‘Suriye’ye Yönelik Yaptırımlar Bir Terör Eylemidir’

rasthaber

Rasthaber –  Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırılması konulu bir
konferansta konuşan Suriye Cumhurbaşkanının Danışmanı, şunları söyledi:
‘ABD’nin uyguladığı baskıcı ve tek taraflı eylemlerin ve Suriye’de milyonlarca
masum vatandaşa uygulanan yaptırımların hiçbir hukuki dayanağı yoktur.

Suriye ambargosunun kaldırılmasına ilişkin Beyrut’ta
düzenlenen Uluslararası Arap Konferansında, Avrupa Birliği ve ABD’nin Suriye’ye
karşı yürüttüğü tek taraflı eylemi sona erdirmek için halk kampanyaları ve
uluslararası kampanyalar düzenlenmesi çağrısında bulunuldu.

Uluslararası Arap Merkezi Başkanı Muin Başur bu konferansta
yaptığı konuşmada şunları söyledi: ‘Suriye’ye karşı “Sezar” kanunu
denen şey, ilahi kurallara ve yeryüzü kanunlarına aykırıdır. Bu acımasız yasa
reddedilmektedir ve onu ortadan kaldırmak için halk kampanyaları başlatmak
önemlidir.

Bu kampanyanın sloganı Suriye’ye yönelik yaptırımlara karşı
birlik olmalıdır.

Suriye halkına karşı insanlık dışı yaptırımlar

Öte yandan Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın
danışmanlarından Buseyna Şaban bu konferansta yaptığı konuşmada şu ifadelerde
bulundu: ‘Filistinlilere, Suriyelilere, Yemenlilere ve Iraklılara yönelik
kitlesel yaptırımlar karşısında hiçbir hükümetin veya tarafın sessiz kalmasının
hiçbir gerekçesi yoktur.

ABD’nin uyguladığı baskıcı ve tek taraflı eylemlerin ve
Suriye’de milyonlarca masum vatandaşa uygulanan yaptırımların hiçbir hukuki ve
şer-i dayanağı yoktur.

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkeleri tarafından bu
yaptırımları tanımlamak için kullanılan aldatıcı sömürge dili, bu cinayetin suç
ortağıdır çünkü onlar, Suriye’ye yönelik sistematik saldırıyı bir iç savaş
olarak tanımlıyorlar.

Onlar yasadışı yaptırım suçunu, belirli kişilere yönelik bir
eylem olarak tanımlıyorlar oysa bu yaptırımlar, Suriye’de genç ve yaşlı, kadın
ve çocukların yanı sıra sağlık, eğitim, gıda, tarım, sanayi ve geçim
sektörlerini hedef alıyor.

“Sezar” yasası olarak bilinen tek taraflı zorba
eylemler ve Suriye’ye karşı diğer baskıcı eylemler, Suriye halkına karşı toplu
bir yaptırım suçu sayılmaktadır. Bu suç, binlerce yıldır bu topraklarda yaşayan
Suriye halkının yelpazesini ırksal olarak temizleme suç ve cinayetinin
devamıdır.

Her alanda bu yaptırımları destekleyen ve buna sessiz
kalanlar, Suriye halkına yönelik bu suça ortaktır. ABD, Suriye’nin
kuzeydoğusundaki işgalci güç olarak, gündüz vakti Suriye’nin buğday ve
petrolünü çalıyor ve Suriye halkını Suriyelilerin vazgeçilmez hakkı olan
kaynaklardan mahrum bırakıyor. İşgal, terörizm ve yaptırımlarla, uluslara zulüm
yapan suçluların suçlarına cevap vermek ve onları sorgulamak için küresel
vicdan ne zaman uyanacak?’

Yaptırımlar bir terör ve acımasız bir ekonomik savaştır.

Yaptırımları kaldırma savaşı, Filistin’deki işgalcileri yok
etme savaşından asla ayrı değildir

Öte yandan Arap Etnik Kongresi Genel Sekreteri Mecdi
el-Masaravi de bu konferansta, “Yaptırımlar saldırı ve işgalin bir başka
türüdür” dedi.

Mecdi el-Masaravi şu ifadelerde bulundu: ‘Yaptırımları
kaldırma savaşı, Filistin’deki işgalcileri yok etme savaşından asla ayrı
değildir. İşgal ve yaptırımlar aynı madalyonun iki yüzüdür, çünkü düne kadar
Filistin’i gasp edenler, İslam Ümmetini hedef alan bir proje karşısında
Filistin halkının zaferini engellemek amacıyla yaptırımlar, açlık ve
normalleşme ile Suriye’yi ve İslam Ümmetini hedef almaya çalışıyorlar.’

Suriye’yi hedef almak Arap kimliğini ve bölgeyi hedef
almak demektir.

Lübnan Marada Hareketi Partisi Başkanı Süleyman Franci de bu
konferansta şunları söyledi: ‘Suriye’yi hedef almaya çalışmak, Arap kimliğini
ve bölgedeki ülkelerin çöküşünü hedef almak gibidir.

Şam’a karşı çabalar defalarca başarısız olmuştur. Suriye’nin
bir ay içinde başka bir cumhurbaşkanlığı seçimi yapacak olması bir dönüm
noktası olacak ve bu ülkenin egemenliğinde ve birliğinde ısrar ettiğini tüm
dünyaya kanıtlayacaktır.’

Suriye, Filistin’in güçlü bir destekçisidir

Kudüs Rum Ortodoks Başpiskoposu Hana Atallah da bu
konferansta konuştu ve şunları söyledi: ‘Bu kutsal günlerde Filistin’den ve
başkent Kudüs’ten Suriye ile dayanışmamızı ifade ediyoruz. Suriye her zaman
Filistin ve davasının yanında durmuştur ve bizler baskıcı yaptırımların ve
“Sezar” yasasının kaldırılmasını istiyoruz.

Suriye’ye karşı komplonun ve düşmanların komplolarının
üzerinden on yıldan fazla bir süre geçti ve onlar, bu ülkenin konumunu ve Arap
kimliğini yıkıp, parçalama doğrultusunda ilerlediler; Ancak başarısız oldular
ve istediklerini alamadılar ve bu, hekim bir liderin ve Suriye ordusunun yanı
sıra Suriye halkı ve Suriye’nin Arap kimliğine olan bağlılığı sayesinde oldu.

Bugün Suriye halkını aç bırakmak için yeni bir komplo
aşaması başladı ve askeri olarak ve terör yoluyla yapamadıklarını Suriye
halkına yaptırım uygulayarak başarmaya çalışıyorlar.

Baskıcı eylemler, kardeş Suriye milletine toplu bir ceza ve
insanlığa karşı bir suçtur ve bu nedenle biz Kudüs’ün kalbinden bu ambargonun
kaldırılmasını istiyoruz.’

Bu konferansa Lübnan Hizbullah Siyasi Konseyi Başkan
Yardımcısı Mahmut Gamati, Mısırlı siyasetçi ve düşünür Hamdin Sabahi,
Filistinli düşünür Münir Şefik ve Uluslararası Direniş Araştırmacıları Birliği
Başkanı Mahir Hammud da ABD’nin ekonomik zulmüne ve Suriye’ye yönelik tüm
yaptırımlara son vermesi çağrısında bulundu.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın