ekseninin birliğinin korunması gerektiğini vurgulayarak, ABD ve müttefiklerinin
hâlâ Siyonist rejimin yanında yer aldığını ve Filistin halkının ABD
silahlarıyla öldürüldüğünü söyledi.
Filistin İslami Cihad Hareketi Genel Sekreteri Ziyad Nahle,
Gazze Şeridi’nin Katibe bölgesinde bu hareketin kuruluşunun 36. yıl dönümü dolayısıyla
düzenlenen törende bir konuşma yaptı.
Ziyad Nahle şu ifadelerde bulundu: ‘Siyonist düşmana karşı
uluslararası, özellikle de Amerika tarafından hâlâ bir destek var.
İşgalci rejim, Amerika ve müttefiklerinin bir parçasıdır ve
kültür, tarih ve ahlak bakımından onlara benzemektedir ve bu rejime yapılan
yardımlar da bu nedenledir. İslami Cihad hareketi tüm zorluklara rağmen cihat
ve direniş yoluna devam etmektedir ve düşmanla mücadele, Siyonizm planına karşı
zafere ulaşıncaya kadar devam edecektir.
Siyonist rejim bizi ABD silahlarıyla öldürüyor, Filistin
Yönetimi ise Tel Aviv’in kararıyla bizi tutukluyor. İslami Cihad hareketi ve
savaşçıları, işgalci rejimle mücadele için diğer direniş gruplarıyla birlikte
sahadadır. Uzlaşmacı Arap ülkeleri rezil bir şekilde Siyonist rejimle
ilişkilerin normalleşmesini istiyor ve trajik bir şekilde bu rejim önünde diz
çöküyor. Bu feci durumu yalnızca direniş savaşçıları durdurabilir.
Bize yönelik kuşatmalara ve tüm destekçilerimize yaptıkları eziyetlere
bugüne kadar sessiz kaldık. Ama artık onların yaptıklarına sessiz kalmamamız
gerekiyor. Bugünkü görevimiz feryat etmek ve direniş göstermektir. Eğer bunu
yapmazsak aptallar, “Filistin halkı bu süreci istiyor” diyecektir. Yalnızca
ilişkilerin normalleştirilmesine değil, Camp David’den Wadi Araba’ya ve Oslo’ya
kadar tüm uzlaşma eylemlerine de karşı olduğumuzu her zamankinden daha fazla
teyit ediyoruz.
İşgalcilerin Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik tüm
eylemlerine rağmen yalanlar ve sahte kararlar hala devam ediyor. Filistin halkı
aynı şekilde ayaktadır ve değişim yaratabilirler ve direniş güçleri mevcut
zorluklar boyutunda ortaya çıkmalıdır. Birliğimizin, ulusal bir program
aracılığıyla işgalle mücadele ve onu kabul etmemek üzerine kurulu olduğunu
görüyoruz. Umutsuzluğu bir kenara bırakmalı ve zaferin tüm direnen ulusların olduğunu
kesin olarak bilmeli ve bu konuda umutlu olmalıyız.
Savaş alanlarına gittiğimizde ağır bir bedel ödememiz
gerektiğini biliyoruz ama Filistin ve Kudüs bu bedeli hak etmiyor mu?
Savaşmayan kazanamayacak ve bu topraklarda savaşmayan öldürülecektir. Batı
Şeria’daki direnişin savaşçıları ve yiğitleri desteklenmelidir. Gazze’deki
Filistin direnişi millete ve Batı Şeria’daki direnişe destek vermeye devam
edecektir.
Şu anda Filistin’de ve Arap ve İslam coğrafyasında şahit
olduğumuz durum tesadüf değil, sürekli devam eden bir sürecin sonucudur. Düşmanlarımız
çeşitli yollardan saflarımızı dağıtmaya, ülkelerimizi çeşitli yollardan hâkimiyetleri
altına almaya çalışıyorlar. Filistin Yönetimi ve Amerikalı generallerin
denetimi altındaki güvenlik servisleri, Arap bölgemizde yaşanan olayların
yalnızca küçük bir örneğidir. Sözde barış anlaşmaları ve normalleşme dalgasının
ardından birçok Arap güvenlik teşkilatında Siyonist rejimin varlığı öne çıktı.
Batı Şeria’da yerleşim birimleri kanser gibi yayılırken,
işgal altındaki Kudüs ve Mescid-i Aksa Yahudileştirilmeye maruz bırakılırken,
cinayetler ve tutuklamalar devam ederken Filistin Yöentimi’nin ne anlamı var? Milli
birliğimizin hedefi işgalle mücadele ve direnişe bağlı kalmak olmalıdır.
Filistin Yönetiminden, Filistinli grupların genel sekreterleri toplantısının
yapılmasını engelleyen tüm siyasi tutukluları ve direniş savaşçılarını serbest
bırakmasını talep ediyorum.
Beş gün üst üste devam eden ve İslami Cihad’ın en önemli savaşlarından
biri olan “Özgürlerin İntikamı” savaşında, düşmanın tüm şehir ve
kasabaları Kudüs Tugaylarının füzelerinin hedefindeydi. Kudüs Tugayları, liderlerini
ve savaşçılarını ve bazı komutanlarını kaybetmesine rağmen bu savaştan daha gururlu,
daha güçlü, daha cesur ve ellerinde silahlarla çıktı. Bölgedeki direniş
güçlerinin İran, Suriye ve Hizbullah liderliğinde birliğinin önemini
vurguluyoruz. Hedeflere ulaşılıncaya kadar Hamas hareketindeki kardeşlerimizle ve
Filistin’deki direniş güçleriyle birlik olmaya devam edeceğiz.’
