gerçekleşen BM’nin 78.ci oturumunda, iki harita göstermiş ve yeni bir dünya
düzeninden bahsetmişti. 1948’de İsrail diye gösterdiği harita aslında 1967’den
sonra işgal ve toprak talanı ile şekillenen İsrail haritasıdır. Sovyet Rusya,
Çin Halk Cumhuriyeti, ABD, İngiltere ve Fransa’nın yanında geçici 10 üyenin de
imzasını taşıyan BM Güvenlik Konseyinin ve BM Genel Kurulunun kararlarına
meydan okuyan bir İsrail haritası. Zira BM kararına binaen İsrail 4 Haziran
1967’den sonra işgal ettiği Suriye, Lübnan ve Filistin topraklarından çekilmek
ve İsrail’in kurulmasına onay veren 1947 BM kararına binaen de başkenti Doğu
Kudüs olan bağımsız ve egemen Filistin devletini tanımak zorundadır.
BÜYÜK İSRAİL
Birinci haritada Filistin’den arta kalan Gazze ve Batı Şeria
yer almaktaydı. Batı Şeria A, B ve C olarak üç parçaya bölünmüş. A ve B
parçalarında her şeyin İsrail’in iznine, keyfine ve yerleşimci-işgalci-yobaz
“sivil” milis militanların suiistimaline açık “Mahmut Abbas yönetimindeki
Filistin yönetimi” var. Batı Şeria’nın C bölümünde ise İsrail askeri ve
polisinin direkt kontrolünde, tabiri caizse bir Filistin esir kampı mevcut. Bu
harita üzerinden çağımızın Bibi Hitler’i Netanyahu, İsrail egemenliğinde
Filistin barışının sağlandığı yeni bir Orta-Doğu inşa edecekmiş. Ardından
İkinci bir haritayı çıkarır. Bu harita ile yüzündeki maske düşer ve meymenetsiz
sureti misali yalın niyeti ortaya çıkar. Bibi, Benjamin Netanyahu’nun lakabı.
Bibi, Benjamin veya Bünyamin’in kısaltılmış hali. Adolf Hitler’in ‘Büyük
Almanya’sı” gibi bu Bibi Hitler’in amacı da ‘Büyük İsrail’i kurmak. Haritada
İsrail, “nehirden denize” tüm Filistin coğrafyası sadece İsrail devleti ve
toprağı olarak gösterilmektedir. Filistin’den kalan iki açık hapishane Batı
Şeria ve Gazze’ye yer verilmemiş. İşgal ve ilhak edilen Suriye’nin Golan
bölgesi ve Golan Bölgesinde yer alan Suriye-Lübnan toprağı El-Ğajar köyü, Şeb’a
Meraları (Çiftlikleri) ve Mğar Şbey’a gibi yerler Netanya’nun haritasında
İsrail toprağı olarak sunuldu. Netanyahu’nun haritası, Suudi Hanedanlığı ile diplomatik
münasebetlerin tesis edileceğinden o derece emindi ki, devasa Arabistan yarımadasını
da “İsrail dostu ülkeler” kategorisinde Yeşil renkte göstermişti. Mısır, Sudan,
Ürdün, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri de Netanyahu’nun Yeşil dost ülkeler
olarak İsrail’in kazandığı başarı haritasına eklenmiş.
MENFAATLER
Bu haritaya binaen kuşatılmış son Filistin kaleleri Gazze ve
Batı Şeria silinecek. Filistin’in, Golan’ın şehirleri, kasabaları, köyleri,
mezraları, insanları, isimleri, tarihleri nasıl yok edildi ise, milyonlarca
Filistinli, zeytin ağaçları, hayaller, umutlar katledildiyse, sürgün edildiyse,
aynı şey yapılacak ve Dünyanın her yerinden getirilen Yahudiler için yeni
yerleşim alanları inşa edilecek. Netanyahu 22 Eylül’de bunu yapacağını BM
kürsüsünden Dünyaya açıkça meydan okuyarak ve hatta “barış, düzen, demokrasi,
ticaret, iyi ilişkiler” gibi şaşalı ifadeler kullanarak ilan etmişti. Netanyahu
Filistin’in son kalelerine sadece iki alternatif sunmuştu: Yaşadığınız son
mekânlar ya Kabristanınız olacak yahut Mısır ve Ürdün’e sürgün edilmeyi kabul
edeceksiniz. Bu harita, Mısır, Sina çölünde size çadır kentler kurar, suyunuzu,
elektriğinizi, gıdanızı ve ilacınızı verir, güven içinde yaşarsınız mesajını
taşıyordu. Bibi Hitlerin savaş bakanları Mısır’a bu göçü kabule etmesi halinde
kendisine 30-40 milyar dolar sağlanacağını beyan etmişlerdi. Bir Anglo-ABD
ürünü olan Ürdün’ün daha az bir meblağ ile ikna edilebileceğini biliyorlar.
Bibi Hitler, ABD, İngiltere, AB, Rusya, Çin halk Cumhuriyeti, Türkiye, Suudi
Hanedanlığı, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Hindistan, Azerbaycan, Mısır,
Sudan, Fas, Bibi Neo-Nazi Zelenski Ukrayna’sı, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum
kesimi ile huzurlu bir ilişki inşa etmiş, bunun kazanımlarıyla ekonomisini
büyütmüştü. Sayın Erdoğan İsrail Cumhurbaşkanını Ankara’da ağırlamıştı. Kendisi
de İsrail’i iade ziyarette bulunacaktı. Birlikte doğalgaz ve petrol sondajı
işinde olacaklardı.
Filistin davası, hakları, hukuku yerini doğalgaz, petrol,
ticaret ve menfaat almıştı. Kıssadan hisse vicdan şişirmek yerine cüzdan
şişirmek daha önemli olmuştu. İnsanlar, ekonomik sıkıntılarla, iş, aş
meseleleriyle, fatura ev kiraları dertleriyle, sel, yangın, korona ve deprem
felaketleriyle bunaltılmıştı. İktidarından ana muhalefetine, mecliste temsil
edilen istisnasız tüm partiler, solak olanından sığcısına, tipli tipsiz
olanından Natotürkçülerine, gardırop Atatürkçülerinden, dini-dar süslümanlarına
kadar geniş bir yelpaze ve medyası konu NATO, ABD, Finlandiya, İsveç söz konusu
olduğunda dilsiz şeytan olmayı tercih ediyorlar. Bundan mütevellit, Bibi Hitler
Netanyahu’nun BM kürsüsünden gösterdiği haritanın taşıdığı mesajla
ilgilenmediler. Bunun sadece Filistin ile ilgili olmadığını, Büyük İsrail
hayali peşinde koşan narsist ve paranoyak savaş rejimi ve kabinesinin Anadolu,
Irak, Suriye, Lübnan ve Filistin’i içine alan haritanın başta Türkiye olmak
üzere bölge ülkeleri ve halklarının 100 yıldır kanayan yara Filistin gibi tüm
bölge ülkelerin Filistin’in akıbetini yaşayacağını görmeyecek kadar ya
vurdumduymaz, cahil ya da hıyanet ve delalet içindeler.
Topyekûn Filistin İntifadası ve üst aklı Netanyahu’nun
haritasını iyi ve doğru okudu. Akşam yemeğine meze olmadan Netanyahu’yu öğlen
yemeğine meze yaptılar. Şoktalar ve derin bir travma içindeler. Büyük bir
kırılma yaratıldı ve bu fay hattı yakın-uzak herkeste şiddetli bir deprem
etkisi yarattı. Dünya karpuz gibi ikiye bölündü. Saflar netleşti. Kimse
yatağında rahat uyumayacak. “Ama HAMAS da radikal dinci bir örgüt, sivillere
karşı terör eylemlerinde bulundu, Sosyalistlerin onun yanında yer alması
düşünülemez, Atatürk Arap çöllerinde Türk askeri ölmemeli dedi, bu savaş
Türklerin savaşı değil, Araplar Halep’te yaralı Türk askerlerini katletti,
Araplar Osmanlıyı arkadan hançerledi” gibi ifadelerle kafa ütülemeye ve mide
bulandırmaya devam ediyorlar. Türkiye’de İsrail, İsrail’den daha güçlü olduğu
söylenirdi. Meğer ülkemizin ne kadar haini varmış.
NETANYAHU HAİNLERİN GÖRÜNMESİNİ SAĞLADI
Bibi Hitler Netanyahu’nun bir hizmeti dokundu; İçimizdeki
hainleri tanıyorduk daha iyi görülmelerini sağladı. Meclis, İsrail vahşeti
karşısında ve toplumsal tepki ve protesto kaygısıyla milletimiz alışverişte
görsün misali kınamada bulunmuş. Yaptırım yok, boykot yok, ilişkiyi askıya
almak yok, büyükelçiliğimizi kapatmak yok, İsrail ve ABD’nin bekçiliğini yapan
NATO üslere karşı icraat yok. Sayın Erdoğan ABD ve AB’ye haklı olarak
yüklenmiş; “Ateşkesin sağlanması için daha kaç çocuk ölmeli?” diye sormuş.
Türkiye’nin harekete geçmesi için daha kaç çocuk ölmeli, kaç bin bina başlarına
yıkılmalı, kaç bin ton bomba, kimyasal silah, fosfor ve yangın bombaları
atılmalı? Kaç milyon Filistinli sürgün edilmeli? Kaç Filistinli, kaç zeytin
ağacı, kaç umut yok edilmeli? Kaç Suriye, kaç Lübnan, kaç Irak, kaç Filistin ve
kaç Türkiye yakılmalı, paramparça edilmeli? Kimi itidale davet ettiğinizin
bilincinde değil misiniz? Bu faşist Neo-Nazi zihniyet ilk kez mi Gazze’yi
Filistin’i yakıyor, yıkıyor, katlediyor? İngiltere’ye savaş açmasın diye
Başbakan Chamberlain Londra’nın himayesinde olan Çekoslovakya’yı Hitler’e
satmadı mı? Fransa ve İngiltere Hitler ile uzlaşsın diye Avusturya’yı iç
etmesine dilsiz şeytan kalmadılar mı?
Bibi Hitler Netanyahu ve savaş kabinesinin Allah’ın, Rab’ın,
tanrının adını lekeleyerek “külliyen büyük bir yalandan ibaret olan” tahrif
edilmiş kutsal kitaplara istinat edilerek, Arz-ı Mevut (Vaat edilmiş yurt,
memleket, toprak), Büyük İsrail, İsrail Oğulları (Hz. Yakup Oğullarına)
Allah’ın seçilmiş, üstün kavmi ve benzer dini hurafelerle Allah’a ve
peygamberlerine şirk koşan, Allah ve peygamberler adıyla yalan söyleyen,
soykırımcı, yalancı, talancı, harami, cinayete ve tecavüze teşvik eden
tanrılara inanan bu sapık ve tımarhanelik zihniyeti tanımak ve ona karşı
harekete geçmek için daha kaç çocuğun bunların şeytanlarına kurban edilmesi
gerekir? Kaç ülkenin haritadan silinmesi gerekir? Kaç Vietnam, kaç Afganistan,
kaç Irak, kaç Suriye, kaç Amerika, kaç Afrika, kaç Asya ölmeli?
BOP VE BİP
Bibi Hitler Netanyahu İşaya (Yeşaya) kehanetini hatırlatmış.
Buna binaen BOP gibi Büyük İsrail Projesini (BİP) müjdelemiş. Bu sapık
tımarhanelik vampirler İsrail halkına ve bölge halklarına barış, demokrasi,
hürriyet ve zenginlik getirecekmiş. Ah bir de şu HAMAS olmasa! İşte o vakit
Dünya nasıl müreffeh, zengin, huzurlu, mutlu ve cennet olacaktı! Avrupa Katolik
ve Protestan Burjuvazisi, İspanyol-Portekiz-Fransız-İngiliz-Hollandalı-Alman-İtalyan
Monarşileri, kiliseleri de tanrının seçkin milletleri ve dinleriydi. Amerika,
Afrika ve Asya milletleri bunların nazarında “vahşi hayvanlardı”. Tanrı bu
medeni Avrupalıları vahşi hayvan milletleri medeni yapsın, demokrasi, insan hakları
ve adalet ile tanıştırsın istemişler. Kabul edenler efendilerine biat ve itaat
edenlere kemik, makam ve statü vermişler. Kendilerine benzetmişler. Biat
etmeyenleri “Allah-u Ekber” nidalarıyla, çarmıha germişler, sürgün etmişler ve
haritadan silmişler. Bugün de ABD, İngiltere ve AB mafyası kendi mayasından
olan Avrupa Siyonist Yahudi Burjuvazisinin ürünü olan Bibi Netanyahu ve savaş
kabinesinin savaş, yalan ve talan tanrılarına hizmette kusur etmiyorlar.
Bunların kehaneti aynı yumurtanın üçüzleri olan Sykes-Picot, BOP ve BİP vaat
ediyor. Yani ya kölemiz olacaksınız yahut haritadan silineceksiniz.
Biz de Mustafa Kemal Atatürk’ün kehanetine inandık:
“Doğudan şimdi doğacak olan güneşe bakınız. Bugün günün
ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün Doğu milletlerinin de uyanışlarını
öyle görüyorum. Bağımsızlık ve hürriyetine kavuşacak daha çok kardeş millet
vardır. Onların yeniden doğuşları şüphesiz ki ilerlemeye ve refaha yönelik
olarak vuku bulacaktır. Bu milletler bütün güçlüklere ve bütün engellere rağmen
manileri yenecekler ve kendilerini bekleyen geleceğe ulaşacaklardır.
Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerine milletler
arasında hiçbir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir ahenk ve işbirliği
çağı geçecektir.”
aydınlık
