“Filistin Milleti ile Uluslararası Dayanışma Günü” münasebetiyle çok
sayıda Hizbullah yetkilisinin ve milletvekilinin ve Filistinli grupların ve
birçok Ehlisünnet ve Şii âliminin katılımıyla düzenlenen “Müslüman Âlimler
Meclisi” konferansında yaptığı konuşmada şu açıklamalarda bulundu:
‘Bugünü, Filistin ulusunun 75 yıllık acısı, cihadı ve
fedakarlığı hakkında konuşmak için kullanıyoruz. Bugün, Filistin halkının
denizden karaya tüm topraklarını geri alma hakkını vurgulamak içindir. Cihad
yolunda inancımıza ve görevimize bağlıyız ve Allah-u Teala, işgalci Siyonist
rejim de dâhil olmak üzere Allah düşmanlarına karşı duran herkesi
desteklemektedir. İşgalci rejimin işlediği suç ve cinayetleri ve bu rejimin
sadece Filistinliler için değil tüm insanlık için oluşturduğu tehlikeleri
dünyaya göstermek görevimizdir. Siyonist düşmanın zulmüne ve işgaline karşı
Amerika’nın, Batı’nın ve dünya güçlerinin taassubunu ve desteğini tüm dünyaya
göstermeliyiz.’
Şeyh Naim Kasım, medyada, tribünlerde, analizlerde,
tartışmalarda, eğitimlerde ve tutumlarda Filistin ve Kudüs’ün varlığının
önemine değinerek şunları söyledi: ‘Filistin, bizim duruşlarımızdan ve
analizlerimizden eksik kalmamalıdır. Duruşlarımızla ve bu medya ve dernekler
aracılığıyla, denizden karaya Filistin’in özgürlüğü için adil bir çözüm bulunmasına
yardımcı olmalı ve Filistinlileri desteklemeliyiz. Filistin devleti 1967
sınırlarına göre belirlenmemelidir. Çünkü bu yıl belirlenen sınırlar
Filistin’in yüzölçümünün yüzde 20’sine denk gelmektedir.
1967 sınırlarına göre Filistin devletinin kurulmasını kabul
etmiyoruz. Aksine, Filistin Devleti bu toprakların tüm alanını ve Kudüs’ün
başkentini içerir. Filistin, halkının büyüdüğü topraklardır. Bu topraklar,
bütün dünya onları desteklese bile, dünyanın farklı yerlerinden oraya gelenler
için değildir. Nihayetinde, Filistin halkı topraklarını yönetmeyi ve orada
yaşamayı herkesten daha fazla hak ediyor ve Allah’ın izniyle ülkelerini işgalci
düşmandan geri alacaklardır.’
Şeyh Naim Kasım konuşmasının devamında, Fas milli takımının
Katar Dünya Kupası’nda Filistin bayrağını dalgalandırmasına da değinerek şu
ifadelerde bulundu: ‘Bu olay, Filistin’in özgürlüğüne dair samimi umudu ifade
ediyor ve Arap ve Müslüman gençlerin her yerde Filistin’i desteklediğini
görüyoruz. Arap ve Müslüman ülkelerden gençlerin Siyonist medya ile röportaj
yapmayı reddettiklerini de gördük ve bu, Arap ve İslam uluslarının zihinlerinde
ve kalplerinde Filistin’in ve davasının varlığını gösteriyor.
Siyonist rejimle normalleşme projesi bölgede ölü bir şekilde
dünyaya geldi ve milletler üzerinde hiçbir etkisi yok. Çünkü bölgenin otoriter
rejimleri ile işgalciler arasında imzalanan anlaşmaların bu ülkelerin halkları
ve Filistin ulusuyla hiçbir ilgisi yoktur. Filistinliler mücadelelerini ve
cihatlarını ilan ettiler ve Arap ve Müslüman milletler ve dünyanın tüm özgür
insanları da onları destekliyor ve Filistin’in yabancılara ait olmadığını,
alınıp satılamayacağını haykırıyorlar.
Büyük Filistin milleti, 7 yıllık işgale rağmen bu
toprakların hala yaşadığını kanıtladı. Bu toprakların kurtuluşuna kadar
Filistinlilerin yanındayız. İşgale karşı direnmek bir sorumluluk ve görevdir.
Bizler zulüm altına girmemeliyiz ve Filistin’i özgürleştirme çabasını her zaman
vurguluyoruz. Direnişin varlığını meşrulaştırmaya ihtiyacı yoktur. Aksine,
direnişe karşı olanlar, Filistin meselesine karşı kayıtsızlıklarının
açıklamasını yapmalıdır.
Direniş, Filistin ulusu ve bu toprakların kurtuluşu için tek
seçenektir. İşgalci düşmana karşı Filistin direnişini görüyoruz. Bu direniş,
“Kudüs’ün Kılıcı” ile başlayıp “Meydanların Birliği”, ardından
“Ormanın Aslanları” ve Nablus ve Cenin taburlarına ve Filistin’in bütün köy ve
şehirlerine kadar ulaştı. Eğer bugünkü Filistin’i geçmiş on yıllar ile
karşılaştıracak olursak, Allah’ın izniyle her şeyin bu toprakların özgürlüğüne
doğru ilerlediğini anlarız.
Filistin yalnız değildir, direniş ekseni ve tüm Arap ve
İslam milletleri ve İran İslam Cumhuriyeti temsilciliğinde direnişin özgürleri
Filistin ve halkının yanındadır.
Talihsiz Camp David anlaşmasından sonra ve bölge ülkeleri
Filistinlilere işgalcilere direnmemeleri için baskı yapınca, İmam Humeyni
(r.a), İran İslam Cumhuriyeti’ni kurarak Filistin’i desteklemek için ilk adımı
attı ve İran’da Siyonist rejimin büyükelçiliği yerine Filistin büyükelçiliğini
açtı. O zamandan beri İran’ın Filistin’e desteği devam etti ve derinleşti.
İran her düzeyde direnişe desteğini açıklamıştır ve her
zaman mazlumların yanındadır. Hizbullah da işgalci rejimle mücadelede dini,
ahlaki ve milli görevini yerine getirmiştir.’
