Allah’ın adıyla
Bilindiği üzere yer küresi coğrafi olarak ekvator çizgisiyle veya 0(sıfır) paralel çizgisiyle kuzey ve güney yarı kürelerine, Greenvich’ten geçen (0) sıfır boylamı ile de batı ve doğu yarım kürelerine ayrılır. Ama jeopolitik anlamda güney ve kuzey terimleri farklı anlamda kullanılır.
20.YY’ın ikinci yarısında gelişmiş kapitalist ülkeler için “Birinci Dünya”, Sovyetler Birliği liderliğindeki sosyalist ülkeler için “İkinci Dünya” ve gelişmekte olan ülkeler için de “Üçüncü Dünya” terimleri kullanılırdı.
1990’lı yıllarda Sovyetler Birliği’nin dağılması ve beraberinde İkinci Dünya’nın da sona ermesiyle “Üçüncü Dünya” terimi de ortadan kalktı. “Üçüncü Dünya” yerine “Küresel Güney” terimi kullanılmaya başlandı.
“Küresel Güney” terimi, tümü Güney Yarım Küre’de yer almayıp Afrika, Asya ve Latin Amerika’ya yayılmış farklı ülkeleri ifade ediyor.
ABD, onlarca yıldır kendi dünya liderliğine boyun eğmeleri için Küresel Güney ülkelerine baskı uyguladı. Bunu çoğu Güney Yarım Küre’de yer alan bu ülkeler için uygun tek ortağın kendisi olduğu gibi varsayımlara dayanarak ve bu ülkelerdeki zayıf, bağımlı ve kukla rejimler üzerinde askeri, ekonomik ve siyasal baskılar oluşturarak yaptı.
İran’da 1979 yılında gerçekleşen İslam Devrimi bir iktidar değişiminin ötesinde dünyaya egemen Batı medeniyetine karşı yeni bir medeniyetin de müjdecisiydi.
Yazının devamını okumak için linki tıklayınız: https://rasthaber.com/yemen-mustazaf-halklar-icin-mustuluktur/
