Mücadele Olmadan Olmaz

rasthaber
Rasthaber – Hamas ve Filistinli grupların İsrail’e saldırısı bir ilktir
ama İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’ya saldırısı ilk değil ve son olmayacaktır.

1948’de Filistinlilerin toprağını işgal ederek kuruluşunu
ilan eden İsrail 1967’de geriye kalan Gazze ve Batı Şeria’yı işgal etti.
2005’de Gazze’den çekilerek burayı kuşatma altına alan İsrail geçen süre içinde
havadan, karadan ve denizden onlarca kez Gazze’ye saldırdı ve binlerce
Filistinliye burada ve Batı Şeria’da öldürdü, çok fazlasını yaraladı, sakat
bıraktı, son saldırıda olduğu gibi on binlerce evi yıktı ve insanları perişan
etti.

Hepiniz son saldırı ile ilgili gelen görüntülerde çoğunlukla
kadın ve çocukların nasıl vahşice öldürüldüğünü görmüşsünüzdür.

İsrail’in neden bunu yaptığını ve neden özellikle çocuk ve
kadınları öldürdüğünü anlamak için Yahudi dinsel kaynaklarına bakmak gerekir.

Ama ne yazık hala Türkiye’de ve dünyanın birçok yerinde
utanmadan İsrail’i savunan ruh hastası çok kişi var ve hep olacaktır. Bu savaş
insan olmanın gereği olarak Filistin halkına sahip çıkanlarla yürekleri
nefretle kararmış tipler arasındadır.

Tarih boyunca bu böyle olmuştur ve hep böyle olacaktır.
Demek istediğim şimdi Gazze’de yaşananlar (7 Ekim’den bu yana Batı Şeria’da da
103 Filistinli öldürüldü) bir sonuç değil bir süreçtir. Bizim coğrafyada
özellikle son yüz yılda yaşanan her şeyin nedeni; Siyonizme inanarak dünyanın
dört bir tarafından Filistin’e giden Yahudilerin Filistin halkına yönelik
uyguladığı terördür. Başka bir nedeni de emperyalist ülke ve güçlerin
siyonistlere verdiği destektir. Ama en önemli neden Arap ve Müslüman ülke
yönetimlerinin ihanetidir. Bu ihanet ve işbirliği olmasaydı İsrail 1948’de
kurulamaz, kurulan İsrail 1967’de geri kalan Filistin topraklarını işgal
edemez, geçen süre içinde en aşağılık davranışlarla Filistinlilere yönelik
bildik katliamlarını sürdüremezdi.

Yüz yılın tümünü unutsak bile son 10-15 yılın olayları her
şeyi açıklıyor.

9 Haziran 2004’de BOP yani Büyük Ortadoğu Projesi ilan
edildi.

4 Eylül 2005’de Washington Post gazetesine konuşan dönemin
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ‘Yaratıcı Kargaşa teorisi’ ile bölgeyi
dizayn edeceklerini söyledi.

Bu açıklamadan altı ay önce ve teorinin gereği olarak Lübnan
Başbakanı Hariri öldürülerek (14 Şubat 2005) ülke kaosa sürüklenmek istendi. Bu
da işe yaramayınca Temmuz 2006’da İsrail Lübnan’a saldırdı ve Hizbullah
karşısında yenilerek çekilmek zorunda kaldı.

O gün bugün İsrail bu yenilgiyi unutmuyor ve Hizbullah’tan
ödü kopuyor.

Hizbullah karşısında aldığı yenilginin psikolojik ve moral
çöküntüden kurtulamayan İsrail 2010 sonu başlatılan ‘Arap Baharı’ ile büyük
moral buldu.

Arap coğrafyasını darmadağın eden ‘Bahar’ her zaman İsrail’e
karşı politikalarıyla bilinen Suriye, Yemen, Libya, Irak, Sudan ve daha az
etkilerle Mısır, Lübnan ve Tunus’u perişan etti.

Hem de Mescid-i Aksa’yı savunmak için bir tek adım atmayan
IŞİD, NUSRA ve benzeri onlarca radikal İslamcı terör örgütlerinin eliyle..

Hem de bildik Arap ve Müslüman ülkelerin yardım, yataklık ve
her alanda desteğiyle.

Bu da normal çünkü ‘Büyük Tiyatro’nun senaryo yazarı ve rol
dağıtıcısı ‘Büyük Patron” böyle istemişti.

Sonuç:

İsrail’in çekindiği Arap ülkelerinin başka Arap ülkeleri ve
Türkiye tarafından perişan edilmesi İsrail’i çok rahatlatmış ve elbette mutlu
etmişti.

Nitekim Suriye ordusu ile çatışan teröristler
yaralandıklarında İsrail helikopterleri gelip onları hastanelere götürüyor ve
tedavi ettikten sonra silahlandırıp yeniden cepheye bırakıyordu.

Daha da ilginç olanı CİA ve İngiliz istihbarat örgütü Mİ6
tarafından kurulan, Türkiye ve Ürdün dahil bazı ülkelerde eğitilen Beyaz
Miğferli yardım elemanları benzer şekilde Suriye ordusu tarafından kuşatılınca
İsrail helikopterleri gelip onları önce İsrail’e sonra da Ürdün’e taşımıştı.
Sayıları 800 kadar olduğu söylenen bu elemanlar Ürdün’den İngiltere’ye
götürüldükleri daha sonra da Türkiye üzerinden tekrar Suriye’ye sokuldukları
yazıldı. Beyaz Miğferli’nin kurucusu

İngiliz istihbaratçı James Le Mesurier 11 Kasım 2019’da
İstanbul’daki evinde ölü bulundu ama elemanları her türlü pisliğin içinde
görevlerini Suriye’nin kuzeyinde sürdürüyorlar.

Gördüğünüz gibi herkes İsrail’in hizmetinde.

Bu kadar hizmetkarı bulunan bir İsrail’in küstahlaşması çok
doğal.

Bu hizmetkârların dışında ABD başta olmak üzere emperyalist
ülkelerin desteğini alan böyle bir İsrail 1947’de kurulduğu yer BM’nin Genel
Sekreteri

Antonio Guterres’e bile saldırdı.

Neden mi?

Çünkü Guterres “Gazze’deki Filistin halkı 56 yıldır
İsrail’in işgal, kuşatma ve saldırılarıyla karşı karşıya kalıyor” demiş ve
Hamas’ın saldırılarını haklı çıkarmaya çalışmış gibi görünüyordu.

Guterres’in aslına çok daha fazlasını söylemesi gerekirdi
ama dikkat çektiği bu gerçek tek başına her şeyi açıklıyor.

Gazze ve Batı Şeria Filistin toprağıdır.

1948’de dünyanın dört bir yanından gelerek terör
yöntemleriyle İsrail devletini siyonist ideoloji ile kuran Yahudilerin el
koyduğu tüm topraklar Filistin halkınındır.

1917-2023 yılları arasında Siyonistler en az 100 bin Filistinliyi
öldürdü ama onlar hala direniyor.

‘Arap Baharı’ sürecinde İsrail’in hizmetkârı bildik tipler
Suriye, Irak, Yemen ve Libya başta olmak üzere Türkiye (IŞİD’in intihar
eylemleri) dahil tüm bölge ülkelerinde en az bir milyon insanın ölümüne, dört katı
insanın yaralanıp sakat kalmasına ve tüm bu ülkelerde en az bir trilyon dolar
zarara neden oldular.

Büyük Tiyatro’daki rolleri gereği.

Tiyatro’yu beğenmeyenler her zaman olduğu gibi direniyor ve
direnecek.

Onurlu insanlar için mücadelesi olmayan bir yaşamın yadı
tuzu olmazsa gerek!

tele1

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın