ABD-İsrail arasında casusluk gerilimi

1967’de İsrail savaş uçakları ve deniz unsurları Amerikan istihbarat gemisi USS Liberty’ye saldırdı. 34 Amerikan personeli öldü. İsrail “yanlışlıkla oldu” dedi. Ama ABD’de askerî çevreler bunun kasıtlı olduğunu iddia etti. Pentagon içinde İsrail’e dair “tam güven olmaz” algısını güçlendirdi. ABD’li yetkililerin ve emekli askerlerin konuştuğu iddialara ve Pentagon tarafından medyaya “sızdırılan malumatlara” istinaden devletin hassas kurumlarında İsrail’in artan telekulak casusluk faaliyetleri, para, makam ve şantaj enstrümanları kullanılarak bilgi devşirme çalışmaları genelde Trump ama özellikle Başkan Yardımcısı James Donald (David) Vance nezdinde ciddi kaygılara neden olmuş. Netanyahu’nun “oyun bozan, çomak sokan” ve ABD’yi İsrail’in arkasına kayıtsız-şartsız hizalanmayı talep eden, İran’la görüşmeleri sabote eden, ABD yerine İsrail’in çıkarlarını her şeyin üstünde gören tavırlardan rahatsızlar.

Buna mukabil, Netanyahu da ABD-İran arasında süren görüşmeler ve Trump’ın İran’la anlaşma niyetinden rahatsızlık duyuyor. Başkan Yardımcısı Vance, İsrail ile istihbarat paylaşımına isteksiz davranması ve alışılmış olan her konuda istihbarat paylaşımının hasıl olmaması sebebiyle İsrail en iyi bildiği yöntemlerle bilgiye ulaşmayı devreye sokmuş; Casusluk. Bir deniz piyadesi gazisi, eski senatör (Ohio Eyaleti), Irak Savaşı esnasında (2003-2007) gazeteci, hukukçu ve Trump’ın kabinesinde yer alan Bakan Robert Kenndy Jr. gibi Katolik olan (Bu Protestan/Yahudi nüfuzunun pik yaptığı ABD siyasetinde nadir bir durumdur) Vance, İsrail’in casusluk faaliyetlerinden ciddi biçimde endişe duyuyor.

‘İSRAİL DOSTTUR AMA AGRESİF İSTİHBARAT TOPLAR’

Haberlere göre özellikle İran politikası, müzakereler ve Amerikan karar alma süreçlerine dair bilgi toplama faaliyetlerinin arttığı düşünülüyor. İsrail tarafı bu “iddiaları” reddediyor. Beyaz Saray da resmi olarak İsrail’i suçlamış değil. Ama ve lakin ABD ile İsrail “çok yakın müttefik” olsa da Amerikan güvenlik bürokrasisinde uzun yıllardır “İsrail dosttur ama agresif istihbarat toplar” şeklinde yerleşik bir kanaat vardır. İsrail’in kuruluş yılı olarak kabul edilen 14 Mayıs 1948’den günümüze ABD’de İsrail adına ortaya çıkan en önemli casusluk ve istihbarat krizlerini hatırlatalım.

JONHATAN POLLARD OLAYI

ABD Donanması istihbaratında çalışan Yahudi-Amerikalı bir analist olan Jonathan Pollard olayı (1985) en büyük kriz ve en meşhur casusluk vakası olarak bilinir. Pollard, yakalanıncaya kadar binlerce gizli belgeyi İsrail’e verdi. Arap ordularına dair ABD istihbaratı, uydu görüntüleri, Sovyet silah sistemleri, Elektronik dinleme kapasitesi, ABD’nin Ortadoğu değerlendirmeleri vardı. ABD çok sert tepki verdi. Zira “müttefik ülke” olarak kabul edilen İsrail elde ettiği çok gizli bilgilerin bazılarını Sovyet Rusya’ya vermişti. İsrail bunu özellikle Mısır ve Suriye hakkında Moskova’dan askeri ve ekonomik bilgi almak karşılığında yapmıştı.

Amerikan güvenlik bürokrasisinde bugün bile “İsrail’e güven sınırı” denince ilk akla gelen olay budur. Pollard müebbet hapis aldı. İsrail önce inkâr etti, sonra yıllar sonra onu resmen “İsrail ajanı” olarak kabul etti. 2015’te şartlı tahliye edildi. 2020’de eşiyle beraber İsrail’e yerleşti. İsrail’de “kahramanlar” gibi karşılandı. Gazze işgali ve katliamları esnasında Filistinlilerin “toptan yok edilmesi” veya toptan İrlanda’ya gönderilmesi için çalışmalar yürüttü. Polarda, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı ve “çağımızın Hitleri” olarak nam yapmış Ben Gvir ve İsrail’in en radikal sağcılarıyla birlikte çalışıyor.

AMERİKAN İSRAİL HALKLA İLİŞKİLER KOMİTESİ

2004-2005’te Pentagon’daki İran uzmanı Larry Franklin’in, İran’a dair gizli bilgileri AIPAC ve İsrail istihbaratıyla bağlantılı kişilere aktardı. Amerikan İsrail Halkla İlişkiler Komitesi (American Israel Public Affairs Committee, AIPAC), Amerika Birleşik Devletleri’nin yasama ve yürütme organlarına İsrail yanlısı politikaları savunan bir lobicilik grubudur. Bu olay Washington’u sarstı. ABD’de İsrail lobisi, düşünce kuruluşları ile Pentagon bürokrasisi, diplomatik çevreler arasındaki ilişki ağı sorgulandı. 20 Ocak 2006’da Yargıç, Franklin’i gizli bilgileri İsrail yanlısı bir lobi grubuna ve bir İsrail diplomatına ilettiği için 12 yıl 7 ay hapis ve 10 bin dolar para cezasına çarptırdı.

AIPAC ve İsrail Elçiliği Franklin’i kurtarmak için tüm imkanları seferber etti. Savcılar, Franklin’in işbirliği nedeniyle cezasının sekiz yıla indirilmesini istedi. Hakim onu 10 ay ev hapsi ve 100 saat kamu hizmetine mahkum etti. “Gençlere kamu görevlilerinin kanunlara uymasının önemi hakkında” konuşma cezası kesildi. 1990’lardan itibaren FBI ve karşı-istihbarat raporlarında ABD savunma teknolojileri, siber güvenlik sistemleri, İHA teknolojileri, elektronik harp, füze sistemleri konularında İsrail kaynaklı teknoloji toplama faaliyetleri yürütüldüğü öne sürüldü.

Özellikle, savunma şirketleri, Silikon Vadisi, çift vatandaşlı mühendis ağları, özel güvenlik şirketleri yakından izlendi. Ancak bunların önemli kısmı kamuya açık mahkeme dosyalarına dönüşmedi. NSO Group ve Pegasus tartışmaları son yıllarda ABD-İsrail arasında en büyük gerilimlerden biri oldu. İsrail merkezli NSO Group’un geliştirdiği Pegasus yazılımı sayesinde İsrail karşıtı gazeteciler, aktivistler, siyasetçiler, diplomatlar üzerinde kullanıldı. ABD yönetimi şirketi kara listeye aldı. Washington’da bazı çevreler İsrail siber ekosisteminin devlet-istihbarat yapısıyla çok iç içe olduğunu düşünüyor.

İSRAİL’İN EN BÜYÜK DOSTU ÇIKARIDIR

İsrail’in, ABD’nin İran’la gizli diplomatik temaslarını öğrenmek için agresif dinleme ve bilgi toplama faaliyetleri yürüttüğü itikadı çok güçlü. İddialara göre Washington, İsrail’in: İran müzakerelerini, ateşkes görüşmelerini, Pentagon içi tartışmaları, Beyaz Saray pozisyonlarını öğrenmeye çalıştığından şüphe ediyor. İsrail’in de ABD dahil birçok dost ülkeyi izlediği uzun zamandır bilinen bir durum. Zira İsrail’in felsefesinde; Dost devlet yoktur, çıkar vardır ve İsrail’in çıkarları tüm dostlukların üstündedir.

Bu zihniyet, birçok sebepten mütevellit ABD’de “makul ve makbul” görülüyordu. Ancak özellikle Gazze, Lübnan katliamları nedeniyle oluşan devasa ABD halkı tepkisi, Kongrede İsrail’in eleştirilmesi, ABD asker ve subayların ortaya koyduğu eylemler ile “kutsanmış ve seçilmiş” Trump’ı “kutsanmış ve sicilmiş” Netanyahu’ya haddini bildirmesi için önemli imtiyazlar sunuyor. İran’ın ortaya koyduğu bazıalrı için “sürpriz” olan direnişi ve oyun bozandan oyun kuran aktöre dönüşmesi de ABD-İsrail arasındaki gerilim ateşine benzin döktü.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın