Başbakanı Netanyahu’nun Türkiye ziyareti protesto etti. Ayrıca yapılan basın
açıklamasında, İsveç, Danimarka ve Hollanda’danın Kur’an-ı Kerim’e yaptığı
saygısızlıklara da değinildi. İnisiyatifin yaptığı basın açıklaması şu şekilde:
YEZİT NETANYAHU TÜRKİYE’YE GELMESİN!
– Bismillahirrahmanirrahim Kıymetli basın mensupları ve aziz
halkımız! Basın açıklamamızın başında İsveç, Danimarka ve Hollanda’da kutsal
kitabımız Kur’an-ı Kerim’e yapılan saygısızlığı şiddetle lanetliyoruz. Biz çok
iyi biliyoruz ki İslam’a yönelik bu hakaretlerin arkasında Müslüman dünya ile
Hristiyan dünyayı çatıştırmak isteyen Mossad’ın parmağı vardır. İslam ülkeleri
bu konuda iş birliği yaparak, İsveç devletini bu suçluyu teslim etmeye
zorlamalıdır. Kur’an’ı yakan o aşağılık şahıs İslam ahkamına göre yargılanmalı
ve cezalandırılmalıdır ki bir daha kimse böyle bir küstahlığa cesaret edemesin.
İsveç, Danimarka ve Hollanda devletlerinin görevi, kutsal kitabımızı yakan o
şahısları İslam ülkelerinin yargı kurumlarına teslim etmektir. İslam ülkeleri
İsveç’in büyükelçilerini sınır dışı etmelidir. Türkiye de İsveç’in Nato
üyeliğine izin vermemelidir.
Değerli basın mensupları ve muhterem vatandaşlarımız!
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının geçen Cuma günü
bildirdiğine göre, hükümetin daveti üzerine siyonist rejim başbakanı katil
Netanyahu 28 Temmuz tarihinde necis bedeniyle ülkemiz topraklarını
kirletecekti.
Bu tarih, aynı zamanda 10 Muharrem Aşura gününe yani İmam
Hüseyin ve yaranlarının Kerbela’da zalim Yezit’in emriyle şehit edildiği güne
denk geliyordu.
Fakat katil Netanyahu Pazar günü yaptığı açıklamada sağlık
sorunları nedeniyle bu davete bir ya da iki hafta sonra icabet edeceğini
açıkladı. Yani gelişini erteledi.
Filistin Milleti İle Dayanışma İnisiyatifi: “Yezit
Netanyahu Türkiye’ye gelmesin!” – Resim : 2
Geçici israil rejimi elebaşısı Isaac Herzog’un Türkiye’ye
davet edilmesinin ardından, Mavi Marmara katliamının emrini veren çağın
Yezit’lerinden Netanyahu’nun ülkemize davet edilmesi AK Parti hükümetinin ve
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Filistin davasını bir kez daha sırtından hançerlemesi
anlamına gelmektedir.
Kudüs, Mescid-i Aksa, Gazze ve Batı Şeria eksenli çok kritik
gelişmelerin ve büyük zulümlerin yaşandığı bir zaman diliminde katil
Netanyahu’yu ülkeye davet etmek Filistin-Kudüs davasına büyük bir ihanettir.
Başta HAMAS liderleri olmak üzere tüm Filistinli Direniş Gruplarının ve önemli
şahsiyetlerin Dünya Müslümanlarını Mescid-i Aksa’yı ve Kudüs’ü korumaya davet
ettiği bir dönemde, bu daveti nasıl izah edeceksiniz milletimize ve İslam
Alemine?!
Ayrıca katil Netanyahu siyasi açıdan ülkesinde çok zor
durumdayken siz bu davetle Netanyahu’ya can simidi atmış olmuyor musunuz?
Terörist Netanyahu’nun siyasi ikbalini kurtarmak size mi düştü?!
Joe Biden bile katil Netanyahu’yu adam yerine koyup ABD’ye
davet etmezken, size ne oluyor da bu Yezidi ülkemize davet ediyorsunuz?!
Tüm siyonist yetkililer korsan İsrail’in yıkıma doğru
gittiğini itiraf ederken, size ne oluyor da bu terörist rejimin ömrünü uzatacak
siyasi hamleler yapıyorsunuz!
Anladık ki Filistin ve Kudüs davasına ihtiram
göstermiyorsunuz, fakat en azından sizden, kendi masum vatandaşlarınızın
Akdeniz’in mavi sularında hunharca katledilmesi emrini veren katil Netanyahu’yu
ülkemize davet etmeye utanmanızı beklerdik.
Filistin davası ve Mavi Marmara şehitleri yıllardır büyük
yanlışlar üzerine bina ettiğiniz dış politikanızın en büyük kurbanlarıdır.
Yanlış dış politikanızı yine yanlış bir dış politika ile
düzelteceğinizi zannediyorsunuz. Necaset, necasetle temizlenmez. Siyonistlere
güvenilmeyeceğini öğrenemediniz mi daha? Başınız taşa değince ‘eyvah’
diyeceksiniz ve fakat yine iş işten geçmiş olacak. Diğer taraftan Cumhurbaşkanı
Erdoğan’ın ifade ettiği üzere, hükümet siyonist İsrail’in Akdeniz’den çaldığı
doğalgazı Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıma sevdasından da vazgeçmemiş
maalesef. Sırf birkaç yüz bin dolar için Türkiye’ye, korsan İsrail’in
hırsızlığına ortak olmak yakışıyor mu? Hükümet bu ayıba ortak olma sevdasından
bir an önce vazgeçmelidir. Irkçı İsrail’in gasp ettiği o doğalgaz Filistinli ve
Lübnanlı kardeşlerimizin hakkıdır.
Bu Yezit Netanyahu, iktidara geldiği 2009 yılından bu yana
resmi verilere göre Gazze ve Batı Şeria’da aralarında çocuk ve kadınların da
bulunduğu yaklaşık 4 bin Filistinlinin şehit olduğu vahşi operasyonların emrini
verdi. Bu Yezit soyu, 2010 yılında Mavi Marmara’ya saldırı emrini de bizzat
kendisi verdi. 10 kardeşimizi bu katil şehit etti. Bizim bunu unutmamız mümkün
değildir. Eninde sonunda katil Netanyahu ve tüm siyonistlerden bu katliamın
hesabını soracağız Allah’ın izniyle.
Biz Türkiyeli Müslümanlar her fırsatta hükümetten korsan
İsrail ile tüm ilişkileri kesmesini ve siyonist elçiliği kapatmasını istiyoruz
ve bu haklı isteği de dillendirmeye devam edeceğiz.
Yezit Netanyahu’nun ülkemize davet edildiği bu günlerde tüm
siyasi partilere ve sivil toplum kuruluşlarına insanlık ve Filistin adına şu
çağrıda bulunuyoruz:
Gelin! El birliği yaparak katil Netanyahu’nun ülkemize
gelişini engellemek için bir an önce harekete geçelim. Hükümeti bu yanlıştan
dönmeye zorlayalım. Mavi Marmara şehitlerinin hepimizin üzerinde hakkı var.
Onlar milletimizin desteğiyle tüm insanlık ve Filistin adına bu kutlu yola
çıktılar ve bedel ödediler. Yarın ruz-ı mahşerde onların önünde boynumuz bükük
kalmasın.
Şimdi, gün harekete geçme günü ve katil Netanyahu’yu bu
topraklara sokmama günüdür!
Tarih Türkiyeli Müslümanların önüne bu Hüseyni günlerde bir
Aşura Destanı yazma fırsatını altın tepside sunmuştur. Merhum şehit Murtaza
Mutahhari günümüzün Kerbela’sı Filistin’dir diyordu. İslam dünyasının Kerbela
katliamına göz yaşı döktüğü ve Lebbeyke Ya Hüseyin dediği bu günlerde asrın
Kerbela’sı olan Filistin davasına ‘Lebbeyke Ya Filistin, Lebbeyke Ya Kudüs,
Lebbeyke Ya Aksa’ diyerek sahip çıkmak itikadi vazifemizdir.
Selam hidayete tabi olanların üzerine olsun.
KAHROLSUN İSRAİL KAHROLSUN AMERİKA
ZİLLET BİZDEN UZAKTIR
MAVİ MARMARA ONURUMUZDUR
YAŞASIN ÖZGÜR KUDÜS MÜCADELEMİZ
Filistin Milleti İle Dayanışma İnisiyatifi/ulusal
