“Amerika, Çin’in Çekici ile Mısır ve Suudi Arabistan’ın Örsü Arasında Kaldı”

rasthaber
Rasthaber –   Amerika, Tel Aviv’le yaptığı “Kutsal Anlaşma” nedeniyle
Kızıldeniz’deki gerilimi tırmandırarak, Pekin’den farklı olarak kendisine yeni
bir sorun satın almış oldu. Bir yandan kendi çıkarlarını Ensarullah’ın
hedeflerinde görüyor, diğer yandan Suudilerin, Mısır’ın ve Batı’nın baskılarına
maruz kalıyordu.

ABD’deki çeşitli askeri kolejlerde ve düşünce kuruluşlarında
askerlere ve subaylara, silahlı bir ülkeyle çatışmadan kaçınmanın gerekliliği
öğretiliyor ve Yemen buna bir örnek. Yemen halkıyla kendi topraklarında karşı
karşıya gelmenin mümkün olmadığını anlayan Pentagon, şimdi Kızıldeniz ve
Ortadoğu’da gerilimin artması nedeniyle Yemenlilerden denizde bile uzak
durulması tavsiyesiyle karşı karşıya. Yemen silahlı kuvvetleriyle yaşanan
çatışma Batı ekonomisini derinden etkiledi ve bu çatışmadan tek kazançlı çıkan
Çin oldu.

El Kudüs el-Arabi Gazetesi, dün bu konuyla ilgili bir not
yayınladı ve şunları yazdı: ‘ABD ve İngiltere’nin Yemen’de Ensarullah’a yönelik
saldırılarının başladığı 11 Ocak’tan bu yana geçen Cuma günü operasyon sayısı
5’e ulaştı. Amerikalı askeri uzmanlar, şu anda Ensarullah’ın gemileri hedef
almayı bırakmaya zorlanamayacağını itiraf ediyor. Bu yani şu anlama geliyor;
Yemen’e yönelik bombardıman, Yemen’in büyük bir kısmını kontrol eden bu
hareketi henüz caydıramadı ve Babülmendep ve Kızıldeniz’i neredeyse
uluslararası gemi taşımacılığına kapattı. Bu durum, ABD Başkanı Joe Biden’ın
geçen perşembe günü Ensarullah’a yönelik saldırıların bu hareket gemileri bombalamayı
bırakıncaya kadar devam edeceğini açıklamasına neden oldu.

ABD’nin stratejisi başarısız oldu ve bu başarısızlık
aşağıdaki durumlarda açıkça görülmektedir:

Birincisi: Pentagon, Yemen’in askeri cephaneliğini,
özellikle de zaman zaman ticari gemileri hedef alan füzelerini ve insansız hava
araçlarını yok etmekte başarısız oldu.

İkincisi: Öyle görünüyor ki, uluslararası denizcilik
şirketleri, İngiltere ile birlikte yürüttüğü “Refah Muhafızı
Operasyonu” adlı ortak stratejisi kapsamında ABD’nin desteğine artık
güvenmiyor, bu nedenle yirmiden fazla uluslararası şirket, gemilerini Güney
Afrika üzerinden yönlendirmeye karar verdi, öyle ki sanki dünya Süveyş
Kanalı’nın açılması öncesine dönmüş gibi.

19 Aralık 2023’te Amerika Birleşik Devletleri, Kızıldeniz’de
nakliye ve ticareti koruma hedefiyle Refah Muhafızı Operasyonu adı verilen çok
uluslu bir operasyon başlattı ve Ensarullah’ın bu denizdeki saldırıları
sonrasında dünya ticaretinde sürekli kesinti yaşanacağı endişesinin bu
koalisyonun oluşmasının temel nedeni olduğunu iddia etti. Bu arada San’a, Yemen
silahlı kuvvetlerinin yalnızca işgal altındaki Filistin’i hedef alan İsrail
gemilerini hedef aldığını ve bunun Yemen’in kara ve uluslararası sularda doğal
hakkı olduğunu açıkladı.

Üçüncüsü: Washington, Mısır ve Suudi Arabistan’ın yoğun baskısı
altındadır. Bunun ilk nedeni, Mısır ekonomisinin derin ve karmaşık bir krizden
geçtiği bir dönemde Süveyş Kanalı’ndan elde edilen gelirlerin azalmasıdır. Kahire
de Beyaz Saray’ı İsrail limanlarına ait veya İsrail limanlarına giden gemilerin
Güney Afrika’dan geçmesi gerektiğine ikna etmek istiyor. Öte yandan Suudi
Arabistan, özellikle İran’ın bazı savaş gemilerini kendi sularına
konuşlandırmaya karar vermesinin ardından Kızıldeniz’in bir çatışma bölgesi
haline gelmesinden korkuyor. Bu ayın başında İran, seyir füzeleri ve askeri
destek gemisiyle donatılmış Alborz destroyerini tanıttı.

Kutsal Anlaşma

Washington çok zor durumda. Bir yandan iki tarafın kutsal
anlaşmasına göre İsrail’in güvenliğini garanti altına almak istiyor. Diğer
yandan Kızıldeniz ve Babülmendep’te Umman Denizi’ne ve Fars Körfezi’ne
sıçrayabilecek ve enerji ihracatını önemli ölçüde sekteye uğratabilecek
tehlikeli bir gerilimin yaşanmasını istemiyor. Böyle bir durum, küresel bir
ekonomik krize yol açacak ve asıl mağdur Batı, özellikle de Avrupa olacaktır.

Kızıldeniz ve Babülmendep’te ABD ile Ensarullah arasındaki
mevcut sınırlı askeri gerilim ve çatışmanın Washington’un çıkarları, özellikle
de askeri çıkarları üzerinde büyük etkileri oldu. Bu bağlamda, Aksa Tufanı’nın
başladığı 7 Ekim’den bu yana Amerikan askeri filosunun dünyadaki konuşlanması
etkilendi.

Pentagon, iki uçak gemisini Ortadoğu’da tutmak zorunda
kaldı; Hizbullah’a savaşa girmemesi için baskı yapmak amacıyla iki hafta önce
bölgeyi terk eden Gerald Ford uçak gemisini Doğu Akdeniz’de ve ardından İran ve
Ensarullah’ı caydırmak için  Eisenhower
uçak gemisini Kızıldeniz’de konuşlandırdı ve buna ek olarak, lojistik destek
için muhripler ve gemiler de dâhil olmak üzere beşten fazla savaş gemisini
konuşlandırdı. ABD Donanmasının Avustralya, Güneydoğu Asya ve Çin Denizi gibi
hassas bölgelerdeki askeri varlığı azaltıldı.

Bu askeri kriz devam ederken Washington, Pekin’in tehlikeli
derecede gergin bir bölgede çıkarlarını koruma konusunda ne kadar akıllı
olduğunu açıkça gördü. Uluslararası ticaretin yüzde 90’ından fazlasının deniz
yoluyla yapıldığı ve Çin’in en büyük petrol ihracatçısı olduğu bir dönemde Çin,
her zamanki gibi Ensarullah’ın İsrail’e bağlı gemileri hedef alan operasyonunu
kınamadı ve uluslararası nakliyeyi korumaya yönelik herhangi bir plana katılmayı
reddetti. Washington, Çin’e bağlı olduğuna dair sinyal veren herhangi bir
geminin Babülmendep ve Kızıldeniz’de seyrederken hiçbir şekilde saldırıya uğramayacağının
doğrulanmasıyla şaşkınlığa uğradı.

Pekin’in Hesapları

Doğu ve Güney Asya konularında uzman analitik web sitesi
“Diplomat” konuyla ilgili analizinde şu ifadelere yer verdi: ‘Pekin’in
ekonomik ve jeopolitik hesapları var ve bu nedenle mevcut tutumu benimsemiş durumdadır
ve Ensarullah’ı kınamamaktadır. Çünkü ABD ile çatışmanın jeopolitik çıkarları hala
yüksekken, uluslararası nakliye maliyetlerinde pandemik seviyelere ulaşmamış
artışı kontrol altına alabileceğine inanıyor.

Washington da Ensarullah’ın saldırılarına karşı savunma
pozisyonunda olduğunu söyleyerek Yemen’e savaş ilan etmediğini ima etmeye
çalışıyor, aynı şekilde Kızıl Deniz’deki gemilere yönelik saldırılar durduğu
anda Yemen’e yönelik bombardımanın duracağını söyleyerek bir an önce
gerginliğin daha da artmasını engellemeye çalışıyor.  Ama her halükarda zor durumdadır, çünkü
Kızıldeniz’de olup bitenlerden en çok yararlanan Çin’in çekiçleri ve petrol
gelirleri ve Süveyş Kanalı konusundaki kaygılarından dolayı Mısır ve Suudi
Arabistan’ın örsü arasında kalmıştır. 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın