sınırları değiştirebildiği o günler artık geride kaldı. Bölge 1960’lar ve
1970’lerden bu yana büyük değişimler geçirdi.
Büyük ihtimalle Tel Aviv’deki eski ve mevcut yöneticiler
Yemen’de Ensarullah adında bir grubun İsrail’i tedirgin edebileceğini hiç
düşünmüyordu.
Batı bile Yemen’in bölgede son derece önemli bir aktöre ve
İsrail ile Batı için büyük bir baş ağrısına dönüşeceğini hayal edememişti.
Ensarullah’ın Gazzelileri savunmak için gösterdiği cesaret
son derece şaşırtıcı ve dikkate değer.
Yemenli güçler İsrail gemilerini ve İsrail’e giden diğer
gemileri cesurca hedef alıyor. BM’ye bakılırsa İsrail’e yardım ve muhimmat
taşıyan gemiler Ekim başından bu yana 2.3 milyon Gazzeli için “yeryüzünde
cehennem” yarattı.
Ensarullah’ın gösterdiği cesaret, Arap halkının baskı
altındaki Filistin halkına karşı empati ve sorumluluk duygusunun somut bir
ifadesi.
Yemen silahlı kuvvetleri, İsrail varlığına giden iki
konteyner gemisini iki adet uygun donanma füzesiyle hedef aldıklarını duyurdu.
Yemen resmi silahlı kuvvetler sözcüsü Yahya Seri, 15
Aralık’ta yaptığı açıklamada deniz kuvvetlerinin iki konteyner gemisine (MSC
Alanya ve MSC PALATIUM III) karşı askeri bir operasyon düzenlediğini açıkladı.
Sana’da (Yemen’in başkenti) Gazze’deki Filistin halkına
destek amacıyla düzenlenen “Zafere Kadar Gazze’yle” adlı yürüyüş
sırasında okunan açıklamada Sari, iki geminin hedef alınmasının
mürettebatlarının Yemen deniz kuvvetlerinden gelen çağrılara ve ateşli uyarı
mesajlarına yanıt vermeyi reddetmelerinin ardından meydana geldiğini doğruladı.
Sözcü aynı zamanda Yemen’in uluslararası hukuka saygısında
ısrar ederek, Yemen silahlı kuvvetlerinin İsrail limanları hariç dünyanın tüm
limanlarına giden tüm gemilere güvence verdiğini söyledi.
“O GÜNLER GERİDE KALDI”
20. yüzyılın başlarında İngiltere ve Fransa Orta Doğu’nun
haritasını çizdi. Ancak o zamandan bu yana köklü değişiklikler meydana geldi.
Artık sadece İsrail değil, Batılı destekçileri de Yemenlilerin kendileri için
yarattığı büyük felaketi derinden hissediyor.
Ayrıca 1980’lerde İsrail tankları Beyrut sokaklarında
gururla dolaşıyordu. Ancak Lübnanlı Hizbullah güçlerinin 2006 yazında İsrail
ordusuna Tel Aviv’de siyasi ve askeri bir krize neden olacak kadar büyük bir
darbe indirmesi uzun sürmedi.
Aynı şekilde, İsraillilerle taşlarla savaşan Filistinlilerin
şimdi işgal altındaki toprakların kalbi Tel Aviv’e roket ve füze atması,
İsraillileri ve yöneticilerini sakin bir uykudan mahrum bırakan müthiş bir
hamle olarak tarihe geçti.
Ensarullah güçlerinin bir diğer adı olan Husiler bu kez
İsrail ve savunucuları için daha ciddi tehlikeler oluşturuyor.
İsrail, ABD’den en gelişmiş savaş uçaklarını aldığı için
bölgedeki hava üstünlüğüyle övünüyordu. Batı, İsrail’in Batı Asya bölgesindeki
en güçlü orduya sahip olduğu iddiasını da destekliyordu. Ayrıca Demir Kubbe adı
verilen hava savunma sistemi de oldukça abartılıyordu.
Ancak durum hızla değişiyor. İsrailliler artık İsrail’in
Filistinlilere yönelik acımasız zulmüne, özellikle de Gazze Şeridi’nde devam
eden vahşi savaşına karşı pasif kalamayacak daha fazla grup tarafından
kuşatıldıklarını düşünüyorlar.
Kuzey Amerika ve Avrupa’daki Kanada ve ABD, Batı Asya’daki
şımarık çocuklarının başlarına akıl almaz dertler açtığını artık fark etmiş
olmalı.
YEMEN’İN TUTUMU
Yemen, İsrail limanlarına giden tüm gemilerin Körfez ve
Kızıldeniz’de seyretmesini engellemeye devam edeceğini açıkça ilan etti.
Muhtemelen bazı Batılı yetkililer Yemen’in jeostratejik
konumunun ve ulusunun cesaretinin farkında değillerdi. Yemen’in bir gün İsrail
denen hırsız ve suçlu rejimle ticari ilişkilerini tehdit edeceğini
bilmiyorlardı.
Başta ABD olmak üzere Batılı ülkeler kırk yılı aşkın bir
süredir bağımsız ve egemen bir Filistin devletini desteklediklerini iddia
etmektedirler. Ancak bunlar sadece boş sözlerden ibaret. ABD, İsrail’in
Filistinlilere karşı davranışlarını engelleyen herhangi bir BM Güvenlik Konseyi
kararını hala reddediyor.
Aslında Batı, küçük Gazze şeridinde 2.3 milyondan fazla
insanın boğulmasını kınamak bir yana, İsrail’in uluslararası hukuk ve ahlaki
ilkelerle taban tabana zıt eylemlerini durdurması için hiçbir şey yapmıyor.
Eğer iddia ettikleri şeyde samimi olsalardı İsrail’i farklı yollarla
cezalandırabilirlerdi. Bu durumda, BM başkanının ” durduk yerde
olmadı” dediği 7 Ekim’deki İsrail saldırısı da gerçekleşmemiş olurdu.
Ancak çok geç olmadan Tel Aviv ve Batılı başkentler,
İsrail’in Filistinlileri aşağılamaktan, baskı altına almaktan ve daha fazla
Filistin toprağını çalmaktan vazgeçmemesi halinde Yemenlilerinkine benzer şok
edici kabuslar görmeyi beklemeleri gerektiğini fark etmiş olmalı./aydınlık
