Rasthaber – Bahreyn Şiilerinin ruhani lideri Şeyh İsa Kasım, Manama’da
bir Yahudi mahallesi inşa edilmesinin, vatanın tarihini çarpıtmak ve Bahreyn
halkının haklarını inkâr etmek olduğunu belirtti.
Şeyh İsa Kasım şu açıklamalarda bulundu: ‘Bahreyn
hükümetinin Manama’da inşa etmeyi planladığı Yahudi mahallesi (getto), İslam ve
Arap kimliğinin yerine konmak istenmektedir.
Manama’da getto kurmak, vatanın tarihini çarpıtmak ve asıl
vatandaşların asaletine dair belgeleri ve kanıtları silmek ve aynı zamanda iç
siyasetin suç ortaklığıyla İsrail’in işgaline kapıları açmak demektir.
Bütün bunlar Bahreyn halkına karşı bir suçtur ve onları
topraklarındaki haklarından mahrum bırakmaktır ve bu eylem sadece hükümetin
halk ve ülke üzerindeki temelsiz mülkiyet iddiasıyla bağdaşmaktadır ve millete,
dine, hakikat mantığına ve insanlığın hürriyetine aykırıdır.
Bu, halkı temel güç kaynağı olarak gören anayasayı
sorgulatan bir hükümet tarafından yapılan açık bir zulümdür.’
Al-i Halife rejimi, Siyonist rejimle ilişkilerini normalleştirmesinin
ardından, Manama’yı Yahudileştirerek ve ihanet sınırlarını aşarak, Bahreyn
halkının çeşitli alanlarda nefes almasının yolunu kapatıyor. Bahreyn’in
ilişkilerini normalleştirmesi ihanet sınırlarını aşmış ve iş bu ülkenin
başkenti Manama’nın Yahudileştirilmesi boyutuna varmıştır.
Bilgili kaynakların ifadesine göre, Manama’yı Yahudileştirme
planı, eski şehrin mahallelerinin yaklaşık yüzde 40’ını Yahudi yollarına,
binalarına ve sembollerine dönüştürmeyi hedefliyor ve Manama’da eski binaları
çok yüksek fiyatlarla satın alarak bir Yahudi mahallesi inşa etmek için sürekli
bir çaba var.
Bahreyn’in Kültür ve Eski Eserler Dairesi’nin yeni başkanı
Halife Bin Ahmed Al-i Halife’nin de kardeşi olan Bahreyn Dışişleri Bakan
Yardımcısı Abdullah Bin Ahmed Al-i Halife, açıkça şunları söyledi: ‘Biz İsrail
ile ilişkilerimizden utanmıyoruz ve gizli bir iş yapmıyoruz.’
Bazı uzmanlar, Al-i Halife’nin ABD ve İngiltere gibi Batılı
ülkelerin, Siyonist rejimin ve Fars Körfezi’ndeki bazı Arap ülkelerinin
yardımıyla Bahreyn halkının talep hareketini çarpıtmaya çalıştığına inanıyor.
Bahreynliler, diğer ülkelerin Bahreyn’in iç işlerine
müdahale etmesine ve bu ülkedeki varlığına karşı çıkıyor. Bu müdahalelerin
başında Bahreyn’in siyaset sahnesindeki Siyonist rejimin varlığından söz
edebiliriz. Bahreyn liderlerinin Al-i Suud ile ilişkileri ve dostluğu, Siyonist
rejimin Bahreyn’deki varlığının temelidir. Uzmanlara göre bu eylem İslam
dünyası için bir tehlike ve ona ihanettir.
4 Eylül 2020’de Al-i Halife rejimi ile Siyonist rejim
ilişkilerin normalleşmesi konusunda anlaşmaya vardılar. Bahreyn’in farklı
bölgelerindeki halk da defalarca gösteri düzenleyerek, Manama ile Tel Aviv
arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesini kınadılar.
ABD’nin yakın bir müttefiki olan Bahreyn hükümeti sürekli
olarak, sivil toplum kuruluşları ve uluslararası kuruluşlar tarafından,
özellikle 2011’deki halk ayaklanmasının ardından, topraklarında insan hakları
savunucularını baskı altına almakla suçlanıyor.
Bahreyn, 2011’den beri İslami uyanış dalgası içindedir. Bu
ülkenin halkı, Al-i Halife’nin keyfi ve baskıcı eylemlerini protesto
etmektedir. Ancak bu sürecin sonucu, hala savaş sahnesinde olan özgürlük
isteyenlerin tutuklanması, hapse atılması, onlara işkence uygulanması ve idam
edilmeleri olmuştur. Al-i Halife rejimi aynı zamanda yüzlerce insanı da
vatandaşlıktan çıkarmıştır.
Şu anda, tüm hükümet pozisyonları Al-i Halife rejiminin
elinde ve normal insanların devlet işlerinde hiçbir rolü yoktur. Al-i Halife
ailesindeki bu yetki tekeli nedeniyle, hükümette yolsuzluk yaygın durumdadır ve
Bahreyn halkı, ayrımcılık ve yoksulluktan mustariptir. Ayrıca hükümetin İslam
şeriatından uzaklaşması ve diğer ülkelerin Sünni Araplarına vatandaşlık vererek
Bahreyn’in nüfus yapısını değiştirmeye çalışması da halkın hoşnutsuzluğuna
neden olmuştur.
