Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Farhan ile görüşmesinde askeri olarak
Fars Körfezi bölgesindeki müttefiklerini donatmaya devam edecekleri vaadinde
bulundu.
Amerika Dışişleri Bakanı Blinken’in Suudi mevkidaşı ile
görüşmesinde Yemen’ın son zamanda BAE’ye yaptığı saldırıyı kınayarak
Amerika’nın desteklerinin devam edeceğini vurguladı.
Blinken, Suudi koalisyonun son günlerde özellikle Yemen’in
başkenti Sana ve Saade vilayetinde sivil tesislere ve Yemen’in mazlum halkına
karşı büyük çaplı hava saldırıları devam ederken Fars Körfezi’nde ABD’nin Arap
ortaklarını askeri ve silah teçhizatını artırma sözünü verdi.
Sana, el-Hudeyde limanı ve Saade’nin aralıksız bombardımanı,
Yemen ordusu ve halk komitelerinin BAE’nin müdahalelerine tepki olarak Abu
Dabi’de tesisleri hedef almasının ardından Salı günü başladı. Suudi savaş
uçakları Yemen’in başkentini ve diğer noktalarını bombaladı.
Bu insanlık dışı saldırılar, Birleşmiş Milletlerden pek de
kesin olmayan bir yanıtla karşılaştı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres Cuma
akşamı yaptığı açıklamada, Suudi koalisyonunun Yemen’in Saade eyaletinde bir
hapishaneye düzenlediği son saldırıyı kınayan bir bildiri yayınlarken,
“Yemen’in bir başka bölgesinde de başka bir hava saldırısı yapılmış ve
aralarında çocukların da olduğu bazı siviller yaralandı ve öldü.” demekle
yetindi.
Cuma sabahı Saade eyaletindeki bir hapishanenin
bombalanması, Suudi koalisyonunun Yemen’deki en kanlı saldırılarından biri
olarak tanımlandı ve en az 177 ölü ve yaralı geride bıraktı.
Bu arada, Suudi koalisyonu Yemen’e kara, hava ve deniz kuşatması
uygulamakla bu ülkeyi insani bir felaketle karşı karşıya bıraktı. Dünya Bankası
geçtiğimiz günlerde bir raporda, gıda güvenliği açısından dünyanın en
savunmasız ülkesi olan Yemen’deki 30 milyon insanın yaklaşık yüzde 70’inin
açlık riski altında olduğu konusunda uyarıda bulundu.
Bu feci duruma rağmen, başından beri insan hakları
iddiasında bulunan Biden hükümeti, Yemen kuşatmasını sona erdirmek ve yardım
sağlamayı mümkün kılmak için, Suudiler ve BAE hükümetlerine baskı yapmak
bağlamında fiilen etkin bir girişimde bulunmazken hatta iki ülkeye silah
satışlarına yeniden başladı.
ABD Başkanı Joe Biden, seçim kampanyasında Suudi Arabistan
aleyhinde sloganlar atarak Yemen savaşını “stratejik bir felaket”
nitelendirdi ve ABD’nin Suudi koalisyonunun silah satışı da dahil olmak üzere
Yemen’deki saldırısına verdiği desteği sonlandıracağını iddia etti. Ancak Beyaz
Saray’a yerleştikten sonra bir kez daha Suudi Arabistan’ı ABD’nin yakın
müttefiki olarak nitelendirdi ve desteklerini sürdürdü.
Washington şimdi de Suudi Arabistan ve BAE’ye silah
satışlarına yeniden başladı. Bu bağlamda Kasım 2021’de ABD Dışişleri Bakanlığı,
Suudi Arabistan’a 650 milyon dolar değerinde teçhizatı satmayı onayladı.
ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Batı Asya ve Kuzey Afrika
koordinatörü Brett McGurk, Washington’un Suudi Arabistan’a silah satışını
savunarak, “Riyad’ın kendini savunmak için bu silahlara ihtiyacı var”
dedi.
Fakat Suudi Arabistan’a yeni ABD silahlarının satışı,
Biden’ın Yemen’deki savaşı sona erdirme ve Suudilere saldırı ve taarruz
silahlarının teslim edilmesini önleme sözüne aykırı.
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’ne göre
ABD, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne en büyük silah ihracatı
kaynağıdır. Amerikan silahlarının Yemen’deki sivil hedefleri vurması da insan
hakları gruplarından eleştirilerin gelmesine yol açtı. Şimdi de ABD Dışişleri
Bakanı’nın Fars Körfezi’ndeki Arap müttefiklerini mümkün olduğu kadar donatma
sözüyle, savunmasız Yemenlilerin öldürülmesi ve bu yoksul ve savaşın enkaza
çevirdiği bu ülkenin Suudi koalisyonu tarafından yıkımının yoğunlaşacağı
söylenmelidir.
ParsToday
