Tel Aviv, İran’daki Lityum Rezervlerinin Keşfinden Endişe Duyuyor

rasthaber
Rasthaber –   Siyonist rejim gazetelerinden Maariv, İran’da lityum
rezervlerinin keşfedilmesinin önemi hakkında yayınladığı haberinde şunları
yazdı: ‘Bu olay denklemlerin ve güç dengelerinin değişmesine ve İran’ın
jeopolitik konumunun güçlenmesine yol açacaktır ve bu Tel Aviv için çok endişe
vericidir.

İran, Mart ayında büyük lityum rezervlerini keşfettiğini açıkladı
ve İran radyosu, İran’ın sanayi, madencilik ve ticaret bakan yardımcısı
Muhammed Hadi Ahmedi’den naklen şu ifadelerde bulundu: ‘Hemedan’da ilk kez
büyük lityum yatakları keşfedildi ve miktarının 8,5 milyon ton olduğu tahmin
ediliyor.’

İran’da lityum madenciliğinin keşfi ve olası sonuçlarıyla
ilgili haberlerin yayınlanmasıyla birlikte, bu konu dünya medya çevrelerinde en
önemli konulardan biri haline geldi ve çeşitli analistler ve siyasi gözlemciler
bu önemli keşfin çeşitli sonuçlarını araştırdılar ve bu uzman analizleri bugüne
kadar devam ediyor. Siyonist rejim gazetelerinden Maariv de dünkü sayısında (11
Haziran) bu keşfin güç dengelerini değiştireceğini ve bunun İran hükümeti için
eşi benzeri görülmemiş bir fırsat olduğunu yazdı.

İran’da lityumun keşfi ve bölgedeki güç dengelerinin
değişmesi

Jeopolitik meseleler uzmanı Anat Hochberg Marum, Siyonist rejim
gazetelerinden Maariv’e verdiği röportajda şunları söyledi: ‘İran’da lityum
kaynaklarının keşfi, bölgesel güç dengelerinin değişmesine yol açabilir ve
Tahran’a benzeri görülmemiş bir jeopolitik ve ekonomik konum kazandırabilir.

İsrail, Tahran’ın bu keşfi kendi lehine nasıl kullanmaya
çalışacağını öğrenmek için titizlikle bu konuyu takip ediyor.

İran’ın askeri gücü ve Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve
Mısır başta olmak üzere Arap ülkeleri ile ilişkilerinin yeniden başlaması,
ayrıca bu ülkenin Hindistan ve Pakistan gibi ülkelerle yaptığı deniz
tatbikatları İsrail için temel endişe kaynağıdır.’

Bu Siyonist gazete, İran’ın İslam dünyasının en büyük ülkesi
olan Endonezya ile yakın ilişkilerinden, Tahran’ın Rusya ve Çin ile stratejik
ilişkilerini güçlendirmesinden duyduğu endişeyi de dile getirdi.

İran’ın jeopolitik etkisinin artacağını tahmin ediliyor

Maariv Gazetesi şu tahminde bulundu: ‘Yakında İran’ın
ekonomik durumu ve jeopolitik etkisi büyük ölçüde artacaktır ve bu, Şili’den
sonra dünyanın en büyük ikinci lityum sahasının İran’ın batısındaki Hemedan eyaletinde
8,5 milyon tonluk büyük bir lityum sahasının keşfedildiği bir durumda yaşanacaktır.

 İran, bu sayede şu
anda 89 milyon ton olarak tahmin edilen dünya beyaz altın rezervlerinin yüzde
10’una sahip olacaktır ve bu, İran ekonomisini kurtarabilecek ve kendisine
uygulanan yaptırımların etkinliğini geçersiz kılabilecek bu keşif, bir dönüm
noktasıdır. Bu keşif İran için “kazanan kart” olarak kabul
edilebilir.’

Anat Hochberg Marum şu ifadelerde bulundu: ‘Bu keşif,
küresel enerji ve madencilik pazarlarının yanı sıra lityum piller ve elektrikli
araçların küresel endüstrileri üzerinde de önemli bir etkiye sahip olabilir. Tüm
bu konuların küresel ekonomi ve siyasette kapsamlı değişimlere yol açması ve
Ortadoğu’nun yeniden ağırlık merkezi haline gelmesi bekleniyor.’

Rey el-Yevm Gazetesi de bu haberi yayınlayarak, İran Sanayi
ve Madencilik Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkiliden naklen şunları yazdı: ‘Bu,
Güney Amerika dışındaki dünyanın en büyük lityum rezervuarıdır. 9,2 milyon ton
lityum rezervine sahip olan Şili’den sonra İran, lityum rezervi bakımından
dünyanın ikinci büyük ülkesidir. Arjantin, Bolivya ve Şili, dünyadaki lityum
kaynaklarının %58’ine sahiptir.

Bu lityum madeninin keşfi, bu madenin elektrikli arabalar,
dizüstü bilgisayarlar, cep telefonları, güneş panelleri ve aksesuarları da
dahil olmak üzere çeşitli elektronik endüstrileri için pil üretimindeki ve enerji
depolamadaki yüksek değeri ve önemi nedeniyle taçtaki mücevher gibidir.’

Maariv Gazetesi haberinin devamında şu itiraflarda bulundu: ‘Bu
keşif, İran’a ekonomi ve enerji sektöründe benzeri görülmemiş ve büyük bir
fırsat sunuyor.

Bu keşif amaçlı lityumun madenciliğinin kalitesi ve maliyeti
bilinmesine rağmen, dünya lityum tüketiminin yaklaşık onda birini sağlamanın ve
bu stratejik hammaddeyi kontrol altına almanın, İran’ı küresel siyaset ve
ekonomide önemli bir jeopolitik oyuncu haline getireceği açıktır.

Kötüleşen iklim krizinin gölgesinde, bu lityum sahasının
keşfi, nükleer enerji de dahil olmak üzere diğer enerji kaynaklarıyla birlikte Tahran
hükümeti için bir güç, siyasi, ekonomik ve enerji nüfuzu kaynağı olacaktır.
İran’ın tüm bu meselelerden ve bunların bölge ülkelerindeki ve hatta uluslararası
arenadaki yansımalarından faydalanması beklenmektedir.

Dolayısıyla bu mesele İran’ın nüfuzunu önemli ölçüde
artırmakla kalmayacak ve İran’ın nüfuzu hatta başta dünyanın en büyük petrol
üreticileri olan Suudi Arabistan ve BAE olmak üzere Fars Körfezi’ndeki Arap
ülkelerinin nüfuzunu aşacak ve bölgedeki güç dengelerini İran lehine değiştirecektir.

Dolayısıyla bu konu, İran’ın çeşitli ekonomik ve güvenlik
ittifakları ve anlaşmaları çerçevesindeki müzakere konumunu güçlendirmekte ve
Ortadoğu’daki çeşitli aktörler arasında bir ağırlığa dönüştürmektedir ve ilgi
odağını petrol piyasasından bölgedeki beyaz altın ve lityum madenciliği
endüstrilerine kaydırmaktadır.

Küresel lityum fiyat istikrarı

Ayrıca, orta ve uzun vadeli ekonomik açıdan bakıldığında, bu
minerale yönelik küresel talebin sürekli artması ve elektrikli araçlar için
lityum-iyon piller nedeniyle son yıllarda artan lityum fiyatlarının korunması
bekleniyor. Sonuç olarak, İran ekonomisi büyük ölçüde zenginleşiyor.’

Amerika ve İsrail, İran’ın lityum rezervlerinden endişeli

Maariv haberinin devamında şunları yazdı: ‘İran’da lityum
rezervlerinin keşfi, ABD ve müttefikleri, özellikle İsrail karşısında bir
zaferdir. Ayrıca bu, İran’ın Çin ve başta Endonezya olmak üzere diğer Güneydoğu
Asya ülkeleri ile daha yakın ilişkiler kurmasına ve Orta Doğu ile Asya
arasındaki ilişkilerin güçlenmesine yol açabilir.

Tahran’a göre, bu lityum rezervlerinin keşfi aslında çok
sayıda aktör arasında manevra kabiliyetini artırıyor ve bu da bu ülkeyi ABD’ye
ve Batı’ya daha az bağımlı hale getirebilir.

Hiç şüphesiz İran, nükleer olmanın eşiğinde olan bir ülke
olarak, özellikle lityum sahasının keşfi düşünüldüğünde, cesaret, kalkınma ve
yüksek motivasyon ile birlikte siyasi, ekonomik ve enerji gücüne sahiptir ve şimdikinden
çok daha tehlikeli hale gelmesi beklenmektedir.’

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın