odaklanıyor. 1958’den beri faaliyet gösteren ABD ve İngiltere devletleriyle
bağlantılı Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nün (International
Institute for Strategic Studies: IISS) Kasım 2023 tarihli “Doğu Akdeniz’de
Türbülans: Jeopolitik, Güvenlik ve Enerji Dinamikleri” başlıklı raporunda
bölgedeki güçler dengesi masaya yatırılıyor.
Mütevelli heyetinde eski CIA Başkanı John Brennan’ın da
bulunduğu IISS’nin, ABD, İngiltere Savunma Bakanlıkları ve NATO ile kurumsal,
CIA ve İngiliz istihbarat teşkilatları ile de gayrı resmi ilişkileri bulunuyor.
IISS raporunda, Türkiye ağırlıklı bir yer tutuyor. Raporda
şöyle deniyor:
“Bir yanda Türkiye, diğer yanda Kıbrıs ve Yunanistan
arasında, muhtemelen Fransa’nın da katılımıyla, gerginlik ve restleşmenin
yeniden başlaması olasılığı, mevcut kırılgan yumuşamanın tepesinde asılı
durmaya devam ediyor.”
İki yıllık geniş kapsamlı bir çalışmayla hazırlandığı
belirtilen raporda, Türkiye’nin bölgede son dönemdeki politikaları şöyle
değerlendiriliyor:
“Türkiye ekonomik zorunluluklar nedeniyle bölgedeki sert
politikalarını yumuşattı, ancak ülkenin stratejik yönelimi şu anda görünürdeki
müttefiklerinin çoğuyla çelişiyor. (…) bölgesel tepkiler ve ekonomik
gereklilikler Mavi Vatan’ın maksimalist denizcilik duruşunu ılımlı hale
getirmiş ve bölgesel ilişkilerde buzların erimesine yol açmıştır. Türkiye’nin
Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını gözetmesi, başta ABD ile olan değişken ilişkileri
ve Rusya ile olan karmaşık rekabeti olmak üzere diğer birçok çıkarına ve ilişkisine
de bağlıdır.” (IISS, Kasım 2023)
Raporda, Atlantik açısından “Türkiye’nin kontrol altına
alınması” için en uygun aracın NATO olduğu vurgulanıyor.
BEŞ YILLIK HAZIRLIK
Daha önce bu köşede, ABD dış politikasının oluşturulmasında
kilit rolleri olduğu bilinen Stratejik ve Uluslarası Çalışmalar Merkezi’nin
(Center for Strategic and International Studies: CSIS) 2018 yılına ait bir
raporuna yer vermiştik. CSIS raporunda, “ABD’nin Doğu Akdeniz’de Avrupa’yı
istikrara kavuşturacak ve Ortadoğu’daki bölgesel dengeyi tekrar ABD lehine
döndürecek bütünsel ve entegre bir strateji uygulanması” savunuluyordu.
“Türkiye’yi hizaya getirmek” için Doğu Akdeniz’de askeri bir ağırlık oluşturmak
ve Türkiye’ye karşı Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail ile bir ittifak
kurulması öneriliyordu. (Söz konusu raporla ilgili bilgiler ve değerlendirme
için bkz. Fikret Akfırat, 25 Temmuz 2021, Doğu Akdeniz’de ABD tehdidini
bertaraf etmek için uygun fırsat, Aydınlık)
Son beş yıldaki gelişmeler, bu stratejinin hayata
geçirildiğini gösteriyor. Son olarak Gazze’deki gelişmeler nedeniyle Doğu
Akdeniz’de Amerikan askeri yığınağının artırılmasını da hesaba katmak
gerekiyor.
TAYİN EDİCİ MÜCADELENİN ODAKLANDIĞI BÖLGE
Ukrayna’daki savaş ikinci yılını doldurmak üzere. HAMAS’ın 7
Ekim’deki AKSA Tufanı operasyonuyla Filistin’deki muharebe üçüncü ayında. Her
iki cephede de karşı karşıya olan güçler aynı: ABD önderliğindeki Atlantik
İttifakı ile başını Rusya, Çin, İran ve Türkiye’nin çektiği gelişen dünya
ülkeleri. Türkiye’nin buradaki konumu istisnai özellikler taşıyor. Türkiye,
Atlantik İttifakı’nın motor mekanizması NATO’nun üyesi olmakla birlikte Rusya,
Çin ve İran gibi Atlantik’in tehditleriyle boğuşuyor. Hem de birden fazla
cephede. Askeri operasyonlar düzleminde öne çıkan alanlar Suriye’de, Irak’ta,
Kıbrıs’ta ve Libya’da. Bütün bu alanlardaki mücadelenin gelip düğümlendiği
bölgenin ise Doğu Akdeniz olduğu görülüyor.
Öte yandan Doğu Akdeniz, bugün dünya çapındaki cepheleşmenin
odak noktası haline gelmiş durumda. Batı Asya’daki Atlantik ile gelişen dünya
ülkeleri arasındaki mücadelenin sonucu, önümüzdeki dönemdeki güçler dengesini
belirleyecek önemde. Aynı zamanda Atlantik açısından “bertaraf edilmesi gereken
kuvvet” olarak görülen Türkiye’nin kaderi de bu sonuca bağlı. Atlantik
Ukrayna’da kazanamadı, Filistin’de de baş aşağı gidişinin derinleştiği
görülüyor. Atlantik ile gelişen dünya arasındaki hesaplaşmada tayin edici
cephenin Doğu Akdeniz’de açılması olasılığı giderek artıyor.
aydınlık
