Batı’nın dünya basınına ve siyasetinde yayına soktuğu küresel yalanları ifşa
ettiğini dile getirdiği bir kitabı ele aldı.
Profesör John J. Mearsheimer ve Sebastian Rosato’nun kaleme
aldığı ve 5 Eylül’de basılan “How States Think: The Rationality of Foreign
Policy/Devletler Nasıl Düşünür: Dış Politikanın Rasyonalitesi” kitabında,
Ukrayna krizinde Kremlin’in son derece rasyonel hareket ettiğini belirterek
“Putin’i ciddiye almak Batı’nın yararınadır” tavsiyelerinde
bulunuluyor.
Yazının tamamı şu şekilde;
“Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Kuzey Kore
lideri Kim Yong-Un ile görüşmesini ‘iki irrasyonel diktatörün kıyamet zirvesi’
manipülasyonuyla pazarlayan Batı medyası ve siyasileri hiç ummadıkları yerden
ağır bir akademik darbe aldı.
Batı’da soğuk duş etkisi yapan çıkışın sahibi uluslararası
ilişkiler alanındaki yaşayan en büyük teorisyenlerden John J. Mearsheimer. 15
yıl önce Stephen M. Walt ile birlikte ‘İsrail Lobisi ve Amerikan Dış
Politikası’ kitabını yayımlayan Mearsheimer, “Amerikan dış politikası
ABD’ye değil İsrail’e hizmet ediyor” çıkışında bulunarak korku duvarlarını
yıkmıştı.
Ünlü akademisyen son kitabında ise Batı’nın Putin’e ve
Ukrayna savaşına dair tedavüle soktuğu küresel manipülasyonları teker teker
ifşa ediyor.
Mearsheimer, Sebastian Rosato ile yazdığı ve 5 Eylül’de Yale
Üniversitesi’nce basılan “How States Think: The Rationality of Foreign
Policy/Devletler Nasıl Düşünür: Dış Politikanın Rasyonalitesi” kitabında,
Ukrayna krizinde Kremlin’in son derece rasyonel hareket ettiğini belirterek
“Putin’i ciddiye almak Batı’nın yararınadır” tavsiyesinde bulunuyor.
****
Chicago Üniversitesi’nde ders veren Mearsheimer, bu
tutumuyla hep Fukuyama, Rostow, Huntington, Brzezinski, Kagan, Nye, Ferguson ve
Kissinger gibi Amerikan derin devletinin kirli politikalarını temize çekenlere
karşı adeta teorik panzehir işlevi gördü.
Batı’nın pervasız, beceriksiz ve yozlaşmış egemen
sınıflarının ve kontrolden çıkmış askeri sanayi kompleksinin izlediği dış
politikaları eleştiren Mearsheimer, son kitabında küreselcilerin Ukrayna savaşı
ve Putin ile ilgili psikolojik harp mahsulü karalamalarını çürütmüş.
Batı’nın ‘güce aç bir megalomanyak’, ‘dengesiz otokrat’,
‘işgalci’ ve ‘hayalperest’ şeklinde lanse ettiği Putin’in Ukrayna kararının hem
zamanlama hem de Rusya’nın çıkarları ve bekası açısından gayet makul bir hamle
olduğunun altını çiziyor.
Çünkü ABD, Ukrayna’da güç dengesini değiştirmeye çalışarak
Rusya’nın kırmızı çizgilerini çiğnedi. Buna işaret eden Mearsheimer,
“Batı, Ukrayna’yı Rusya sınırında bir siper haline getirdi. Bu Rusya için
varoluşsal bir tehdittir.
Putin bu güç dengesindeki değişimi önlemek için harekete
geçti. Bu bakımdan Ukrayna hamlesi Putin için bir meşru müdafaa savaşıdır.
Savaşın hedefi Ukrayna’nın tamamını fethetmek değildi” diyor.
****
Zira Batı’nın saldırganlığını agresif diplomasiyle
durdurmaya çalışan Putin, 17 Aralık 2021’de ABD’ye tarafsız bir Ukrayna ve
NATO’nun Doğu Avrupa’da 1997’deki sınırlarına çekilmesi önerisinde bulundu.
Fakat kabul edilmedi.
Ve neticede Putin kararını öyle yalnız kalmış bir kurdun
tepkisiyle vermedi. CIA Başkanı William Burns da bu gerçeği doğruluyor. Zira
Burns, Rusya elçisiyken 2008’de Beyaz Saray’a “Ukrayna’nın NATO’ya girmesi
sadece Putin için değil en keskin liberal muhalifler de dâhil bütün Rus seçkinleri
için tüm kırmızı çizgilerin en parlak olanıdır” demişti.
Yani ABD, Ukrayna senaryosuyla Rusya’yı kışkırtacağını
biliyordu. Kışkırttı da. Ancak bu provokasyondan umduğunu bulamadı. Ne Putin’i
şeytanlaştırabildi ne de Rusya’yı ambargolarla izole edebildi.
Rus ekonomisi şu an İngiltere, Fransa ve Almanya gibi
ülkelerden çok daha iyi konumda.
Üstelik irrasyonel diye yaftalanan Putin de boşlukla
tokalaşan ABD Başkanı Biden ile karşılaştırılamayacak kadar zinde.
Hâsılı kelam, Mearshemier’ın da kanıtladığı gibi asıl
hayalperest, megaloman, tehlikeli, nobran ve irrasyonel olan Putin değil Batılı
liderlerin bizzat kendileri.
Ukrayna krizi, Batı’nın ve Batılı egemen sınıfın bu
çürümüşlüğünü dünyaya bir kez daha gösterdi.”/odatv
