Kudüs’ün Kılıcı Operasyonu ve Gelişen Süreç

rasthaber
Rasthaber –  Filistin direniş gruplarının belirlediği ültimatomun son
bulması ile Siyonist Rejim İsrail ve Filistin direnişi arasındaki savaş
başlamış oldu.

Bu savaş, Ekim 2018’den beri Filistin direniş ekseni ve
Siyonist Rejim İsrail arasındaki üçüncü savaştır.   Siyonist Rejim İsrail Ekim 2018’de Gazze
Şeridine saldırarak 4 günün ardından ateşkesi kabul etmek zorunda kaldı.  Bu durum ise Avigdor Liberman’ın  Binyamin Netanyahu kabinesinden çıkmasına ve
koalisyon kabinesinin dağılmasına ve 
İsrail’de parlamento seçimleri döngüsünün tekrarlanmasına neden
oldu.  İkinci savaş Mayıs 2019’de
düzenlendi.  Bir kez daha İsrail ordusu Gazze
Şeridi’ne saldırsa da tekrar bu kez de iki günün ardından ateşkesi kabul etmek
zorunda kaldı.

Gerçi bu savaşın zeminini Siyonist Rejim İsrail’in Kudüs
mahallelerindeki Filistinlilere karşı girişimleri ve göçe zorlaması
hazırladı.  Savaşı Siyonist taraf
başlatsa da Direniş grupları son günlerde inisiyatifi eline geçirmiş ve İsraillilere
ültimatom belirlemesinin ardından işgal altındaki topraklara füzeli
saldırılarına başlamıştır. Bu durum, 
Direniş gruplarının  İsrail’den ve
askeri gücünden korkmadığını  İsrail’in
askeri kırılgan noktalarından haberdar olduğunu 
ve kendi  çıkarlarını takip etme
özgüvenine sahip olduğunu gösteriyor. 
Filistin direniş gruplarının 
işgal altındaki topraklara füzeli saldırılarını bir taraftan da  İsrail’in füze tesisleri ve Dimona nükleer
tesisleri etrafındaki  saldırıları ile
aynı doğrultuda değerlendirmek de mümkün.

Bu yüzden Direniş gruplarının saldırıları başlamadan önce de
Siyonist Rejim İsrail ordusu en büyük tatbikatı Pazar gününden itibaren
başlatsa da sadece bir günün ardından bu tatbikatı askıya aldı. 

Bir başka önemli nokta ise Direniş gruplarının gücü ve İsrail’in
Kudüs sakinlerine karşı işlediği cinayetlerin karşısında uygun girişimde
bulunmamanın bu süreci devam ettireceğine inanması ve daha rahat Kudüs işgalini
takip edeceğini bilmesidir.  Daha önceden
belirlenmiş plana göre Salı günü İsrailli yerleşimciler Mescid-i Aksa’ya
gideceklerdi ve bu doğrultuda Siyonist askerler de onlara eşlik edip Filistinlilerin
gelişini önleyecekti. İsrail’in bu girişimleri bu sahte rejimin kurulması
yıldönümü tarihi olan 14 Mayıs eşiğinde gerçekleştirilmek istendi. Bu durum
işgalciliğin devamı anlamına gelir.

Direniş gruplarının girişimleri İsrail için önemli bir mesaj
sayılır.  Bu mesaj çerçevesinde,  Filistin parlamento seçimlerinin
ertelenmesinin Kudüs’ün işgali ve Filistinli sakinlerin göçe zorlanması hususunda
pasiflik anlamına gelmediği ve  ala
önemli önceliklerden biri olarak  Kudüs
Filistinlilerini desteklemek olduğu belirtilmiştir.

Bu doğrultuda Gazze’de bulunan Filistin direniş grupları
ortak operasyon kurmayı, Siyonist Rejim İsrail’in Kudüs’te ve Mescid-i
Aksa’daki cirit atma döneminin sona erdiğini belirttiler.  Bu bildirinin devamında da Filistinli
Kudüslülere destek verileceği ve direniş gruplarının kılıç ve kalkan misali onları
koruyacağı bildirildi. Bu yüzden,  bu
savaşın ” Seyfülkudüs yani Kudüs’ün Kılıcı ” olarak adlandırıldığı
belirtildi.

Bu gelişmeler arasında 
önemli olan bir başka konu ise, 
Siyonist Rejim İsrail’de  siyasi
çıkmazın yaşandığı bir ortamda İsrail’in cinayet işlemeye kalkışmasıdır. Bu
bağlamda Binyamin Netanyahu kabineyi kurmakta başarısız olmuş ve  Yair Lapid kabineyi kurmakla
görevlendirilmiştir. Görünen o ki Binyamin Netanyahu, İsrail’i Filistin direniş
grupları ile savaşa sürükleyerek  şgal
altındaki topraklardaki siyasi ortamı etkilemek ve rakipleri ile  kabine kurma istişareleri için avantajlı bir
ortam yaratmak istiyor.

Parstoday

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın