Dün ABD hükümetinin borcu ilk kez 40 trilyon doları aştı. Trump’ın İran petrolüne el koyarak bu borcu ciddi oranda azaltması planlanıyordu. Dünyayı sömürenlerin durumu hiç de iyi değil.
Trump ile mücadele etmek için Hazreti İmam’ın (r.a.) şu buyruğundan başka bir yol yoktur: “Tüm dünyaya kararlılıkla ilan ediyorum ki; sömürgeciler bizim dinimizin karşısında durmak isterlerse, biz onların bütün dünyasının karşısında duracağız ve hepsini yok edene kadar pes etmeyeceğiz.”
İran’a yönelik saldırının iki ana hedefi vardı:
-
İran’ın petrol kaynaklarına el koymak; yani ABD için zenginleşmek.
-
Bölgede İsrail-Amerikan hegemonyası yaratmak.
Mevcut durumdan çıkışın tek yolu, ABD’nin bu iki hedeften hiçbirinin şu an için ulaşılabilir olmadığını idrak etmesidir.
Peki nasıl?
-
Lütfen İran’ın bölgede hedef alacağı su arıtma ve petrol tesislerinin bir listesini yayınlayın. İran’a tekrar saldırılması halinde bu tesisler, rekonstrüksiyonları (yeniden inşaları) en az iki yıl sürecek şekilde imha edilmelidir. İran’a yönelik saldırılar normalleştirilmemelidir.
-
Yani ABD, İran’ın petrol kaynaklarından hiçbir servet elde edemeyeceğini, aksine en az iki yıl boyunca yüksek petrol fiyatlarıyla karşı karşıya kalacağını anlamalıdır.
-
Savaş gölgesini ülkeden uzaklaştırmanın doğru yolu askeri caydırıcılıktır. Sınırlı yıkım gerekli caydırıcılığı sağlamaz. Trump, bu tesislerin sınırlı yıkımına Amerikan şirketleri için bir yeniden inşa projesi olarak bakıyor. Ancak geniş çaplı bir yıkım, küresel petrol ve gaz fiyatlarını en az iki yıl boyunca yüksek tutacak ve gerekli caydırıcılığı sağlayacaktır. Hürmüz Boğazı’na alternatif güzergahlar İran’ın öncelikli hedefleri arasında yer almalıdır. Amerikalılar İran’ın gerçekten bu şekilde yanıt vereceğini bilirlerse İran’a saldırmayacaklardır.
-
Tecrübeler göstermiştir ki taviz vermek ve müzakere etmek savaş gölgesini uzaklaştırmıyor. Çünkü Şehit İmam’ın belirttiği gibi “ABD, İran’ı yutmak istiyor.” Yani taviz ne kadar büyük olursa olsun onun için yeterli değildir. Son dört ayda Şehit İmam’ın bu analizinin aksini gösteren hiçbir kanıt elde edilmemiştir.
-
Prensip olarak ülkenin birinci önceliği şu döngüyü kırmak olmalıdır: Saldırı, ateşkes, müzakere, saldırı. Ne yazık ki yolun ortasında süreç, Amerikan menşeli GDO’lu soya fasulyesi ithalatına doğru saptı.
-
Lütfen Hürmüz Boğazı’na en az iki ay boyunca tam anlamıyla geçit vermeyin. ABD, İran’a saldırmanın bedelini henüz ekonomik olarak ödemedi. Saldırı maliyetinin katlanılabilir olması, yeniden geniş çaplı bir saldırı anlamına gelir. İslam İnkılabı’nın ilk 46 yılında İran’a askeri saldırı yapılmıyordu; çünkü ABD’nin tahmini, İran’a saldırmanın bedelinin çok yüksek olacağı yönündeydi. ABD’nin hesaplamaları yine aynı duruma döndürülmelidir.
Ülke yetkilileri, geçtiğimiz aylarda ülkenin denizdeki tüm petrolünün ve hatta daha fazlasının yüksek fiyattan satıldığını ve paraların tahsil edildiğini belirttiler. Ülkenin önümüzdeki iki ay boyunca masrafları karşılayacak parası mevcuttur.
-
Lütfen ülkeyi yaptırımların uzun vadeli kaldırılması illüzyonu veya 300 milyarlık yatırım beklentisiyle oyalamayın.
-
Lütfen Hürmüz Boğazı’nın sınırlı bir şekilde yeniden açılmasının ardından geçiş ücreti almayı unutmayın.
Eğer İran Hürmüz Boğazı’ndan harç almazsa, ABD ve İngiliz sigorta şirketleri alacaktır. Trump birkaç gün önce “Hürmüz Boğazı bir para basma makinesidir” demişti. Şimdi de %20 harç almak istiyor.
Hürmüz Boğazı’nın gelir getirme kapasitesine ilişkin uluslararası tahminler şu şekildedir:
-
Reuters: 110 milyar dolar
-
Oxford Process Düşünce Kuruluşu: 80 milyar dolar
-
JPMorgan (ABD’nin en büyük finansal hizmetler ve bankacılık şirketi): 70 ila 90 milyar dolar arası… Yani petrol satışının iki katı.
Geçiş ücreti almak hiçbir uluslararası hukukun ihlali değildir. İran Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne taraf değildir. Makul bir geçiş ücreti almak İran’ı dünyada izole etmez.
