Berlin İmam Rıza İslam Merkezi Hocası Şeyh Sabahattin Türkyılmaz son Cuma hutbesinde Amerika’nın Ortadoğu’daki planlarına değinerek şu hususlara dikkat çekti:
Bismillahirrahmanirrahim
Batı Asya‘nın (Ortadoğu‘nun), Musul’un teröristlerden temizlenme operasyonu ile tansiyonu yükseldi.
Irak işgalinden sonra devam eden kargaşa ve Suriye’de başlatılan savaş, direniş cephesi duvarına çarpınca emperyal gücün istediği gibi gitmedi. Yeni plan, yeni strateji derken bölgeyi kan gölüne çevirdiler.
Amerika’nın Ortadoğu‘daki öncelikli planı siyonist rejimin varlığını ve güvenliğini sağlayacak Kürt devletini kurmaktır. IŞİD’in meydana getirilme sebebi Irak ve Suriye’yi bölme projesini kolaylaştırmaktı. Daha önce İran, Irak ve Türkiye‘nin muhalefetine rağmen kurulan Kuzey Irak Yerel Kürt Yönetimi, şimdi de aynı devletlerin muhalefetine rağmen kurulma aşamasına gelen Kuzey Suriye’deki kürt yerel yönetimi ileride Amerika’nın emrinde olacak bir eyalet olacaktır.
Amerika’nın öncelikli hedeflerinden biri de başta bölge olmak üzere dünyada direnişin kaynağı ve öncülüğünü yapan İran’ı önce Ortadoğu’da engellemek ve sonra da sulta sistemine katılmaya mecbur bırakmaktır.
İran ne yapmak istiyor ve hedef nedir?
İran’ın küresel hedeflerinden biri sadece Ortadoğu’da değil tüm dünyada Amerika’nın planını bozmak, sulta sisteminin işgal ve sömürüsüne son vermektir.
İran, İstikbara/emperyalizme karşı mustazaf cephesini oluşturma peşindedir. dinine mezhebine bakmadan bölgedeki direnişe her türlü desteği veriyor.
İran’ın asıl hedefi İslam medeniyeti şemsiyesi altında, hakları elinden alınan mustazafları, özgürlükleri ellerinden alınan ezilenleri, tefrika ve fitnelerle dağıtılan müslümanları bir araya toplamaktır.
Din ve Mezhebine bakılmadan, etnik ayrımcılık yapmadan İslam’ın evrensel çatısı altında İstikbara karşı dik duruş sergilemeyi sağlamaktır.
İran küresel bir duruş sergiledi; istikbar karşıtlığı, mustazaf birlikteliği.
İran, ülkelerle diplomatik ilişkilerinin yanısıra halkları ve direniş gruplarını destekleyip yönlendiriyor.
Bu küresel duruş İran’ı, başını Amerika’nın çektiği istikbar gücün hedefi haline getiriyor. İstikbar cephesinin, İran’nın Şiiliğini ön plana çıkarmasının asıl sebebi budur; İran’ı mezhepçilik yapmakla suçlayıp bu küresel direnişin güçlenmesini engellemek istiyorlar.
Türkiye’nin hedefi ve konumu nedir?
Türkiye’nin maalesef ilkeli, bağımsız bir siyaset ve stratejisi bulunmuyor, daha doğrusu buna izin verilmiyor. Çünkü müttefik olduğu ülkeler “biz senin yerine de düşünüyor, strateji geliştiriyoruz“ diyorlar.
Türkiye’ye biçilen görevlerden biri İran’ın önünü almak, direnişin azmini kırmaktır. Halklar ve egemen devletlerle işbirliği, dayanışma yerine, IŞİD, el-Nusra, ÖSO….gibi terörist grupları kullanmak veya Amerika siyaseti doğrultusunda beraber hareket etmeyi tercih ediyor.
“İstikbar karşıtlığı ve mustazaf birlikteliği“ duruşu, İslam medeniyeti çemsiyesi altındaki çabaları karşısında İran’ı mezhepçilikle suçlama işini Amerika ve diğer müttefikleri yapamaz, bunu ancak bölgenin halkı müslüman ve çoğunlukla sünni olan ve bölge halklarıyla tarihi geçmişi olması hasebiyle Türkiye’ye yaptırmak istiyorlar. Çünkü İran’ın anti emperyalist cephenin liderliğini sürdürmesi, halkları sulta sistemine karşı uyandırıp yönlendirmesi kabul edilemez bir durumdur, önünün alınması gerekir.
AKP hükümeti ABD’nin planının işlemesine yardımcı oluyor. Amerika’nın önünü açıyor, olası engelleri temizleme görevini üstlenmiş durumdadır.
Amerika’nın isteği mezhepçilik kavgasını başlatmaktı, bunu Şiilere saldırmak ve suçlamakla yaptırmak istiyor.
Kısacası, Şiilere saldırmak Amerika’nın bu coğrafyadaki uğursuz projelerine hizmet ediyor.
Vesselamu aleykum verahmetullahı ve beraketuh
Rasthaber/Berlin
