Washington’un dayattığı çok başlıklı müzakere formülünü reddeden Tahran, masayı nükleer dosyayla sınırlamayı kabul ettirdi. Aydınlık’a konuşan uzmanlar, krizin arka planında ABD’nin bölgesel dengeleri yeniden kurma hesabı olduğunu vurguluyor.
İran-ABD hattı müzakere ve çatışma olasılığı arasında gidip geliyor. Çarşamba gecesi ABD tarafının planlanan görüşmelere nükleer mesele dışında kalan diğer başlıkları da katmak istemesi, Umman’ın başkenti Maskat’ta düzenlenecek görüşmelerin çökmesine neden oldu. Gerginliğin zirveye çıktığı bu saatlerde ABD Başkanı Donald Trump’tan tehditler yükselse de sonuçta Washington, Tahran’ın masayı nükleer meseleyle sınırlandırma talebini kabul etti. Yeniden mutabakata varılmasıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Irakçi, görüşmenin bugün saat 10.00’da yine Maskat’ta yapılacağını açıkladı. Masada sadece nükleer dosya olacak.
Ancak bu noktaya kolay gelinmedi. Farklı basın kuruluşları yaşananların perde arkasına dair ayrıntılar paylaştı. Gelişmeleri yakından takip eden Axios, kriz saatlerinde ABD’li yetkililerin İranlı mevkidaşlarına “Ya bizim şartlarımızla masaya gelirsiniz ya da hiçbir şey olmaz!” dediğini, Tahran tarafından gelen yanıtın ise “O halde hiçbir şey!” olduğunu yazdı.
Tahran’ın bu sert tutumu ve “hayır” yanıtı, Washington tarafında beklenmedik bir şaşkınlık yarattı. Reuters’e konuşan bir ABD’li yetkili, “İranlıların Washington’un taleplerine itiraz ederek hayır demesini beklemiyorduk.” diyerek yaşanan hesap hatasını itiraf etti.
‘SAYIN BAŞKAN NÜKLEER PROGRAM YOK EDİLMEMİŞ MİYDİ?’
İplerin koptuğu düşünülen bu saatlerde Trump, “Ayetullah Hamaney çok endişelenmeli.” dedi. 12 Gün Savaşı’na atıfta bulunan ABD Başkanı, “Nükleer programlarını yok ettik.” sözlerini yineledi. Bir gazetecinin “Program yok edildiyse neden nükleer programı müzakerelerde tekrar ele alacaksınız?” sorusuna ise Trump, İran’ın o zamandan beri programını diğer tesislerde yeniden kurmaya çalıştığını ve bunun da ABD’nin daha fazla saldırısına yol açacağını söyledi.
Başkan ayrıca ABD saldırılarında hedef alınmayan bazı nükleer tesislerin varlığı ve halihazırda 400 kg civarında olduğu belirtilen, yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyum stoku hakkında yorum yapmaktan kaçındı.
MOSKOVA: NÜKLEER STOKU DEPOLAYABİLİRİZ
Görüşmelerin nükleer başlığa sıkıştığı bir ortamda Rusya da devreye girerek İran’ın elindeki zenginleştirilmiş uranyum stokunu depolama teklifini yineledi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, söz konusu stokların İran’a ait olduğunun altını çizerek şunları kaydetti:
“Bu stokların mevcudiyeti, Tahran’ın uluslararası yükümlülükleriyle hiçbir şekilde çelişmemektedir. Tahran, bu malzemenin İran topraklarından çıkarılıp çıkarılmayacağı ve nereye ihraç edileceği de dahil olmak üzere malzeme üzerinde tam hakka sahiptir.”
Tahran, Moskova’dan daha önce de gelen bu öneriyi kabul etmemişti.
İRAN’DAN ASKERİ DOKTRİN VURGUSU
Bu kritik anlarda İran ordusu tüm birimleri en yüksek alarm durumuna geçirdi. Askeri hareketlilik, İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Abdurrahim Musevi’nin “12 Gün Savaşı’ndan sonra İran’ın askeri doktrini savunmadan saldırıya geçti” yönündeki sözleriyle daha da somut bir tehdit halini aldı.
NEDEN İSTANBUL HATALI KARARDI?
Washington’ın planı görüşmeyi yeniden İstanbul’a almak ve masaya nükleer mesele dışında balistik füze programı ile Direniş Ekseni’ne verilen desteği de getirmekti. Bu sadece ABD’nin değil, başta Türkiye olmak üzere bölge ülkelerinin de talebiydi. İran söz konusu bu iki dayatmayı ilkesel olarak reddediyor. Dolayısıyla Tahran açısından tüm Tel Aviv-Washington taleplerinin gündeme geleceği, bazıları İsrail’in doğrudan müttefiki olan çok sayıda ülkenin masaya oturacağı İstanbul görüşmesi stratejik bir hata olacaktı.
BÖLGE ÜLKELERİ DEVREYE GİRİYOR
Fakat taraflar arasında diplomasinin yeniden hâkim olması için devreye girenler de yine Batı Asya ülkeleri oldu. Axios, en az dokuz bölge liderinin Washington ile temasa geçerek müzakerelere başlanması için baskı kurduğunu yazdı. ABD’nin müttefiklerin ısrarı üzerine toplantıyı Tahran’ın talepleri doğrultusunda yapmayı kabul ettiği ancak sürece karşı oldukça “şüpheci” yaklaştığı ifade edildi. Axios, Trump yönetiminin geri adımını, bölgedeki müttefiklerin taleplerine “saygı göstermek” ve “diplomatik kanalları açık tutmaya devam etmek” olarak açıkladı.
Washington-Tel Aviv hattının çok başlıklı müzakere dayatması şimdilik duvara tosladı. Ancak nükleer başlıkla sınırlanan görüşmeler, esas gerilimin ertelendiğini, ortadan kalkmadığını gösteriyor. Önümüzdeki süreçte diplomasiyle baskı ve tehdit siyaseti birlikte ilerleyecek gibi görünüyor/aydınlık
