Arap dünyasının önde gelen analisti, İranlıların Lübnan Hizbullahı’ndaki müttefiklerini savunmak için Tel Aviv’i altüst ettiğini vurguladı.
Bölgesel yayın yapan Rai al-Youm gazetesinin başyazarı Abdel Bari Atvan yayınladığı analizde, İsrail’in İdlib’deki “Ebu ez-Zuhur” havaalanına düzenlediği hava saldırılarını yalnızca Suriye’ye yönelik bir tecavüz değil, aynı zamanda İslam ümmetine ve Türk devletine yapılmış büyük bir hakaret olarak nitelendirdi ve şu soruyu sordu: İran füzeleriyle Tel Aviv’i sarsarken, Ankara neden hâlâ İsrail büyükelçisini dahi sınır dışı etmiyor?
Ebu ez-Zuhur Havaalanı: Ankara’nın Gerekçelerinin Sonu
Abdel Bari Atvan, İsrail’in İdlib’e yönelik saldırıları karşısında Türkiye’nin sessiz kalması karşısında şaşkına döndüğünü belirterek şunları söyledi: “Ebu ez-Zuhur Havaalanı’na düzenlenen sekiz hava saldırısı aşağılanmanın zirvesidir. Kendini Suriye’nin vasisi ve manevi babası olarak gören Türkiye, bu saldırı karşısında ne yaptı? ‘Burası Türk toprağı değil ve Netanyahu’nun tuzağına düşmek istemiyoruz’ demek gerçeklerden kaçmaktır. Eğer bu saldırılar, Güney Suriye’nin işgali ve Şam’ın bombalanması bir tecavüz değilse, peki tecavüz nedir?”
“Mekke Paktı”: Testte Başarısız Olan Devasa Tabela
Önde gelen analist, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki “Mekke Paktı”na atıfta bulunarak şu vurguyu yaptı: “İsrail’in bu saldırıları, söz konusu üçlü pakt için ilk pratik sınavdı. Bu tecavüz, paktın içi boş bir yapıdan ibaret olduğunu kanıtlamadı mı? Eğer İdlib’e yönelik bir saldırıyı engelleyemiyorsanız, Mekke’yi, Medine’yi veya Pakistan’ı savunma iddiasını nasıl öne sürüyorsunuz? Bu anlaşmanın hiçbir pratik değeri yoktur ve yalnızca siyasi bir gösteriden ibarettir.”
Türkiye’nin politikalarına yönelik sert eleştirilerini sürdüren Atvan şunları ekledi: “Türk hükümeti sürekli Emevi Devleti’nden bahsediyor ve Emevi Camii’nde namaz kılmakla övünüyor. Emeviler İslam sancağını yükseltti, peki siz ne yaptınız? İsrail yerine Suriye’ye saldırdınız ve İHA’larınızı Ukrayna’ya gönderdiniz. Neden Suriye ordusuna tek bir füze ya da savunma silahı bile göndermediniz? Elinizdeki gelişmiş savunma ekipmanlarını neden Suriye hava sahasını korumak için kullanmıyorsunuz?”
İsrail’in Korktuğu Tek Aktör: İran
Arap dünyasının tanınmış analisti, konuşmasının önemli bir bölümünde İran’ın rolüne değinerek şöyle konuştu: “İranlıların ne yaptığına bakın; onlar Lübnan Hizbullahı’ndaki müttefiklerini savunmak için Tel Aviv’i altüst ettiler. İsrail, İran’a tek bir füze bile fırlatmaya cesaret edemiyor; çünkü bunun Tel Aviv’in tamamen yıkılması anlamına geleceğini biliyor. 12 Gün Savaşı’nda İsrail, Hayfa ve Dimona’yı hedef alan İran füzeleriyle hizaya getirildi. İsrail bunların ‘İranlı Mecusiler’ olduğunu söylüyor; ancak Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlayan ve İsrail’e karşı topyekün bir savaşta dimdik duranlar da yine aynı İranlılardır.”
Atvan, analizinin sonunda uyarıcı bir tonla şunları ifade etti: “İsrail; Türkiye’nin ve bazı İslam devletlerinin sessizliği gölgesinde daha da küstahlaştı. Mavi Marmara gemisi olayında 10 Türk vatandaşı katledildi ama siz İsrail büyükelçisini bile sınır dışı etmediniz. Bu boyun eğmenin ve gerekçe üretmenin tek sonucu, Suriye ve bölgedeki direnişi daha da alevlendirmektir. Bizler Müslüman yurttaşlar olarak bu teslimiyeti kabul etmiyoruz. Suriye’ye yapılan her tecavüz, tüm İslam ümmetinin izzet ve şerefine yapılmış bir tecavüzdür.”
