Lübnan’daki direniş, işgalci rejimin Gazze’ye yönelik saldırıları durana kadar
Siyonist düşmana yönelik operasyonlarına devam edecektir. Eğer İsrail savaşı genişletmeyi düşünüyorsa
buna daha güçlü ve etkili bir karşılık vereceğiz.’
Hizbullah Genel Sekreteri Yardımcısı Şeyh Naim Kasım,
yaptığı konuşmada Siyonist düşmanla mücadele süreciyle ilgili son gelişmeleri
açıkladı ve şu ifadelerde bulundu: ‘Bazıları Lübnan’daki direnişi sırf görevini
yaptığı için eleştiriyor, oysa bu suçlama ve kınama Arap ve İslam ülkelerine ve
tüm dünya ülkelerine yönelik olmalıdır, çünkü onlar Filistin halkını
desteklemek için hiçbir şey yapmadılar.’
Savaş, Hizbullah’ın Lübnan’daki Siyasi Görevlerini Yerine
Getirmesine Engel Değil
Şeyh Naim Kasım şunları söyledi: ‘Filistinlilerin karşısında
duran bu zalim uluslararası koalisyona karşı onurunu ve görevini yapmaya
çalışanları kınamak, suçlamak doğru değildir. Güney Lübnan’da görevimizi
yapmanın bedelini ödüyoruz ve insanlarımızın hayatlarını sürdürebilmeleri için onların
omuzlarındaki yükü kaldırmak adına var gücümüzle çalışıyoruz.
Direniş savaşçılarının bu fedakârlıkları, Hizbullah‘ın
ülkeyi desteklemeyi düşündüğünü ve bunun bedelini ödediğini, direnişin savaş
öncesinde ve sonrasında yaptığı her şeyin Lübnan’ın çıkarlarının
gerçekleştirilmesi doğrultusunda olduğunu gösteriyor. Biz ülke içerisinde
insanların hayatlarını kolaylaştırmak için ne gerekiyorsa yapıyoruz ve hiçbir
zaman Güney Lübnan’daki savaşın veya Gazze’deki savaşın bizi ülkedeki iç
görevlerimizi yerine getirmekten alıkoyacağını söylemedik.
Mevcut savaşın iç meselelerle hiçbir ilgisi yoktur ve cumhurbaşkanlığı
meselesi de dâhil olmak üzere siyasi konularda üzerimize düşen görevleri
yapmamıza engel değildir. Lübnanlılar cumhurbaşkanını seçmeyi kabul ederse
yarın cumhurbaşkanını seçmek için toplantıya gitmeye ve bu sürece katılmaya
hazırız.
Lübnan’da cumhurbaşkanının seçilmesini engelleyen şey açık
bir anlaşmanın olmayışıdır. Çünkü herkes yanılıyor ve şunu bilmeliyiz ki bir
parti tek başına cumhurbaşkanını seçemez. Birileri Hizbullah’ın cumhurbaşkanı
seçimini engellediğini söylemeye çalışıyor ama bu tamamen yanlış.’
İsrail Geniş Çaplı Bir Savaş İstiyorsa Buna Daha Güçlü
Bir Yanıt Vereceğiz
Hizbullah Genel Sekreteri Yardımcısı sözlerine şöyle devam
etti: ‘İşgalci Siyonist rejime karşı mücadelemizi ve cihadımızı sürdürüyoruz,
aynı zamanda Lübnan’da halkımızı da destekliyoruz ve anlaşmaya varıldığı
takdirde cumhurbaşkanını seçmeye de hazırız.
Herkes şunu bilmeli ki, Gazze’deki savaş bitene kadar Güney
Lübnan‘daki operasyonlarımız devam edecektir ve eğer İsrail, Lübnan’daki
hedefini genişletmek isterse, buna daha güçlü ve etkili bir şekilde karşılık
vereceğiz. Siyonist düşman ne söylediğimizi çok iyi biliyor.’
Amerika’nın Gözdağı ve Tehditleri Direnişin İşgalcilere
Karşı Mücadele Konusundaki İradesini Arttırıyor
Hizbullah Yürütme Konseyi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali Damuş
da konuyla ilgili olarak yaptığı konuşmada şu açıklamalarda bulundu: ‘Bugün
Gazze’de yaşananlar, Batı’nın iddia ettiği tüm hukuki, ahlaki ve insani
sistemleri yerle bir etmiş, Batı’nın ve Amerika’nın tehlikeli ahlaki ve insani
yozlaşmasını ve çifte standartlarını dünyaya ifşa etmiştir.
ABD, Siyonist rejimin suç ve cinayetlerini desteklerken sadece
silah ve teçhizat göndermekle ve bu rejimin vahşetlerini örtbas etmekle kalmıyor
aynı zamanda Filistin’in mazlum halkına destek veren tüm tarafları doğrudan
hedef alıyor; Tıpkı bugün Yemen ve Irak’ta yaşananlar gibi. Ayrıca
Amerikalılar, Lübnan’ı işgalcilerin saldırılarına karşılık vermekten vazgeçmeye
zorlamak için heyetler ve arabulucular göndererek her türlü korkutma, tehdit gibi
yöntemlere başvurmaktadır.
Amerikalılar, Siyonist rejimin tüm ordusunu Gazze‘deki
savaşa odaklayabilmesi için Lübnan’ın güney cephesini Siyonist rejime karşı
kapalı tutmak için ellerinden geleni yaptı. Ancak bu tehdit ve baskıların
hiçbiri bölgedeki direniş gruplarının ve hareketlerinin Gazze halkına destek
olma görevini yerine getirmesine engel olamadı.
ABD ve İngiltere’nin Yemen’e yönelik saldırılarının devam
etmesi, Amerika‘nın Irak’ta işlediği suçlar ve Washington’un Lübnan’daki
korkutma ve tehdit kampanyaları hiçbir şeyi ilerletmiyor veya geciktirmiyor, aksine,
bu düşmanca eylemler sadece direnişin saldırganlığa karşı koyma gücünü,
kararlılığını ve cesaretini artırıyor ve Filistin halkına, haklı davalarının
gerçekleşmesinde zafere ulaşıncaya kadar desteğin sürmesini sağlıyor.’
