Rasthaber – Yüz yıl önce iki adam vardı…
İngiliz diplomat Mark Sykes ve Fransız diplomat Francois George Picot…
Bir araya gelmiş, 16 Mayıs 1916’da, gizlice çizmişlerdi Ortadoğu’daki sınırları.
Sadece sınır çizmemişler, dış güçlerin dayattığı irade ile ortaya yeni liderler çıkarmışlar, bölge halklarını bölmüşler, birbirine düşman etmişler ve kolayca yönetmişlerdi. Kendi çıkarları için diğer herkesi harcadıkları ve bölgenin zenginliklerine el koydukları bir yüzyıl yaşamışlardı.
O sınırlarla birlikte yüzyıl süren hüküm de sona erdi.
Bölgede yeni bir dünya kuruluyor.
Bazıları hiç bir şey değişmemiş gibi davranıyor.
Sykes ve Pcot’nun yerini ABD’li Brett McGurk, 100 yıl önceki liderlerin yerini ise PKK/YPG almış… Necmettin Kerim gibi, Mahmut Osman gibi isimler ortaya çıkmış, Barzani gibi aileler “eyvah koltuğumuzu alıyorlar” endişesiyle dağıtılan ulufe kuyruğuna girmiş, çizilen haritadan kendisine pay bekliyor…
Brett McGurk, ABD Başkanı Barack Obama’nın DEAŞ ile Mücadele Özel Temsilcisi olarak bölgeye gönderilen isim.
Asıl işi DEAŞ ile mücadele değil Suriye’de PKK’ya devlet kurmak. 2014’ten bu yana çok mesafe aldı.
Yeni ABD Başkanı Donald Trump, herkesi görevden almasına rağmen Brett McGurk’la “yola devam” dedi.
McGurk, 2015’te Suriye’nin kuzeyinde PKK militanının elinden plaket aldı. Bu kendisine PKK’nın teşekkürü idi.
Ankara’nın daha o gün bu adamı istenmeyen kişi ilan edip bölgeden uzaklaştırması gerekirdi… Yapmadı… Diplomatik görüşmelerde masanın baş misafiri olarak yerini her zaman aldı.
McGurk Perşembe günü Musul’un doğusunda DEAŞ ile Mücadele Koordinasyon Merkezi’nde bir masa kurdu. Yanında BM’nin Irak Temsilcisi Jan Kubis ve Büyük Britanya’nın Büyükelçisi Frank Baker vardı. Karşısında ise Mesut Barzani.
McGurk, Barzani’ye “referandumu durdur karşılığında sana Kerkük’ü verelim” dedi.
Barzani referandumu durdurunca Irak’ta konfederal bir döneme geçeceklermiş.
LEJYONER YAPI KAZANDIRILAN PKK
Yanına İngiliz büyükelçiyi alan Amerikalı Brett McGurk bu toplantıyı ne zaman yaptı?
MİT Müsteşarı Hakan Fidan Erbil’de İran’ın Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ile görüştükten sonra. İki isim daha sonra Barzani yönetimi ile görüştü.
Irak Parlamentosu zaten referandumu reddetmiş ve Başbakan Haydar el İbadi’ye önlemek için her türlü yetkiyi vermişti. Ardından Kerkük Valisi Necmeddin Kerim’i görevden alındı.
Bu gelişmelerden sonra ABD durumun kendi aleyhine döndüğünü görünce Barzani’yi çağırıp “referandumu ertele” dedi.
Referandum muhtemelen ertelenecek.
Ama…
Bu süreçte PKK, silahlandırıldı ve Kerkük’e yerleştirildi. Sincar bölgesinde zaten bir kanton ilan etmiş durumdalar. ABD’nin kurduğu askeri kampta yüksek teknoloji silahlar için eğitiliyorlar.
Irak’ta PKK’nın elindeki silah gücünün Barzani’den daha fazla olduğu biliniyor.
Irak’ta ABD, PKK’yı Barzani’den daha güçlü hale getirdi. Sayısal ve silah gücü olarak.
Böyle bir PKK’nın, Cemil Bayıkların Kandil’den yönettiği PKK’dan farklı olduğunu görmek lazım.
Sadece Suriye’de değil, Irak’ta da PKK tam anlamıyla bir lejyoner örgüttür.
25 DEĞİL 28 EYLÜL DAHA ÖNEMLİ
Kuzey Irak’ta yaşanan gelişmeler elbette önemli. Sincar bölgesini yeni karargahı haline getiren PKK’nın Kerkük’ü yönetmeye başladığını ve diğer Kürt yapılar üzerinde giderek hakimiyet kurduğunu hiç göz ardı etmememiz gerekiyor.
Ama asıl tehlike 28 Eylül’de Kuzey Suriye’de yaşanacak. ABD’nin koruyup kolladığı PKK Afrin, Haseke, Rakka, Ayn el Arab ve Tel Abyad’ta otonom bölge ilan etti ve kanton yönetimleri için ortaya bir sandık koyuyor.
ABD’nin önceliği Irak’ta bağımsız bir Kürdistan değil, Suriye’de herkesin kabul edeceği bir otonom Kürt yapısını ilan edebilmek.
Şayet bu 5 bölgede sandık kurulur, sonra da biz beş kanton tek çatı altında birleştik kararı çıkartırsa ABD amacına ulaşmış olacak.
Türkiye ve İran’ın buna izin vermemesi gerekiyor.
KOMUTANIN TELEFONU
Kamuoyu Suriye’deki gelişmeleri tartışmıyor. Oysa herkesin dikkati bu bölgede.
Astana’da konuşulan sadece İdlib değil. Suriye’nin tamamı konuşuluyor.
Rusya, Türkiye ve İran’ın İdlib’te anlaşması bütün oyunu bozabilir.
Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar, İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Bakırı ile konuştu. İki komutan arasında gerçekleşen bu telefon görüşmesi bölge açısından kritik bir eşiğin geçildiğini gösteriyor.
Görünen tabloya baktığımızda Brett McGurk yanı başımızda harita çizmeye çalışıyor…
Sonuca baktığımızda ise 25 bin Türk Askeri İdlib’e gidiyor.
Şayet 30 Ağustos 1922’de zaferi kazanan Ankara, o günlerde çok değil üç bin kadar silahlı askerini Özdemir Harekatı için gönderebilseydi…
Sykes ile Picot’un çizdiği harita çöp olurdu…
Türkiye, İran, Rusya, Irak durursa yan yana, sımsıkı…
Bu defa çöpe gidecek olan, çiziktirilmiş bir harita değil ABD ve kankisi İsrail olur…
Celal Kazdağlı/Kanala
