefat eder, İmam Hüseyin’e mersiye okuruz. Muharrem ve Sefer aylarında İmam Hüseyin için yas tutulur. Bunların olması da gerekir. Bu O’nu tanıdığımız ölçüde yaptıklarımızdır. Peki, aynı ölçüde Hz. Mehdi’yi de tanıyor muyuz? Hayır! Kerbela mektebini, yiğitliği, fedakârlığı, Kerbela yiğitlerini, Aşura kıyamını, Alemdar Abbas’ı tanıyoruz. Peki, Hz. Mehdi’nin neyini tanıyoruz? İsmini biliyoruz, filan tarihte doğdu, filan tarihte çekildi, büyük gaybet, küçük gaybet ve bir gün zuhur edecek!… Halbuki Mehdeviyet’in ideolojik alt yapısının oluşturulması gerekir.Demek ki, Hz. Mehdi’nin hayatımızdaki rolü, O’nu tanıdığımız ölçüdedir. Ne kadar sevebiliriz? Tanıdığımız oranda…Allah’ın dininin başlangıcı marifetullahtır. Allah’ı sevmek mi istiyorsun? Önce O’nu tanımalısın. Önce tanıyacaksın ki, sevebilesin. Peki, tanımak sevmek için yeterli midir? Hayır… Kur’an buyuruyor ki; “Ey Habibim de ki: Allah’ı seviyorsanız bana tabi olun ki, Allah da sizi sevsin.” (Al-i İmran:31)Dünyanın geleceği noktasında Kur’an’a soruyoruz; Bu konuda İslam’ın teorisi nedir? Allah bu konuda 5 tane vaade bulunuyor. Geçmişle ilgili o kadar ayet var, 28 tane peygamberden bahsediliyor, ama geleceğe ait 5 tane vaade bulunuluyor. Bu vaadleri Yüce Allah, Kur’an’da surelerin arasına serpiştirmiş ve diyor ki; “Ey alim, ey entelektüel, ey mütefekkir, bunları bul ve çıkar, geçmişi ibret al ve geleceğin temelini oluştur! Çünkü geleceği sen kuracaksın”. İnsanlık tarihi, dünyanın geleceği böyle bitmeyecek.Bütün ideolojiler de böyle bitmeyeceğini söylüyor. Böyle devam edemez, çünkü bu tarih felsefesine aykırıdır, yaratılış felsefesine aykırıdır.Biz, İslam’dan birinci sorumuzun cevabını aldık. Dünyanın sonu böyle bitmeyecek. Peki, geleceğin dünyası nasıl oluşturulacak? Sorun burada başlıyor işte. Herkes kendi plan ve projesini çizmiş, buna göre de insanları yönlendirerek dünya gündemini oluşturuyor. Burada parantez içerisinde bir şey arz edeyim, dünyadaki siyasi olaylar çok hızlı değişiyor. Çok önemli gördüğümüz bir olay aniden gündemden düşebiliyor. Çünkü bu teorilerin sahipleri gündemi istedikleri gibi belirliyorlar. Biz de olaylara bakarken bu hususu dikkate alarak bakmalıyız.Mehdilik bize küresel bakışı öğretiyor. Olaylara küresel perspektiften bakmayı öğretiyor. Temel prensipleri, temel ilkeleri alıp olayları bunlara göre temellendirebilirsek net bir bakış elde edebiliriz. Bir zaman sonra bakacağız ki, artık gündemi biz belirliyoruz.Biz 1400 yıldır gündem belirleyemiyoruz. Gündem belirleyenler küresel düşünenlerdir. Ekonomide de, siyasette de, eğitim ve kültürde de gündem belirleyenler başarılı olurlar. Gündem belirleyerek dünyayı yönlendiriyorlar ve istedikleri noktaya sürüklüyorlar. Bundan dolayı üzülerek söylüyorum, şu anda dünya gündemini bu üç teoriyi ortaya atanlar belirliyor. Peki biz gündem belirleyebilir miyiz? Tabi belirleyebiliriz. Belirliyoruz da zaten. Ama bunu anlatamıyoruz. Gündemi belirlemek Mehdi’siz olmaz. Mehdeviyet inancı olmadan olmaz. İşte gündemi nasıl belirleyeceğimizi anlamak için Kur’an’a yöneldiğimizde şu vaatlerle karşılaşıyoruz:

  1. Vaat:“Biz mustaz’aflara, ezilenlere lütfederek onları yeryüzünün imamları ve varisleri kılmak istiyoruz. (Kasas:5)

Bu ne demektir biliyor musunuz? “Ey mustazaflar, ey ezilenler, yeryüzünün tamamının sahibi sizsiniz. Mehdilik inancına sahip olanlar! Geleceğe dair bütün insanlara umut verin. Dünyanın varisi sizsiniz.”Varis nedir? Yani miras bırakan birinin bıraktığı malın sahibi olan. Babanızın bıraktığı mal kimindir? Mirasçısı olarak sizindir. Bu malı başka birisi kullanabilir mi? Kullanamaz. Kullansa ne olur? Gasıp olur değil mi? İşte Allah diyor ki; dünyanın sahibi benim ve ben de bunu mustazaflara miras bırakıyorum. Onları yeryüzünün imamları ve varisleri, sahipleri kılacağım. Yeryüzünün sahipleri, varisleri ve imamları ezilenler olacak. Bu bir vaaddir. Şu anda, halihazırda bu durum var mı? Hayır, henüz gerçekleşmedi. Burada Hz. Musa’dan, Hz. Adem’den bahsetmiyor. Gelecekten bahsediyor. Gelecekte dünyanın varisi ve önderi ezilenlerdir.Bu ayette iki vaad vardır.

  1. Varis olmak
  2. İmam, önder olmak
  3. Bir diğer vaad;“Andolsun, biz Zikir’den sonra Zebur’da da: “Hiç şüphesiz yeryüzüne salih kullarım varisçi olacaktır” diye yazdık.”(Enbiya: 105)

Yani yeryüzünün sahibi Salih kullarım olacaktır. Mustaz’afları biraz daha açıklıyor. Kimdir yeryüzüne varis olacak mustaz’aflar? Onlar “Salih kullar”dır…

  1. Bir diğer vaad: Şimdi okuyacağım ayette birkaç tane vaad birden var, ama biz hepsini bir vaad olarak ele alacağız: Allah içinizden iman edenlere ve salih amelde bulunanlara vaadetmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl ‘güç ve iktidar sahibi’ kıldıysa, onları da yeryüzünde ‘güç ve iktidar sahibi’ kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir… (Nur Suresi, 55)

-Sizden iman edip Salih amel işleyenleri yeryüzünün halifeleri karar kılacağım-Ve razı olduğum dini yeryüzüne hakim kılacağım-ve yeryüzündekü bütün zulüm, fesad ve emniyetsizliği yok edeceğim, emniyeti hakim kılacağım.Emniyet, yani güvenlik… İmam Sadık’tan (as) bir hadis naklediliyor, buyuruyor ki; “İmam Mehdi zuhur ettiği zaman yeryüzünde o kadar emniyet hakim olacak ki, yaşlı bir kadın dünyanın bir ucundan diğer ucuna kadar gidecek ve kimse tarafından rahatsız edilmeyecek.”Allah vaad ediyor, “yeryüzüne Salih kullarımı halife karar kılacağım ve yeryüzüne emniyeti hakim kılacağım”.

  1. Bir diğer vaad: “Hak geldi, batıl zail oldu, zaten batıl ebediyen yok olacaktır.”(İsra:81)

Ne demek ebediyen yok olacak? Yani gelecekte batıl diye bir şey kalmayacak ve tamamen Hak hakim olacak.

  1. Bir diğer vaad:“Resulünü, bütün dinlere üstün kılmak üzere hidayet ve hak din ile gönderen Odur. Buna şahit olarak Allah yeter.” (Fetih:28)

Yani Allah, peygamberini ve Kur’an’ı gönderdi ki, bu hak din, yani İslam yeryüzüne, bütün dinlere, sistemlere hakim olsun.Bütün bunlar gerçekleşti mi? Hayır! Gerçekleşecek mi? Evet! “Gerçekleşecek dediğimizde, artık gelecekten bahsediyorsunuz demektir. Geçmişten bahsetmiyor. İşte Mehdilik doktrini böyle ortaya çıkıyor.Buraya kadar vermiş olduğumuz cevap, batılıların teorilerine karşıydı. Yani Batılıların üç teorisine karşı diyoruz ki; “bizim de bir teorimiz var!”…bizim teorimiz de dördüncü teori oluyor. Buraya kadar bunların karşısında dikildik ve görüşlerimizi, önerilerimizi muhalefet ekseninde beyan ettik. Bu noktada Ehl-i Sünnet’e bir sorumuz var. Diyoruz ki, Allah’ın bu vaadleri gerçekleşti mi? Eğer gerçekleştiyse o zaman bu durum niye devam ediyor? Allah’ın yaratılış hikmeti hakim olduysa şu andaki bozuk durum nedir? Eğer hakim olduysa hangi zamanda hakim oldu? Neden bu hakim sistem devrildi de, yeniden batıl hakim oldu? Çünkü şimdi batıl revaçta… Öyleyse bu, gelecekte olacak, değil mi? Gelecekte olacaksa, bunu kim gerçekleştirecek? Eı-cevap: Bilmiyoruz! Biz de bilmiyoruz. O zaman bunu en iyi bilene, Peygamberimize (saa) soralım. O buyuruyor ki; “Allah’ın vaadlerini yeryüzüne hakim kılacak olan benim soyumdan, kızım Fatıma’nın evlatlarından, ismi benim ismim, künyesi benim künyem olan birisi gelecek, ki o Mehdi’dir. O adaleti yeryüzüne hakim kılacak ve bu vaadleri gerçekleştirecektir.”…Ehl-i Sünnet kardeşlerin genel yapısına bakın, kaynaklara bağlı olanlara bakın, tamamı Hz. Mehdi’yi kabul eder. Ama yeni çıkan bazı ilahiyatçılar, entel kesim bir vesvese ortaya attılar. Dediler ki, Kur’an’da bahsedilen ve Mehdi’ye atıfta bulunan şeyler bir şahıstan bahsetmiyor. Her dönemde bir Mehdi olabilir. Mehdi, yani kurtarıcı, müceddid, yenileyici… Bu şekilde Mehdilik inancını tahrif ettiler ve bir adım sonra da Şia yalnız kaldı. Şia diyor ki, “hayır, Mehdi belli bir kişidir.. Bir şahıstan bahsediliyor. Adaleti yeryüzüne hakim kılacak olan bu şahıs masum olmalıdır, ilahi hüccet olmalıdır, Allah tarafından görevlendirilmelidir. Aksi takdirde diğer önderlerden bir farkı kalmaz.Gördük ki, Mehdilik bir doktrindir. Üniversite okuyanlar bilirler. Lisans yapanlar, daha sonra yüksek lisans ve sonra da doktora yapabilirler. Doktora, yani doktrinal çalışma yaparlar. Bu doktrinal çalışma kabul edildiği takdirde doktor unvanı kazanılabilir. Biz maalesef Mehdilik doktrinini henüz ortaya koyamadık. Örnek olarak arz ediyorum. Bunlar benim gibi hocaların minber sohbetleri ile öğrenilemez. Doktrinal araştırma sizin ilmi ve bilimsel tahkikatınızın sonucunda ortaya çıkar. Ben asırlarca Mehdilik konusunda yapılan araştırma alanlarını arz edeyim:

  1. Hadis alanı
  2. Kelam yani itikat alanı
  3. Ahlaki alan
  4. Tarihi fenomenler ile tarihi alan
  5. Doktrinal alan

Doktrinal alanı henüz başaramadık. Bunu başardığımız anda dünyaya göğsümüzü gere gere “bizim söylediklerimiz iddia değil, bir gerçektir. İşte bu da doktrinimiz” diyebileceğiz. Bunu da sizler yapacaksınız. Alimler, akademisyenler, mütefekkirler, bunu kendine dert edinenler. Mehdilik inancının en net özelliği

  1. Küresel düşünme
  2. Geleceğe yönelik düşünmedir.

Geçmişe yönelik değil, geleceğe yönelik düşünmek gerekir. İmam Hüseyin’den de, Hz. Ali’den de bahsetseniz, onların da “Mehdi” dediğini göreceksiniz. Hz. Fatıma şehid edildikten sonra Hz. Ali, aile içinde sohbet ederken diyor ki; “Kaim’imiz gelecek ve bütün zulümlerin intikamını alacak”. Hz. Ali, Ali’liği ile birlikte ümidini Hz. Mehdi’ye bağlamış. Diğer masumların hadislerine bakın, hepsi diyor ki; “Kaim’imiz gelince…” Peygamberimiz dahi “Mehdi” diyor. Niye biliyor musunuz? Hz. İbrahim de, Hz. Musa da, Hz. İsa da bu Munci’yi bekliyor. Hz. İsa, O’nun arkasında namaz kılacaktır. Hacca gidecek birini düşünün. Öyle bir heyecan duyar ki yerinde duramaz. Hacca gider, Ka’be’yi, Mescid’ün Nebi’yi ziyaret eder, maneviyat yüklenir. Ancak birkaç ay sonra yine eski hali döner. Çünkü dünya hayatı bizi kendine bağlamıştır. Çünkü bizim o maneviyatı koruyabilmemiz için bazı dinamiklere ihtiyacımız vardır. Bizi geleceğe bağlayacak bir şey yoksa, o motivasyonu yakalayıp dinamik olamayız. Bu da Mehdilik inancıdır. Siyasi olarak, ekonomik olarak geleceğe yönelik bir dinamizme sahip olmalıyız.Burada şunu belirtmeliyim. Ekonomik olarak bakıyorum da, humsunu vermeyen birisi nasıl Hz. Mehdi’den bahsedebilir? Sen humsunu vermiyorsun, ama Mehdi’nin adaletinden bahsediyorsun. Bahsedemezsin. Yapmacık olur. Neden? Çünkü sen ideolojik olarak bu humsun Hz. Mehdi’ye ait olduğunun farkında değilsin. Bu humus onun malıdır. Ama sen kendi malın olarak görüyorsun. Siyasi olarak Hz. Mehdi’nin İlahi Evrensel Adalet Devletini bekliyorsun, ama beşeri sistemlere öyle sarılmışsın ki, öyle destek veriyorsun ki, siyasi olarak da Hz. Mehdi devletini onaylamıyorsun demek ki. Yani Mehdilik doktrininin siyasi alanını onaylamıyorsun, yalnız manevi, ahlaki ve ibadi alanını onaylıyorsun. Eğitim,öğretim, haram, helal bütün bunların hepsi, hayatımızda Hz. Mehdi inancı ile şekillenir. Dolayısı ile ideolojik altyapısının sağlam bir şekilde oluşturulması gerekir. Hangi alanlarda?

  • Kelam yani itikat alanında
  • Ekonomik alanda
  • Eğitim-öğretim alanında
  • Siyasi alanda

Bütün bu alanlarda sizin hayatınızın bütün eksenini Mehdilik oluşturmalıdır. Aksi takdirde diğer teorilerin, ideolojilerin oluşturduğu gündemin peşinden koşacağız ve asla da kendimiz gündem oluşturamayacağız. Gündem oluşturacak güce sahibiz. Ama ne yazık ki,başka gündemlerin etkisinden kurtulamıyoruz. Son sözüm; Şeytan’ı taşlamaktan Rahman’a kulluk edemiyoruz.  Yani Rahman’a kulluk edersek Şeytanlar bizim pei-şimize düşer, bizi yoldan çıkarmak için ellerinden geleni yapacaklardır. Ama biz Rahman’a kulluk etmediğimiz için Şeytan’lar bizi meşgul ediyor.Vesselamu aleykum ve rahmetullahi be berekatuhu…RASTHABER

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın