İsrail’in Hizbullah Çıkmazı

rasthaber
Rasthaber –  Gazze’den sonra, hatta Gazze savaşının bitişini beklemeden
Lübnan cephesinin açılacağına dair kum saati akmaya başladı. İsrail hem
Hizbullah karşısında caydırıcılığını yeniden kurmak hem de kuzeyde evlerini
terk eden 84 bin ila 230 bin Yahudi’yi geri döndürmek için savaşı göze almış
gibi yapıyor. Sınır boyunca boşalan yerleşimleri eski haline döndürmenin
ötesinde Lübnan içinde askersizleştirilmiş bir tampon bölge istiyor.

Sınırın iki yakasında karşılıklı salvoların tam tekmil bir savaşa evrileceğine
dair korkular her geçen gün biraz daha artıyor. Bunu bertaraf etmeye dönük
çoklu diplomasi de nefes tüketiyor.

***

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu 8 Ocak’ta kuzeyde Kiryat
Şimona yerleşimindeki 769. Bölge Tugayı’ndan Hizbullah’a parmak salladı. İlk
etapta bir savaş vaadi gibi dursa da temkinli bir tehditti. Hizbullah’la savaşa
girmeden bölgede güvenliği yeniden sağlamayı tercih ettiklerini ancak savaşa da
hazır olduklarını vurguladı. Gazze’nin başına gelenlerin Lübnan’ın da başına
geleceğini belirterek “Kuzeyde güvenliği sağlamak için her şeyi yapacağız”
dedi. İsrail yönetimi Gazze’yi ne denli cehenneme çevirirse direniş ekseninin
diğer parçalarını o denli korkutacağını düşünüyor.
Savunma Bakanı Yoav Gallant da geçen Cuma “Üzerinde anlaşmaya varılmış
diplomatik bir çözüm yolunu tercih ediyoruz, ancak kum saatinin ters döneceği
noktaya yaklaşıyoruz” ifadelerini kullandı. Wall Street Journal’a
demecinde de “Gazze’de yaptığımızı Beyrut’ta da yapabiliriz” dedi.
8 Ekim’den bu yana angajman kuralları çerçevesinde misillemelerin menzili 2-3
kilometreden başlayıp 50 kilometreye kadar genişlerken İsrail uzun bir süre
Lübnan’a ödetilecek bedelin Hizbullah üzerindeki etkilerine bel bağladı. Son
iki haftada direnişin liderlerini ortadan kaldırmaya yönelik saldırılar
gerilimi yeni bir aşamaya taşıdı. İsrail bu şekilde doğrudan Hizbullah’a
ödettirilecek bedelle sonuç almaya odaklanmış gözüküyor. Genelkurmay Başkanı
Herzi Halevi, “Hizbullah’ın ödeyeceği bedeli artırıyoruz” derken izlenen
stratejiyi de tarif ediyordu: “İsrail yerinden edilmiş insanları ya Hizbullah’a
askeri baskıyı artırarak ya da yeni bir savaşa girerek evlerine döndürecek.”

***

Netanyahu’nun risk çıtasını yükseltmesi iki anlam içeriyor:
Ya ABD’nin takındığı pozisyona güvenip Hizbullah’ın savaşa giremeyeceği
öngörüsüyle Lübnan’da saldırıları tırmandırarak sonuç almaya çalışıyor ya da
doğrudan ABD’yi savaşın içine çekecek bir oyun oynuyor.
Belli ki İsrail, ABD bölgede bütün savaş takımlarıyla caydırıcı pozisyon
almışken öyle ya da böyle Lübnan’ı aradan çıkarmak niyetinde. Fakat
Hizbullah’la savaşa girmek artık bir çırpıda alınabilecek bir karar değil.
Washington’dan medyaya üflenen “off the record” mesajlara bakılırsa
Amerikalılar, Netanyahu’nun kendi siyasi bekası için Lübnan’a cephe açmasından
endişe ediyor. Washington Post’a konuşan üst düzey yetkililer Gazze savaşının
bitmesi halinde Netanyahu’nun siyasi kariyerinin de sona ereceğini ve bunu
önlemek için çatışmayı genişletebileceğini düşünüyor.
Hem 7 Ekim saldırısını önlemekteki başarısızlık hem rehinelerin kurtarılamaması
hem de savaşın gidişatıyla ilgili soru işaretleri Netanyahu’nun beka korkusunu
artırıyor. 7 Ekim’le ilgili faturayı tamamen askerler üzerine yıkmak için
uğraşıyor. Komutanlar hayli rahatsız. Savaşın yayılması Netanyahu’nun beka
sorununu çözebilir.
Netanyahu’nun Lübnan-İsrail sınırında temel değişiklikler yaratma vaadini,
Hizbullah’tan taviz koparmayı amaçlayan bir yaygara olarak gören Amerikalı
yetkililer de var.
İsrailliler savaşın daha ilk günlerinde Hizbullah’a karşı önleyici bir saldırı
önerisini Biden yönetimiyle tartışmış. Amerikalılar İran ve vekil güçlerini
çatışmanın içine çekeceği ihtimaline binaen karşı çıkmış. Üst düzey bir
yetkili, Biden’ın İsrailli liderlerle üç kez telefonda görüştüğü günlerin
olduğunu, bu görüşmelerin bir kısmında İsrail’i Hizbullah’a saldırmaktan
caydırmaya çalıştığını söylüyor. Yetkili “Bu kıyametin kopmasıyla
sonuçlanabilecek bir hareket” diyor.
Cuma günü Dışişleri Bakanı Antony Blinken dördüncü turuna çıkarken özel elçi
Amos Hochstein de İsrail ve Lübnan’da temaslarda bulunmak üzere bölgeye
gönderildi. Amaç topyekûn bir savaşın çıkmasını önlemek.

***

Savaşın Gazze’den Lübnan’a taşacağına dair korkuları
tırmandıran gelişmeler ardı ardına geldi. Öyle anlaşılıyor ki Hamas Siyasi Büro
Başkan Yardımcısı Salih el Aruri’nin 2 Ocak’ta Beyrut’ta öldürülmesi ve
Hizbullah’ın bunu yanıtsız bırakmayacağını duyurması Amerikalıları harekete
geçirdi.
Hizbullah ilk misilleme olarak 6 Ocak’ta işgal altındaki Yukarı Celile
bölgesinde Carmak dağının tepesinde yer alan Meron hava kontrol üssünü 62
füzeyle vurdu. İsrail’in askeri itibarında delikler açan bir misillemeydi. Lübnan
sınırına 7 km mesafedeki Meron sıradan bir üs değil. Aktarılan bilgilere göre
Meron Türkiye, Kıbrıs, Suriye, Lübnan ve İsrail’in kuzeyindeki askeri trafiği
kontrol eden yegâne radar üssü. Bunun bir benzeri güneyde Mitzpe Ramon’da yer
alıyor. Haaretz’e göre Hizbullah saldırıda 8-10 km menzilli tanksavar füzeler
kullandı. İsrail zırhlı araçlarını “Trophy” sistemiyle koruyor ama
Meron’da tesisleri tanksavar füzelerden koruyacak bir önlem yok. İsrail Hava
Kuvvetleri teknik arıza nedeniyle bir buçuk yıldır çalışmayan “Sky
Dew” sistemini Cumartesi devreye soktu. Meron’daki darbeyi kabul eden
İsrail yüzünü kurtarmak için el yükseltip 8 Ocak’ta Hizbullah’ın sınır
hatlarındaki en önemli komutanı Vissam Tavil’i (Hacı Cevad) öldürdü. L’Orient
le Jour’a göre Tawil güneyde Beron dahil İsrail’in askeri tesislerine yönelik
saldırılarda kilit isimdi. Hacı Cevad, Hizbullah’ın bugüne kadarki en üst düzey
kaybı oldu. Bunu da yanıtsız bırakmayan Hizbullah bu sefer 9 Ocak’ta sınırın 13
km güneyinde İsrail ordusunun Safed kentindeki kuzey bölgesi komuta merkezini
patlayıcı yüklü İHA’larla vurdu. Misillemede menzil uzunluğu açısından bu da
yeni bir eşik. Sıradaki menzile dair bahisler açık.
Yeni yıla girerken bazı tugayların Gazze’nin kuzeyinden çekilmesi Lübnan
cephesine ağırlık verileceği yönünde tahminleri kızıştırmıştı. Amerikalı
yetkililer Gazze’de iş tamamlandıkça İsrail’in kuzey cephesine yoğunlaşacağını
öngörüyor.

***

Henüz kuzeyde bu tablo oluşmadan Amerikalıları Lübnan
cephesinin açılmasını önlemeye iten faktörler vardı. Hizbullah’ın 2006’dan bu
yana eriştiği cephaneliğin büyüklüğü bunların başında geliyor. Burada ABD
Savunma İstihbarat Teşkilatı’nın (DIA) gizli değerlendirmesine değinmekte fayda
var. WP’un eriştiği değerlendirmeye göre İsrail’in Lübnan cephesinde başarılı
olması zor çünkü Gazze’deki çatışma göz önüne alındığında askeri varlıkları ve
kaynakları çok zayıf bir şekilde dağılmış olacak.
Yine ABD’de öne çıkan uzman değerlendirmelerinde şu noktalar dikkat çekiyor:
– Hizbullah’ın deneyimli savaşçılarının yanı sıra uzun menzilli ve hassas
silahlarla dolu cephaneliği nedeniyle geniş çaplı bir çatışma 2006 savaşında
yaşananları geride bırakabilir.
– Hizbullah olası tırmanışta İsrail’in derinliklerini vurabilir, petrokimya
tesisleri ve nükleer reaktörleri hedef alabilir.
– İran da bölge genelinde milisleri harekete geçirebilir.
– İsrailli pilotlar yorgun, uçaklar bakıma muhtaç halde. Ayrıca jetlere karşı
Gazze’de olmayan riskler Lübnan’da tehlikeli boyutta ortaya çıkabilir.

***

İsrail, ABD’yi içine çekebileceği bir savaş olmadan
Hizbullah’ı sınırların ötesine itecek bir tampon bölge kurduramayacağını
biliyor. Ne var ki savaşın bölgeselleşmesi de Amerikalıların işine gelmiyor.
Dışişleri Sözcüsü Matt Miller, Blinken’ın bölgeye gerilimi düşürme misyonuyla
gittiğini açıklarken “Çatışmanın Gazze’nin ötesine taşması kimsenin çıkarına
değil ne İsrail’in, ne bölgenin ne de dünyanın” dedi. Amerikalılara koşut
Fransa da devreye girdi. İki koldan Lübnan hükümetini sıkboğaz ediyorlar. Amerikan
ve Fransız yetkililer, İsrail’in kaygılarını gidermeye yardımcı olmak amacıyla
Lübnan-İsrail sınırının bir kısmının Lübnan ordusunun kontrolüne geçmesini
sağlayacak bir öneri üzerinde duruyor. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi’nden
bir yetkili “Tüm diplomatik seçenekleri tüketmeye devam ediyoruz” diyor.
ABD ve Fransa Lübnan ordusunu sınırlarda görmek istiyor ama burada ilginç bir
durum var: İsrail, Hizbullah’la hesaplaştığını söylüyor ama Lübnan ordusunu
hedef alıyor. Amerikan istihbarat raporlarına göre İsrail, ABD’nin Hizbullah’ın
gücünü kırmak için eğitip donattığı Lübnan ordusuna ait mevzileri en az 34 kez
bombaladı.
Beyrut’a götürülen önerilerle ilgili olarak Lübnan Başbakanı Necip Mikati de
“(Hizbullah’ın) Litani’nin kuzeyindeki bölgeye çekilmesini öngören bir
teklif aldık ancak biz kapsamlı bir çözümde ısrar ediyoruz” diyor. Mikati
çözümden sadece Gazze’ye yönelik saldırıların durması değil işgal altındaki
toprakların Lübnan’a geri verilmesini de kastediyor. Bu konuları Amos
Hochstein’la da konuşacaklarını belirtiyor. “Lübnan’ın haklarını yeniden tesis
etmeyi başarırsak Hizbullah’ın Lübnan’ın çıkarlarından başka bir hedefi
olmayacaktır” diye ekliyor.
Avrupa Birliği adına devreye giren Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek
Temsilcisi Josep Borrell de Beyrut’tan “Hizbullah’ın savaş peşinde
olmadığı sonucuna vardım” diyerek döndü.
Amerikan yönetimi de İran ve Hizbullah’ın savaştan kaçınmak istediği tespitine
güvenmek istiyor ama İsrail’den emin olamıyor. Amerikalılar İsrail’in
Hizbullah’a topyekûn savaş başlatma olasılığının ortadan kalkmadığını
düşünüyor. İsrail, ABD’yi peşinden sürükleyeceği bir savaş olacaksa bundan geri
durmayacaktır.

Duvar

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın