Atvan: ABD, Bölgenin Güvenlik Denklemlerinin Dışına İtiliyor

Adem Namlı

Arap dünyasının tanınmış analisti, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’dan heyetlerin İran’ı ziyaret etmesinin ardından bölgede Sünni ve Şii ülkelerden oluşan İslami bir güvenlik sisteminin şekilleneceğine inanıyor. Bu ziyaret, ABD ve İsrail’in hiçbir yerinin olmayacağı yeni bir bölgesel güvenlik sisteminin kurulmasının ön hazırlığıdır.

Arap dünyasının tanınmış analisti “Abdulbari Atvan”, “Sawt” YouTube kanalındaki değerlendirmelerinin bir bölümünde, İsrail rejiminin seçimlerinin önemine rağmen, hem İsrail rejimi hem de ABD seçimlerinden bile daha önemli olan daha mühim bir meseleyi ele aldığını söyledi.

Atvan şöyle devam etti: “Bu konu, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’dan heyetlerin İran’a yaptığı üçlü ziyarettir. Bu üç ülke Mekke Koalisyonu’nu oluşturmuştu. Bu ziyaret şaşırtıcı ve son derece önemlidir. Bu ziyarette Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir ve Türkiye İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, heyetlerle birlikte İran’ı ziyaret etmişlerdir.”

Bu heyetlerin İsrail rejiminin seçimleri arifesinde İran’ı ziyareti, Orta Doğu bölgesindeki askeri ve güvenlik planları ile stratejilerinde önemli bir gelişmeyi ifade etmektedir. Bu heyetlerin İran’ı ziyaret etmesi çok önemliydi. Birincisi; Orta Doğu bölgesindeki İslam ve Arap ülkeleri, bölgedeki Amerikan güvenlik planının ömrünün sona erdiği ve ABD başkanının seçimleri kazanamayacağı yönünde kesin bir sonuca varmışlardır. ABD Orta Doğu bölgesinden aceleyle çekilecektir. Savaş uçakları, gemiler, donanmalar ve askerler bölgeden ayrılacaktır. Bölgedeki Amerikan planı çöküş ve yıkımın eşiğine gelmiştir.

Diğer bir husus ise, bu üç heyetin İran’ı ziyaret ederek Mekke Koalisyonu’nun Şii karşıtı dini, etnik ve Sünni bir koalisyon olmadığını, aksine bu koalisyonun Orta Doğu bölgesinde yeni bir İslami güvenlik sistemi oluşturmaya çalıştığını ifade etmek istemeleridir. Bu mesele son derece önemlidir. Bu heyetlerde askeri ve güvenlik meseleleri uzmanları ile stratejik meselelerin dâhileri yer almıştır. Bu sadece sıradan bir ziyaret olmayıp, Netanyahu ve Trump’ın düşüşünden sonra gelecekteki gelişmelerin rotasını tayin edebilecek nitelikte bir ziyarettir.

Atvan şu ifadeleri kullandı: Bölgedeki Amerikan planları şu anda son nefeslerini tüketmektedir ve İran, ABD ve İsrail rejiminin düşmanca saldırıları karşısında yenilgiye uğramamış, aksine sekiz ay boyunca onlara karşı direnmeyi başarmıştır. Bu ziyaretin ardından bölgede Sünni ve Şii ülkelerden oluşan İslami bir güvenlik sistemi şekillenecektir ve bu ziyaret, söz konusu güvenlik sisteminin kurulmasının yalnızca bir ön hazırlığıdır. Bu heyetler İran’a aracı ve arabulucu olarak değil, yeni bir İslami stratejik plan çerçevesinde seyahat etmişlerdir. Bu bir gerçektir.

İsrail rejimi ve ABD şu anda son derece kötü bir durumdadır. Trump’ın tüm tehditleri yalandı. O artık kendisini neyin beklediğini biliyor. Bölge, ABD ve İsrail rejiminin müdahalelerinden kurtulmanın ve değişimin eşiğindedir ki bu temel bir meseledir.

Arap dünyasının tanınmış analisti, açıklamalarının bir başka bölümünde şunları söyledi: Yemen savaşı bölgenin, özellikle de Suudi Arabistan’ın yıkılmasına neden oldu. Bu ziyaret, bölge ülkelerinin uzlaşmasını ve bölgedeki siyasi, güvenlik, askeri ve stratejik düzenlemeler üzerinde yeni bir anlaşmaya varılmasını sağlayacaktır.

İran Cumhurbaşkanı “Mesud Pezeşkiyan” ve İran İslam Cumhuriyeti Lideri’nin temsilcisi ve Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Başkanı olan “Muhsin Rızai” adındaki güçlü adam, bu heyetleri karşılamış ve onlarla görüşmelerde bulunmuştur. Muhsin Rızai, özgeçmişinde Devrim Muhafızları Komutanlığı görevini barındırmaktadır. O aynı zamanda İran’ın şehit liderinin danışmanı olup bir bilgi bankası ve bilgi dağarcığıdır. Kendisi İran’daki en tecrübeli siyasi ve güvenlik figürlerinden biri sayılmaktadır.

Üç heyet, İran ile ABD arasında arabuluculuk yapmak ve ABD için İran’dan imtiyaz koparmak amacıyla İran’ı ziyaret etmemiş, aksine ABD ve İsrail rejiminin Orta Doğu bölgesindeki devrinin sona erdiğini ve yeni bir dönemin başladığını idrak etmişlerdir. Umulur ki bu ziyaret, bölgenin geleceği için yeni bir bölgesel sistemin kurulmasını sağlar.

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman, Türkiye İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir’in mevcut koşullarda İran’ı ziyaret etmesi, İran ile bir biat ve barışma niteliği taşımaktadır. Bu ziyaret, Orta Doğu bölgesinin çok büyük değişimlerin eşiğinde olduğunu ve bundan sonra İslam dünyasının bağımsızlığa kavuşacağını göstermektedir. İslam ve Arap ülkeleri, Suudi Arabistan ile Yemen arasındaki savaşı sonlandırmak için bir çözüm bulacaklar ve ABD’ye artık bu ülkeye ihtiyaç duyulmadığını, savaş uçaklarını, askerlerini, donanmalarını vb. alıp bölgeden gitmesi gerektiğini söyleyeceklerdir. Açıkça rezil olan ve skandala uğrayan bölgedeki Amerikan planından duydukları tiksintiyi ilan edeceklerdir.

“Rây el-Yum” elektronik gazetesinin genel yayın yönetmeni açıklamalarının sonunda şunları söyledi: İran güçlüdür ve Suudi Arabistan da İran’a yaklaşarak güçlenecektir. ABD ve İsrail rejiminin, Suudi Arabistan’ı sözde İbrahim Anlaşması’na dahil etme çabaları da felaketle sonuçlanan bir yenilgiye uğramıştır. Suudi Arabistan tutumunu değiştirmekte ve kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmektedir. Türkiye de kendi çıkarlarını ayırt etmekte, İslam ve Arap ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirmeli, ABD’ye olan bağımlılık ve kulluktan kendini kurtarmalıdır; zira Trump yalancıdır. Vaat etmekte ancak yerine getirmemektedir. O akıl ve mantıktan nasibini almamıştır.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın