Zarif’in Bahsettiği Amerikan Bombasından Neden Ses Seda Yok?

Amerikan medyası, ABD’nin füze cephaneliğinin alarm verici düzeyde azaldığına dikkat çekiyor ve bu durum ABD’de tartışmalı bir konuya dönüşmüş durumda; ancak Zarif’in Tahran Üniversitesi’nde bahsettiği o Amerikan bombasından hiçbir haber yok!

Son günlerde CNN, Reuters, CBS, Associated Press, Euronews ve Al Jazeera’nın da aralarında bulunduğu Amerikan ve Batı medyası; ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşta uzun menzilli füzeleri, Patriot ve THAAD önleme sistemlerini ve diğer gelişmiş mühimmatı yoğun şekilde kullanmasının, ülkenin en önemli silah stoklarını kayda değer oranda düşürdüğünü gösteren raporlar yayımladı. Uzmanlara göre bu durum, ABD’nin özellikle Çin ve Rusya karşısında olası bir sonraki krizlere yönelik askeri hazırlığına dair endişeler yarattı.

Hatta bu raporlar, ABD hükümeti içinde silah stoklarının gerçek miktarı ve üretimin acilen artırılması gerektiği konusunda yaşanan görüş ayrılıklarını da ortaya koydu.

Bu doğrultuda CNN yayımladığı bir raporda şu ifadelere yer verdi: “ABD ordusu, kritik füze önleme sistemlerinin yaklaşık %80’ini tüketti. Pentagon ayda sadece 15 civarında Tomahawk ve 20 yeni Patriot füzesi teslim alabiliyor; bu da mevcut yıpratma savaşının ihtiyaçlarını hiçbir şekilde karşılamıyor.”

Bu tartışmalı konunun gündeme gelmesi üzerine ABD Başkanı Donald Trump bizzat devreye girerek duruma yanıt vermeye çalıştı ve şu iddiada bulundu: “Birleşik Devletler’de, özellikle belirli türlerde olmak üzere muazzam ‘mühimmat’ stokları bulunmaktadır. Ayrıca bu mühimmatın büyük bir kısmı ABD içinde üretilmekte ve ihtiyaç halinde tedarik edilmektedir. Savunma şirketlerimiz, ülkemiz tarihindeki en fazla sayıda fabrika ve üretim tesisini inşa etmektedir. Bu haince açıklamaları sızdıran kişiler takibe alınmıştır. Onlar uzun süreli hapis cezalarına mahkum edileceklerdir!”

Trump birkaç tweet ile bu durumu gizlemeye çalışsa da Washington Post, İran’a karşı yürütülen savaşa ilişkin son yazısında, ABD’nin füze savunma ve önleme silahlarındaki eksiklik hikayesinin Camp David’de Donald Trump ile Savunma Bakanı arasındaki bir münakaşaya dönüştüğünü yazdı. Gazete, bilgili iki kaynağa dayandırdığı özel haberinde, ABD Başkanı’nın kabine toplantısı sırasında Savunma Bakanı Pete Hegseth’i ülkenin füze savunma silah depoları hakkında kendisini neden yanılttığı konusunda sorguladığını bildirdi.

Bununla birlikte İran’a karşı dayatılan savaş ortamı, ABD’nin bu savaş karşısında pek çok sorunla yüzleştiğini gösteriyor.

Bir süre önce Amerikan medyası Axios, bilgili iki kaynağa dayandırdığı haberinde, ABD’nin Orta Doğu’daki kıdemli komutanı Amiral Brad Cooper’ın, Hürmüz Boğazı çevresindeki hava saldırılarını sürdürmenin önemli bir askeri kazanım getirmeyeceği ve bu operasyonların etkinlik sınırına ulaştığı sonucuna vardığını bildirdi. Bu durum, ABD’nin stratejik alandaki tüm iddialarına rağmen hedeflerine ulaşamadığını ifade etmektedir.

Ancak bu gelişmeler, 11. ve 12. Hükümetlerin Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in Tahran Üniversitesi’ndeki açıklamalarını hatırlatıyor; Zarif orada ABD’nin teknolojik üstünlüğüne vurgu yaparak ABD’nin tek bir bombayla İran’ın ekipmanlarının büyük bir kısmını devre dışı bırakabileceği tezini öne sürmüştü.

Bu bakış açısı, ABD’nin askeri teknolojideki mutlak üstünlüğüne ve İran’ın Washington’a maliyet çıkarma konusundaki yetersizliğine dayanıyordu. Ancak şimdi Ramazan savaşı ve ardından yaşanan olaylar, İran ve dünya için her şeyi gerçekliğe kavuşturdu.

Savaş alanındaki gelişmeler, en azından Batı medyasında yer alan raporlara göre, daha karmaşık bir tablo ortaya koydu. Artık Amerikan medyasının kendisi ABD’nin füze cephaneliği üzerindeki ağır baskıdan, hassas mühimmat stoklarının azalmasından ve ülkenin savaşa hazırlık durumunun sürdürülebilirliğine ilişkin endişelerden bahsediyor.

Bu durum, İran siyasi atmosferinin bir kısmının, özellikle de bazı siyasetçilerin, güç dengesi gerçekliği hakkında isabetli bir öngörüye sahip olmadığını gösteren bir analiz olarak değerlendirilebilir.

Eğer bir tarafın ağır bir bedel ödemeden kendi iradesini dikte ettirebileceği varsayılırsa, siyasi karar ve analizlerin de aynı temelde şekillenmesi doğaldır. Ancak sahadaki olaylar, dünyanın en gelişmiş ordusunun bile bir yıpratma savaşında kaynak sınırlamaları, üretim kapasitesi ve operasyonel maliyetlerle yüzleştiğini gösterdi.

ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaş, hakkındaki siyasi değerlendirmelerden bağımsız olarak, bölgenin ve dünyanın stratejik ortamı için önemli bir mesaj verdi: Güç dengesi sadece teknolojik göstergeler veya askeri bütçeyle belirlenmez; maliyetlere katlanma yeteneği, operasyonları sürdürme kapasitesi ve caydırıcılık gücü de belirleyici bir rol oynar.

Batı medyasında ABD’nin silah stoklarının azalmasına ve sonuca ulaşamayan hedeflere dair çıkan son raporlar, bu gerçekliği her zamankinden daha fazla kamuoyunun dikkatine sundu.

Yine de siyasi açıklamalar ile doğrulanabilir gerçekleri birbirinden ayırmak gerekir. ABD’nin füze stoklarının azaldığına dair raporların yayımlanması, ülkelerin askeri gücünü değerlendirmenin bir tarafın mutlak üstünlüğü veya mutlak acziyeti varsayımına değil, sahadaki gerçeklere ve operasyonel verilere dayanması gerektiğini göstermektedir.

Bu husus, Şehit Lider tarafından analiz ve karar alma süreçlerinde her zaman stratejik bir hata olarak vurgulanmış ve bu savaşta belirgin bir şekilde hissedilmiştir.

 

farsnews.ir

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın