Rasthaber – Biz Deyrezor ’u kolay kolay anmayız; siyasal hafızamızda yeri mahremdir. Osmanlı, muhacirleri yerleştirecek yer ararken ‘arazisi boştur’ diye Deyr el Zor’u gözüne kestirir. Sonra altyapı için çok para gerekeceği, bu olmadan da çöllere serpildiklerinde muhacirlerin cümleten öleceği mülahazasıyla bundan vazgeçilir. Ertesi yıl Deyr el Zor Ermenilerin sürüldüğü yer olacaktır. Deyrezor ’u siyasal hafızada mahrem kılan da işte bu çölün üzerlerine kumdan şal çektiği Ermeni kemikleridir.
Deyrezor güncel hafızamıza da adil bir şekilde girmeyi başarabilmiş değil. Bugünlerde ABD destekli güçlerin Rakka’dan sonra girecekleri kent olarak gündemde.
Suriye’deki savaş altıncı yılını geride bırakırken Deyrezor asla bir Halep gibi umursanmadı. Savaş haberciliği kadar ikiyüzlüsü, namerdi yoktur. Bir taraf hep mübarektir, ötekisi şeytan. Bir tarafın acısı insanidir, ötekininkisi hak ettiği bir katran!
Suriye’nin Dostları Grubu farklı platformlarda ahmak avuturken “IŞİD ve Nusra gibi örgütler devrimi kirletmek için rejim tarafından yaratıldı” propagandası yapılıyordu. Halbuki 2014’ten beri IŞİD’e direnen Deyrezor bu propagandanın açığa düşürüldüğü yerlerden biriydi. O yüzden Deyr el Zor’un sessizce katledilişi tarihsel hafızamızda olduğu gibi güncel hafızamızda da yer bulamadı. İslamcı militanlar soykırımdan kurtulmuş Ermenilerin yaptırdığı kilise ve anıtı da tahrip ederek kötülüğün süreğenliğini gösterdi, kimse tınmadı.
