San’a: Riyad’ın Siyonistlere Yalvarması Yemen Karşısındaki Bataklığının Derinliğini Gösteriyor

Bir Yemenli istihbarat yetkilisi, Riyad’ın Siyonistlerden yardım almak için çırpınmasının Yemen karşısındaki bataklığının derinliğini ortaya koyduğunu söyledi.

Yemenliler, Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik saldırılarına ve zalimane kuşatmasına yanıt olarak bu ülkeye karşı çok yönlü denklemlerini uygulamaya devam ederken, Yemen Ahlaki Rehberlik İdaresi İstihbarat Başkanı Zekeriya eş-Şurabi açıklamalarda bulundu. Eş-Şurabi; Suudi Arabistan’ın Kolombiya ve diğer Güney Amerika ülkelerinden paralı asker devşirmesi, Suriye’deki takfiri gruplardan unsurlar toplaması ve yabancı ülkelerden askeri ve istihbarat desteği taleplerinde bulunmasının, Suudi rejiminin Yemen ile karşı karşıya gelmede içinde bulunduğu çıkmazın boyutunu gözler önüne serdiğini bildirdi.

Suudi Rejimi “Kiralık Himaye” Üzerine Kurulu

Zekeriya eş-Şurabi, El-Mesire televizyonuna yaptığı açıklamada, Suudi rejiminin esasen gerek diğer ülkelerin askeri ve siyasi desteği gerekse güvenlik şirketleriyle yapılan sözleşmeler ve paralı asker devşirme yoluyla “kiralık himaye” üzerine kurulu olduğunu ifade etti. Eş-Şurabi; ABD’nin planlama, silahlandırma ve eğitmedeki rolünün yanı sıra Suudi üslerinde ve tesislerinde yabancı güçlerin varlığına da dikkat çekilmesi gerektiğini belirtti.

Yemenli yetkili sözlerine şöyle devam etti: “Suudi Arabistan saldırı yılları boyunca Sudan, Senegal ve Güney Amerika dahil olmak üzere çeşitli ülkelerden çok sayıda paralı asker kiraladı. Suudi rejimi ayrıca özel askeri şirketleri kullandı; ancak buna rağmen Yemen karşısında hiçbir başarı elde edemedi ve San’a güçlerinin operasyonlarından sonra paralı askerlerin kaçış yapması, girmeye zorlandıkları savaşın gerçek niteliğini ortaya koydu.”

Riyad’ın Paralı Asker Devşirme Çabaları İllüzyonlara Dayanmanın Sonucudur

Yemenli yetkili şunları vurguladı: “Riyad’ın yurt dışından paralı asker toplamak için sürekli çırpınması, sahadaki gerçekleri kavrama yetersizliğini ve kurumsal değerlendirmeler ile saha verileri yerine önceden belirlenmiş illüzyonlara ve önyargılara dayanmasını göstermektedir. Suudi Arabistan, Yemenlilerin taleplerine yanıt vererek krizi çözme fırsatına sahipti; ancak gerilimi tırmandırmaya devam etmeyi seçti.”

Yemen Ahlaki Rehberlik İdaresi Başkanı şunları kaydetti: “Riyad, Suriye senaryosunu Yemen’de tekrarlayabileceği illüzyonuyla kendisini kandırdı; coğrafi ve sosyal karmaşıklıkları ve Yemen’deki uzun çatışma geçmişini görmezden geldi. Bugün içinde bulunduğumuz savaş yeni bir savaş değil, Suudi mütecaviz koalisyonunun yıllar önce Yemen’e karşı başlattığı savaşın devamıdır.”

Suudi Arabistan Kutsal Mekanları İstismar Ederek Yemen’e Karşı Desteği Artırmaya Çalışıyor

Eş-Şurabi, Suudilerin Yemen’e karşı gerilimi tırmandırırken İslami kutsal mekanları istismar etmesine değinerek; Suudi rejiminin Yemen’in Mekke’yi hedef aldığına dair iddialarının ve takfiri fetvaları kullanmasının, Suudi Arabistan’ın İslam ülkelerini Yemen’e karşı safına çekme ve seferber etme çabalarının bir parçası olduğunu söyledi.

Suudilerin çelişkili anlatılarının Suudi karar alma merkezindeki kafa karışıklığını yansıttığını belirten eş-Şurabi: “Riyad’ın kafası karışık ve ne istediğini kendisi de bilmiyor; ancak Yemenlilerin talepleri nettir: Saldırıların durdurulması, kuşatmanın kaldırılması, çalınan kaynakların iade edilmesi, tazminat ödenmesi ve işgalin sona erdirilmesi.” dedi.

Söz konusu Yemenli yetkili; günümüz Yemen’inin gerek askeri kabiliyetler gerekse halk desteği açısından 2015 veya 2022 yılındakinden çok farklı olduğunu, Suudilerin savaş yılları boyunca Yemen’e karşı yürüttüğü yalan propagandanın bugün çöktüğünü ve asılsızlığının kanıtlandığını ifade etti.

Suudi Arabistan’ın Siyonist Rejimle İş Birliğinin Uzun Bir Geçmişi Var

Eş-Şurabi, Suudi Arabistan’ın Siyonist rejimle iş birliğine de değinerek bu iş birliğinin yeni olmadığını, aksine birkaç yıl öncesine dayandığını ve iki taraf arasındaki istihbarat ilişkilerinin tarihin farklı dönemlerinde ortaya çıktığını söylerken şöyle konuştu:

Yemen Ahlaki Rehberlik İdaresi İstihbarat Başkanı, Suudi Arabistan’ın ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’na (CENTCOM) ve Siyonist tarafın da katıldığı müşterek operasyon merkezlerine katılmasının, Riyad’ı daha geniş bir güvenlik ve istihbarat iş birliği sisteminin parçası haline getirdiğini açıkladı.

Yemen’e yönelik saldırılar boyunca Amerikalı, Siyonist, İngiliz ve Suudi irtibat subaylarını içeren ortak bir harekat odasının bulunduğuna dikkat çeken eş-Şurabi, Suudi Arabistan’ın şu anda da istihbarat ve casusluk alanlarında İsrail teknolojilerini elde etmeye çalıştığını vurguladı.

Yemenli yetkili, Suudi ve İsrail hedeflerinin bölgedeki paralelliğinin bu iş birliğindeki kilit etken olduğunu belirtti. Siyonist rejim, 21 Eylül devriminden sonra, baskılar Yemen’e yönelik bir saldırıya dönüşmeden önce, Yemen’in Babülmendep üzerindeki kontrolünün risklerinden bahseden ilk taraflardan biriydi.

Suudi Arabistan’daki En Gelişmiş Savunma Sistemlerinin Başarısızlığı Yemen’in Askeri Gücünü Gösteriyor

Zekeriya eş-Şurabi, Suudi Arabistan’ın çeşitli ülkelerden hava savunma sistemleri satın alma çabalarına ilişkin olarak, sorunun silah eksikliği değil, savaşın niteliği ve Yemen Silahlı Kuvvetleri’nin kabiliyetleri olduğunu söyledi.

Sözlerine devam eden eş-Şurabi: “Şimdiye kadar İsrail ve ABD’nin çeşitli hava savunma sistemleri Yemen füzelerinin hedeflerine ulaşmasını engelleyemedi; bu da Yemen Silahlı Kuvvetleri’nin engelleme sistemlerini ve erken uyarı ağlarını aşma yeteneğini göstermektedir.” dedi.

Günümüzde Suudilerin çok sayıda güvenlik sınamasıyla karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Yemenli yetkili, Suudi Arabistan’ın Siyonist güvenlik şirketlerinden yardım almasının yeni bir şey olmadığını, ancak tehlikenin sadece bu şirketlerin Suudi Arabistan’a girmesiyle sınırlı kalmadığını, Suudi rejiminin Siyonist düşmanın planlarıyla hizalanmasıyla ilgili olduğunu söyledi.

Eş-Şurabi, bu iş birliğinin Suudi Arabistan’ı bölgeyi, kaynaklarını ve imkanlarını hedef alan projelerin bir parçası haline getirebileceği konusunda uyarıda bulundu. Siyonistlerin “Büyük İsrail” olarak adlandırılan projeye ilişkin söylemleri, diğer Arap ülkelerinin yanı sıra Suudi Arabistan topraklarını ve kaynaklarını da riske atmaktadır.

Not: bu haber snn.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın