Trump’ın hakaretlere odaklanan, ateşkesin sona ermesi ve mutabakat zaptının ömrüyle ilgili tehditler içeren konuşması; onun savaş sonrası ortaya çıkan tablodan son derece öfkeli, memnuniyetsiz ve perişan bir ruh hali içinde olduğunu gösteriyor.
Asıl soru şudur: Amerika Birleşik Devletleri Başkanı olarak Trump, neden bu hale düştü ve öfkesinden dolayı bu şekilde hakaretler yağdırıyor?
Trump, o pak olmayan ağzından dökülen tüm kelimelerle aslında kendisinin ve takipçilerinin layık olduğu şeyi dışa vurmuş olsa da bu habis varlığın böylesine nahoş ve perişan bir duruma düşmesinde şu nedenler etkili olmuştur:
- Savaşın Hedeflerine Ulaşmada Kesin Başarısızlık
ABD ve Siyonist rejimin İran’a karşı yürüttüğü Üçüncü Dayatılan Savaş’ta saldırganlar ağır bir stratejik yenilgiye uğradı. Bu tarihi savaşın kesin galibi şu ana kadar İran, asıl ve kesin kaybedeni ise ABD’dir; çünkü saldırganların stratejik hedeflerinin hiçbiri gerçekleşmemiştir.
Unutmayalım ki bu savaşı başlatmanın temel amacı, bu kadim ve geniş toprakların parçalanmasıyla birlikte İran İslam Cumhuriyeti’nin çökertilmesi ve ardından ABD’nin dünyanın bu stratejik bölgesi üzerinde tam bir hakimiyet kurmasıydı. İran milleti, güçlü bir savunmayla saldırganları mağlup etti ve onların savaşta ilan ettikleri stratejik hedeflerin hiçbirine ulaşmalarına izin vermedi.
Eğer bu stratejik zaferin derinliği ve tatlılığı halkımız arasında olması gerektiği gibi tam olarak hissedilmiyorsa bunun nedeni, Üçüncü Dayatılan Savaş’ın hemen başında Şehit İmam’ı kaybetmenin getirdiği o ağır, yürek yakıcı ve unutulmaz acıdır. İmam Hamaney’in –kaddesallahu nefsehu’z-zekiyye– şehadeti, toplumun bir kesiminde düşmanın savaşı başlatmaktaki temel amacının aziz liderimizi şehit etmek olduğu yönünde bir algı yarattı. Bu yüzden ABD’nin savaşı kazandığını ve biz intikam alana kadar yenilmiş sayılacağımızı düşündüler.
Bu çıkarım yanlıştır. Aslında düşman, 12 günlük savaştaki başarısızlığının ve 18-19 Dey 1404 (8-9 Ocak 2026) tarihlerindeki darbe benzeri fitnenin ardından, İslam Cumhuriyeti’ni devirmenin ve İran’ı parçalamanın ön şartının Devrim Lideri’nin ortadan kaldırılması olduğu sonucuna varmıştı. Dolayısıyla düşmana göre İmam’ın şehadeti, o lanetli Trump’ın söylediği şey için bir ön hazırlık hedefiydi. Trump, “ABD 47 yıldır İslam Cumhuriyeti’ni devirmek için uğraşıyor ve başaramadı; ama bunu ben yapacağım!” demişti.
İlginçtir ki Şehit İmam, Trump’ın bu sözlerine tepki olarak açıkça şöyle buyurmuştu: “Öncelikle bu, ABD’nin İslam Cumhuriyeti’ni devirmek için 47 yıldır başarısız bir çaba içinde olduğunun iyi bir itirafıdır. İkincisi, ben diyorum ki sen de bunu yapamayacaksın!”
Şimdi Trump, İran İslam Cumhuriyeti’nin güçlü bir şekilde ayakta kalması nedeniyle kendisini bu savaşın mağlubu olarak görüyor; bu yüzden son derece öfkeli, rahatsız ve altüst olmuş durumda.
- İran’ın Güç Unsurlarının Artması
İran’ı iki üç gün içinde teslim alacağını zanneden o narsist ve yanılsama içindeki Trump’ın öfkesinin bir diğer nedeni de İran’ın çökmek bir yana, tüm temel güç unsurlarını koruması, güçlendirmesi ve bu unsurlara çok önemli stratejik yenilerinin eklenmesidir. İslam Cumhuriyeti’nin ulusal gücünü katlayarak artıran bu temel unsurlar şunlardır:
- Halkın çelikten iradelerle ulusal gücü oluşturan en temel unsur olarak yeniden sahneye çıkması.
- İlahi lütuf ve inayetle İran’daki Velayet nizamının sürmesi ve semavi olan Hamaney’in (gençleşerek/yeni nesilleşerek) devam etmesi. Düşman hikayenin bu kısmını hiç okumamıştı ve İmam’ı şehit etmenin sonucunun, Allah Teala’nın iradesiyle gerçekleşen bu tablo olacağını hayal bile edememişti.
- İran’ın stratejik Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyeti ve bu son derece önemli su yolundan gemilerin geçişi için İran usulü düzenlemeler getirerek bölgede yeni bir düzen kurma iradesi.
- Ümmetin İmamı ve İran’ın Efendisi’nin şehadetiyle İslam Cumhuriyeti’nin yumuşak gücünün hem ülke içinde, hem İslam dünyasında hem de dünya mazlumları arasında tarif edilemez bir şekilde artması. Öyle ki İran ve Irak’taki “Kızıl Uğurlama ve Cenaze Törenleri”, bu yumuşak gücün gelecekteki denklemlerdeki derinliğini, kapsamını ve etkililiğini gözler önüne serdi. İran ve Irak’taki bu kızıl cenaze törenleri Trump’ı dehşete düşürmüş, gelecekteki olaylar karşısında onu endişeli ve öfkeli hale getirmiştir.
- Direniş Ekseni Bileşenlerinin Dinamizmi ve İran’la Dayanışması
Trump, İran’la savaşı direnişi zayıflatmak ve çökertmek amacıyla yürüttü; ancak uygulamada direniş eskisinden daha dinamik bir şekilde İran’ın yanında durdu. Direniş bileşenlerinin, özellikle Lübnan, Yemen ve Irak’ın savaşta İran’la etkili bir şekilde dayanışma göstermesi, Trump’ı gelecekteki herhangi bir yeni macera konusunda ciddi şekilde endişelendirmektedir.
- Hürmüz Boğazı’nı Açmadaki Acziyet
Terörist ABD ordusu, Trump’ın emriyle İran’ı denizden kuşatarak Hürmüz Boğazı’nı açmak için büyük çaba sarf etti; ancak rezilce başarısızlıklarla karşılaştı. Bu katmerli yenilgiler Trump’ı her zamankinden daha fazla öfkelendirdi.
- Hürmüz Boğazı’nın Güneyinde Paralel Bir Koridor Oluşturma Başarısızlığı
Trump, Hürmüz Boğazı’nı açma konusundaki yenilgisinden ve umudunu kaybetmesinden sonra, diğer ülkelerin yardımıyla boğazın güneyinde gemi trafiği için paralel bir rota oluşturmaya çalıştı. Trump’ın bu girişimi de İran İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri’nin ciddi ve fiili tepkisiyle sert bir yenilgiye uğradı. Üst üste gelen bu başarısızlıklar onu dehşete düşürdü ve endişelendirdi.
- Yemen’in Hava Ablukasının Kırılması
Trump’ın öfke ve hakaretlerinin bir diğer nedeni de İran ve Ensarullah’ın, Suudi Arabistan’ın tehditlerine rağmen İslam Cumhuriyeti’ne ait bir uçağı şerefli ve cesur bir hamleyle Sana Havalimanı’na indirmesidir. Bu eylem, gelecekteki denklemleri değiştirecek önemli bir gelişmedir. On yılı aşkın bir sürenin ardından Yemen’in hava ablukasının İran İslam Cumhuriyeti tarafından kırılması, bölge içi ve dışı ülkelere birçok mesaj taşımaktadır. Bu hamlenin devam etmesi hiç şüphesiz direnişin gücünü günden güne artıracaktır. Ensarullah’ın bu yoldaki her türlü şerarete ve engellemeye yanıt verecek askeri kabiliyetleri göz önüne alındığında, karşı taraflar için ağır kayıpların kaçınılmaz olacağı çok açıktır.
- Kan Davası ve İntikam Konusundaki Kararlılık
Trump’ın dengesini bozan ve onu öfkelendiren tüm nedenler arasında yedinci neden özel bir yere sahiptir. Trump, gelecekteki hayatı ve kaderi konusunda ciddi şekilde endişelenmeye başlamıştır; çünkü koca bir ümmet ve dünyadaki tüm özgürlük yanlıları, Şehit İmam’ı katletme cinayetinin habis azmettiricileri ve faillerinin cezalandırılmasının ve kanının yerde kalmamasının peşindedir.
İslam Cumhuriyeti’nde şu anda o kızıl cenaze töreniyle birlikte, Şehit İmam’ın katillerinden intikam alınması ayağa kalkan İran milletinin temel bir söylemi ve talebi haline gelmiştir; ülke yetkilileri de halkın bu haklı talebini yerine getirmekle yükümlüdür.
Yukarıda sayılan nedenler ışığında, o sanrılar içindeki narsist Trump’ın şu anda nasıl bir ruhsal ve zihinsel durumda olduğu son derece açıktır. Milletimiz için önemli olan, Allah’ın izniyle direniş ve kararlılığın gölgesinde nihai zafere inanmaktır. Nihai zafere ulaşmak için İslam’ın ve Velayet-i Fakih’in sancağı altında birlik ve beraberliği korumak gerekir.
“Zafer ancak Azîz ve Hakîm olan Allah katındandır.”
Yedullah Cevani/farsnews
