Amerika Dışişleri Bakanı Tillerson CBS TV kanalına verdiği demecinde Amerika’nın Suriye’de önceliği hatta bu ülkede istikrar sağlanmadan önce tekfirci IŞİD terör örgütünü yenmek olduğunu ileri sürdü. Tillerson, IŞİD ve hilafetini yenmek sadece Amerika’ya yönelik bir tehdidi bertaraf etmeyeceğini ve aynı zamanda bölge genelinde istikrara katkı sağlayacağını ifade etti.
Tillerson’un bu açıklaması, Amerika yönetimi geçen Cuma günü sabah saatlerinde IŞİD ile mücadelenin başını çeken en temel ordu, yani Suriye ordusunu hedef aldığı bir sırada gündeme geliyor. Suriye ordusu son altı yılda başta IŞİD olmak üzere Suriye’de bir çok terör örgütü ile en ağır mücadeleyi sürdürüyor. Amerika’nın şimdiki Başkanı Donald Trump geçen sene seçim kampanyaları sırasında da Suriye’yi IŞİD ile mücadelenin en ön cephesi nitelemişti. Trump ayrıca İran ve Rusya’nın IŞİD ile mücadelede Amerika’nın eski yönetiminden daha kararlı olduğunu belirtmişti. Ancak şimdi ve Trump beyaz sarayda başkanlık koltuğuna oturduğu bir sırada eski Başkan gibi IŞİD ile mücadele etmek yerine bölgede IŞİD ile mücadele eden ülkelerle mücadele etmeye başladı.
Son altı yılda Suriye, İran, Rusya, Irak ve Lübnan’ın Hizbullah hareketi IŞİD ile savaştı ve bölgeyi teröristlerden temizlemek için ağır bedeller ödedi. Ancak aynı yıllarda Amerika dolaylı dolaysız, başta IŞİD olmak üzere bölgede terör örgütlerini takviye etmekle uğraşıyordu.
Amerika’nın dönem Dışişleri Bakanı Hillary Clinton yaptığı itirafta eski Başkan Obama’nın IŞİD’in kurulması yönünde talimat verdiğini ve bu örgüt Amerika’nın askeri, siyasi ve mali destekleri ile Irak ve Suriye’de güçlendiğini belirtti. Amerikan medyasının ifşa ettiği belgelere göre Amerika’nın güvenlik ve istihbarat kurumları IŞİD’in Irak’ın ikinci büyük kenti olan Musul’a saldıracağını biliyordu, fakat iki milyon nüfuslu kentin IŞİD’in işgaline uğramasını önlemek için hiç bir girişimde bulunmadı.
Öte yandan Amerika’nın şimdiki ve önceki yönetimleri, bölgede Arabistan, Katar ve Türkiye gibi Washington’un en büyük müttefikleri IŞİD’in en büyük hamileri olduğu halde bu örgütle mücadeleden dem vuruyor. Bugün dünyada Suud prensleri ve Fars körfezinde yer alan Arap emirliklerinde bazı sözde hayır kurumlarının parası IŞİD’e hibe edildiğini bilmeyen hemen hemen yoktur. öte yandan IŞİD teröristleri Irak ve Suriye’de çaldıkları petrolü Türkiye üzerinden satmak ve yine bu ülkenin üzerinden insan gücü, silah ve mühimmat temin etmek sureti ile yıkıcı gücünü ayakta tutuyor.
Kuşkusuz Suud prenslerinin paraları ve Türkiye’nin işbirliği olmasaydı yüzlerce terörist dünyanın dört bir yanından gelip Suriye ve Irak topraklarının önemli bir bölümünü işgal edemez, sözde devlet kuramazdı.
Üstelik tüm bu gelişmeler Amerikalı devlet adamları ve istihbarat örgütlerinin gözü önünde gerçekleşti.
Şimdi IŞİD’i türeten aynı zümre IŞİD ile mücadeleden dem vuruyor, ama aynı zamanda IŞİD ile gerçekten mücadele eden Suriye gibi ülkeleri hedef alıyor. Kuşkusuz bu tür çelişkili politikalarla IŞİD belası bölgede bertaraf edilemez ve Amerika Dışişleri Bakanı Tillerson’un sözde IŞİD ile mücadele iddiasının hiç bir faydası olmayacağı kesindir.
parstoday
