Rasthaber – Tüm zamanlarda olduğu gibi,
günümüzde de her millet, mensubu olduğu dinin içtimaî şiarı ile Allah’a
yaklaşmaya ve ibadet etmeye çağrılmaktalar.
Kimileri çan çalarak, kimileri
ateş yakarak, kimileri bayrak dalgalandırarak ve kimileri ise keçiboynuzuna
üfleyip anlamsız sesler çıkararak.
İslâm dininin ibadete çağrı şiarı
ise Allah’ın vahyine dayalı, baştan sona kadar anlam dolu, Allah’ın adıyla
başlayıp Allah’ın adıyla biten, Hz. Peygamber’in (s.a.a) risaletine şahadet
getirmeyi sağlayan, Ehlibeyt’in Allah’ın velileri olduklarını ilan eden,
kurtu-luş ve iyiliğin namazda saklı olduğunu haykıran, ilahî ve semavî
nağmelerle süslenmiş ezandır. Ezan, vahyolduğu günden bugüne kadar,
Müslümanları Allah’a yaklaşmaya davet eden, birlik ve kardeşliğin şiarı
olmuştur ve kıyamete kadar da böyle olacaktır.
Hz. Cebrail (a.s) Hz. Peygamber’e
(s.a.a) ezanı vahiy olarak getirdiğinde, Hz. Peygamber (s.a.a) Hz. Ali (a.s)
ile birlikte oturuyordu. Cebrail (a.s) ezanı Hz. Peygamber’e (s.a.a) okuduktan
sonra, Hz. Peygamber (s.a.a) Hz. Ali’ye (a.s) şöyle sordu: “Ya Ali!
Cebrail’in okuduğu ezanı sen de duydun mu?” Hz. Ali (a.s) “Evet duydum
efendim” cevabını verdi. “Ya Ali! Ezberledin mi?” diye sorunca, Hz.
Ali (a.s) yine “Evet” cevabını verdi. “Öyleyse ya Ali! Bu vahyi
Bilal’e öğret ki, namaz vakitleri geldiğinde yüksek sesle okuyup müminleri
Allah’a yakınlaşmaya ve ibadete çağırsın” buyurdu. Ezan-ı Muhammedî (s.a.a)
ibadete çağrı olmakla beraber, geçmişten günümüze ve günümüzden kıyamete kadar da
İslâm’a ve Peygamber’e (s.a.a) gönül veren Müslümanların birlik, kardeşlik ve
yekvücut olmalarının önemli rumuzu olmuştur ve öyle de
kalacaktır.1
Ezan okumanın sevabının ne kadar
büyük ve önemli olduğunu idrak edebilseydiniz (kıyamette müezzinlerin makamı,
diğerlerinin makamlarından daha yüksek olacaktır) ezan okumak için birbirinizle
yarışırdınız ve ezan okuma yarışında adaletsizlik olmasın diye kura
çekerdiniz.2
——————————————–
1- Vesailu’ş-Şia, c. 4, s. 612
2- Hz. Muhammed (s.a.a)
