Anlaşması adlı ırkçı planını resmen açıkladı.
Son yıllarda Batı Şeria ve Gazze şeridinde Filistinli
grupların arasında ve özellikle geçen senenin başlarında milli vahdet hükümeti istifa ettikten sonra
ihtilaflar sürekli arttı. Ancak Yüzyılın Anlaşması adlı şom plan, ister Batı
Şeria ve ister Gazze şeridindeki gruplar olsun, tüm Filistinli grupların
üzerinde görüş birliği içinde oldukları bir konudur. Nitekim Filistin özerk
teşkilatı Başkanı Mahmut Abbas Yüzyılın Anlaşması’na bin kere hayır diyorum,
dedi.
Bu tepkiler, Filistinli grupların her zamankinden daha çok
siyonist rejim İsrail ve Amerika karşısında vahdet içinde olmaları ve bu ırkçı
planla mücadele etmek ve Filistin toprak bütünlüğünü korumak için aralarındaki
ihtilafları sonlandırmaları veya en azından hafifletmeleri gerektiğini
bildiklerini ortaya koyuyor.
Bu doğrultuda Filistin İslami Cihat Hareketi siyasi büro
üyesi Halid Bataş Yüzyılın Anlaşması adlı plana gösterdiği tepkide, planı
Amerika’nın Filistin milletine yönelik yeni kumpası niteledi ve Filistinli
grupların kendi aralarında çatlaklara ve ihtilaflara son vermeleri ve yeni
kumpasla mücadelede birleşmeleri gerektiğini vurguladı. Nitekim bu doğrultuda
Hamas ve İslami cihat hatta Mahmut Abbas’ı Gazze şeridine davet ettiler.
Gerçekte Yüzyılın Anlaşması Filistin coğrafyasını bayağı
küçülten ve işgal rejimi İsrail’ın coğrafyasını aşırı derecede büyüten tek
yanlı bir plandır. Amerika’nın Washington Post gazetesi bu konuda şöyle yazdı:
Filistin Yüzyılın Anlaşması adlı planda bir ekmeğin naçizane
bir parçasıdır.
Toprak üzerinde sürtüşmeler tarih boyunca savaşların en
önemli sebeplerinden biri olmuştur.
ABD Başkanı Donald Trump sözde Yüzyılın Anlaşması adlı planı
açıkladığı siyonist rejim Başbakanı Netanyahu ile ortak basın toplantısında
şöyle dedi: Bugün İsrail barışa doğru büyük bir adım atıyor. Bölge devletleri
radikalizmin hepsinin ortak düşmanı olduğunu anlamış bulunuyor.
Trump hazırladığı planda kökleri 1948 yılına dayanan
Filistin – İsrail arasındaki 72 yıllık münakaşaya son vermek istediğini iddia
ediyor.
Aslında Yüzyılın Anlaşması anlaşması adlı şer planın çıktısı
barış değil, Filistin ve işgal rejimi İsrail arasında şiddetin tırmanmasıdır.
Washington Post gazetesi bu konuda şöyle yazdı: Uzun yıllar üzerinde çalışılan
bu plan Batı Şeria haritasını yeniden çizecektir.
Bu şartlarda gerçi Trump illegal bir şekilde Filistin ve
coğrafyası hakkında karar aldığını sanıyor, ancak bu karar Filistinli
taraflarca asla uygulanmayacağı gibi hatta yeni bir intifada veya yeni bir
savaşı tetikleyebilir.
J. Street serbest avukatlar grubu Başkanı Jeremy Ben Ami bu
konuda şöyle diyor: Bu plan barış planı değil, Amerika’nın eski
politikalarından uzaklaşması ve İsrail’de en radikal politikacılarla bazı özel
konuların üzerinde eşgüdümlü hareket etmesi yönünde bir çabadır.
İsrailli askeri uzman Ron Ben Yeşay ise Yediot Aharonot
gazetesinde yayımladığı makalesinde siyonist rejimin her türlü tek yanlı
politikası şartları daha beter ve daha gergin hale getireceği uyarısında
bulundu.
Amerika’nın New York Times gazetesi de “Trump’ın Batı Asya
barış planı çirkin bir gerçeği gün yüzüne çıkarıyor” başlıklı bir raporunda şu
ifadelere yer verdi: İsrail ordusunun yayımladığı verilere göre hali hazırda
İsrail’in kontrolü altındaki topraklarda yaşayan Filistinlilerin sayısı siyonistlerin
sayısından daha fazladır. ABD planları en büyük etnik grubu bu toprakların
dörtte birinden daha az bir alanla sınırlamıştır ve Filistinli hakimiyeti
uygulanan kısıtlamalar, sunulan çözümü bir buçuk devlet olarak adlandıracak
kadar fazladır. Trump’ın planı birçok kusuru vardır. Plan siyonistleri
Filistinlilerden üstün tutuyor, yerleşke inşaatını körüklüyor ve hatta teşvik
ediyor.
Gerçekte Yüzyılın Anlaşması adlı plan mahiyeti ve zatı
itibarı ile her türlü müzakere, anlaşma ve barışmaya karşıdır. Filistin
milletinin tüm meşru haklarını yok sayan ve Filistin coğrafyasını İsrail’e hibe
eden bu plan ayrıca ABD ara buluculuğu ile Filistin ve siyonist rejim arasında
her türlü müzakereyi itibarsızlaştırıyor. Bu plan Filistin milletinin hakları
ancak ABD ve korsan İsrail’in politikaları ve uygulamalarına karşı direnişle
elde edilebileceğini ortaya koyuyor.
Öte yandan Yüzyılın Anlaşması pratikte bundan önce
Filistin’le ilgili varılan tüm barış anlaşmalarını yok ediyor. 1993 ve 1995
Oslo anlaşmaları Filistinli yetkililerin siyonist yetkilileri yok olacağı
konusunda uyardıkları bu anlaşmalardan bazılarıdır.
Filistin özerk teşkilatı Başkanı Mahmut Abbas 29 Ocak
2020’de siyonist rejim Başbakanı Netanyahu’ya yazdığı mektupta Yüzyılın
Anlaşması adlı şer planın geniş sonuçları hakkında uyarıda bulunarak şöyle
dedi:
Bu plan Oslo anlaşmasının ABD ve İsrail tarafından yok
sayılmasıdır, dolaysıyla Filistin devleti şimdi İsrail ile başta güvenlik iş
birliği olmak üzere her türlü anlaşmayı yok sayma hakkına sahiptir.
Filistin kurtuluş örgütü icra komitesi sekreteri Saib Arikat
da ırkçı Yüzyılın Anlaşması adlı plana gösterdiği tepkide, Filistin yönetimi
Oslo anlaşmasından çekilmeyi ele aldığını belirtti.
Dolaysıyla Yüzyılın Anlaşması pratikte hiç bir şekilde barış
getiremeyeceği gibi Filistin ile İsrail arasında yürütülen barış müzakereleri
de yok edecektir.
Amerika’nın New York Times gazetesi “Trump’ın Batı Asya
barış planı çirkin bir gerçeği gün yüzüne çıkarıyor” başlıklı makalesinde
Amerika’nın önceki başkanları da uygulamaları ile barış anlaşmalarını olumsuz
etkilediklerini belirterek şöyle yazdı:
Trump’ın planı Amerikalı ister cumhuriyetçi ister demokrat,
yasama yetkililerinin onlarca yıl boyunca inşa ettikleri binanın üzerinde son
tuğlayı koymaktır. Son yıllarda İsrail nasıl Batı Şeria’ya musallat olup 600
bin siyonisti işgal altındaki topraklara yerleştirdiyse, Amerika da İsrail’e
diplomatik destek vermek, BM güvenlik konseyinde veto hakkını kullanmak,
İsrail’in yargılanmasını engellemek için uluslararası mahkemelere baskı kurmak
ve her yıl Tel aviv’e milyarlarca dolar yardım etmekle şimdiki durumu
körükledi.
ABD patentli Yüzyılın Anlaşması adlı şom planını bir başka
önemli getirisi, Batı Asya bölgesinde Amerika karşıtı kin ve nefreti daha da
tırmandırması olacaktır. Donald Trump yönetimi son üç yılda İslam ülkelerine
karşı hasmane bir tutum ve davranış sergiledi. Trump’ın S. Arabistan’ı süt
ineğine benzetmesi ve Suud kralına bir kaç kez biz sizi desteklemezsek iki
hafta bile ayakta kalamazsınız, demesi, Amerika başkanının bir İslam ülkesi ve
liderine hitaben sarf ettiği aşağılayıcı sözlere birer örnektir.
Donald Trump yönetimi ayrıca İslam İnkılabı Muhafızlar
Ordusu Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani ve Irak’ın Haşdi Şabi
hareketi komutanı Ebu Mehdi Mühendisi ve 8 arkadaşını şehit ederek İslam
ülkeleri ile husumetini açıkça ortaya koydu.
Amerika terör devletinin bu cinayeti Irak’ta Amerikalı
askerlerin ihraç edilme talebin tetikledi. Irak halkı 24 Ocak 2020’de
düzenlediği milyonluk protesto eyleminde Amerika’ya yönelik nefretini açıkça
ortaya koydu. Şimdi ise Filistin milletini hiçe sayan ve tamamen İsrail lehine
hazırlanan ırkçı Yüzyılın Anlaşması’nın görücüye çıkması Batı Asya bölgesinde
yer alan ülkelerde ABD karşıtı yeni protesto eylemlerini tetikledi. Bu
protestolar bölgede ABD karşıtı kin ve nefretin Yüzyılın Anlaşması
açıklandıktan sonra daha da tırmandığını ve uygulanmaya çalışıldığı takdirde
Amerika’nın bölgedeki çıkarlarına yönelik tehditleri arttıracağını ortaya
koydu.
Yüzyılın Anlaşması anlaşması adlı şer planın en önemli
getirilerinden biri bölgede bazı Arap rejimlerin ne denli Amerika’ya bağımlı ve
bu terör devletinin uşağı olduklarını ortaya koyması oldu. Yüzyılın Anlaşması
adlı şom planın açıklandığı etkinliğe Ürdün, BAE ve Umman büyükelçileri
katıldı. S. Arabistan ve Mısır gibi rejimler de dolaylı bir şekilde bu planı
desteklediklerini ilan etti. Kuşkusuz söz konusu Arap rejimlerin bu eğilimi iki
önemli getirisi olacaktır. İlkin yöneticileri ile halk arasında çatlaklar daha
da artacaktır, zira bu ülkelerin insanları düzenledikleri protesto eylemleri
ile Yüzyılın Anlaşması adlı plana karşı olduklarını ilan ettiler.
İkincisi, BAE, Ürdün ve Bahreyn gibi ülkelerin desteği ve S.
Arabistan’ın sessizliği ve Filistin ülküsünü hiçe sayması ve siyonist rejimin
çıkarları ile eşgüdümlü hareket etmesi Arap ülkelerinin Batı Asya bölgesinde konumunu
olumsuz yönde etkileyecek ve hatta uzun vadede bu rejimleri siyonist rejimin
uydusu yapacaktır.
