amacıyla Yemen’e düzenlediği hava saldırısı, bu saldırının yalnızca Yemen ile
Suudi Arabistan arasındaki mevcut ateşkesi tehlikeye atmakla kalmayıp, aynı
zamanda tüm Ortadoğu bölgesinde çatışmaların tırmanması riskini de artırdı.
Geçtiğimiz Cuma günü Amerika ve İngiltere, San’a hükümetinin
Bab’ul Mendeb Boğazı’ndaki eylemlerine yanıt vermek amacıyla Yemen’de Hudeyde
Havaalanı, Kehlan Kampı, el-Dilmi Üssü ve Zübeyd bölgeleri dahil 16 yeri hedef
almıştı. Bir Ensarullah yetkilisi, bu saldırıların ardından Yemenlilerin
iradesinde hiçbir tereddüt olmadığına dair açık bir mesaj vermek amacıyla,
Kızıldeniz ve Bab’ul Mendeb’deki Amerikan savaş gemilerine çok sayıda füze
atarak karşılık verildiğini belirtmişti.
San’a’daki kaynaklar el-Ahbar gazetesine verdiği bilgiye
göre, Yemen ordusu geçen haftanın başından bu yana büyük çaplı saldırılar
bekliyordu. Hatta olası bir saldırıda tesislerin bombalanmasının yanı sıra,
aralarında paralı milislerin veya ABD ve İngiliz deniz komandolarının da
bulunduğu kara kuvvetlerinin de müdahil olacağı yönünde Yemenli yetkililer
arasında bir değerlendirme yapıldı.
Ayrıca Suudi Arabistan ve BAE’nin paralı askerleri olarak
kabul edilen Ulusal Kurtuluş hükümetine karşı çıkan milisler, Yemen’de
çatışmaların yeniden başlamasının sonuçlarından duydukları endişe nedeniyle şu
ana kadar Ulusal Kurtuluş hükümetiyle karşı karşıya gelmekten kaçındı. Görünüşe
göre San’a hükümeti, mevcut anlaşmaların (Stockholm’de Mart 2022’de imzalanan
ateşkes anlaşması) ihlal edildiğini görmesi halinde uygun tepkiyi vermek
amacıyla bu vekil güçlerin hareketlerini izliyor.
Amerikalılar, Yemen’le baş edebilmek için BM’nin bu ülkeye
yaptığı gıda yardımını durdurdu. Hatta medya, Suudi Arabistan’ın Mekke kentinde
imzalanması gereken Yemen barışına ilişkin ilk anlaşmaların durdurulduğunu
bildirdi. ABD’nin Yemen işlerinden sorumlu özel elçisi Tim Landerking,
Ensarullah’la yapılacak herhangi bir anlaşmayı San’a’nın Gazze savaşına
yaklaşımındaki değişikliğe bağladı.
Bu arada Suudi Arabistan ve BAE, San’a’daki Ulusal Kurtuluş
hükümetiyle yazılı ve yazılı olmayan anlaşmalara bağlı kaldılar ve Amerikan
koalisyonuna katılmayı reddettiler. Avrupa ülkelerinin bile bu koalisyona
katılmaktan kaçınması, Amerika’nın Yemen’e karşı güçlü bir cephe oluşturma
projesinin şu ana kadar başarısız olduğunu ve bu yeni maceraya tek başlarına
girdiklerini gösteriyor.
Öte yandan saldırının üzerinden üç gün geçtikten sonra
yapılan incelemeler, bu saldırılarda ABD ve İngiltere’nin hedeflerine
ulaşamadığını gösteriyor. Son yıllarda yoğun Suudi hava saldırılarına maruz
kalan Yemen ordusunun, bu tür saldırılarla baş etme konusunda iyi bir tecrübesi
var ve gelen haberlere göre, Cuma günkü saldırılarda mühimmat rezervleri ve
depoları ciddi bir hasar görmedi.
Bu bağlamda New York Times gazetesi, Amerikan istihbaratının
Yemen’deki tesislerle ilgili zorluk yaşadığına değinen haberinde, kaynaklardan
aktararak, 12 Ocak saldırısından sonra Yemen’in birçok askeri kabiliyetinin
bozulmadan kaldığını belirtti. Elbette Amerika ve İngiltere’nin Yemen
direnişine yönelik saldırılarının başarısızlıkla sonuçlanması üzerine Batı
medyası saldırıların okunu İran’a çevirerek, İran İslam Cumhuriyeti ile
Ensarullah arasındaki ilişkiye dair eskimiş iddiaları ortaya attı.
Mesele şu ki, son dönemde yaşanan gerilimlerin kaynağı,
Amerika’nın Siyonist rejime yönelik yaklaşımıdır. ABD, Siyonist rejime
Gazze’deki sivilleri öldürmeyi durdurması için baskı yapmak istememektedir.
Amerika, savaşı durdurmaya çalıştığını iddia etse de Siyonist rejime tam destek
vererek ve 100 günde 24 bin kişinin katledilmesi için gerekli imkanı
sağlayarak, aslında bölgeyi daha fazla çatışmaya doğru itiyor.
