Rasthaber Genel Yayın Yönetmeni Ziya Türkyılmaz, Tesnim Haber Ajansı’na verdiği röportajda, Türkiye’nin desteği altında olan kuvvetlerin Halep’in kuzeyine yaklaşması ve bu kuvvetlerin Suriye Ordusu ve Direniş Kuvvetleri’yle çatışması ihtimali hakkında, Türkiye’nin bir asır önce kendisinden ayrılan toprakları birleştirmek istediğine değinerek şunları söyledi:
“2011 yılında Suriye krizinin başlamasıyla, dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu açık bir şekilde, ‘Türkiye bir asır önce bu ülkeden ayrılan yakınlarıyla yeniden buluşacaktır’ açıklamasında bulundu.” Türkyılmaz sözlerinin devamında Mondoros Ateşkes Antlaşması’nı hatırlatarak şu ifadelerde bulundu: “Osmanlı İmparatorluğu yıkıldıktan sonra, Osmanlılar ve başta İngiltere, Fransa olmak üzere birinci dünya savaşının galipleri İtilaf devletleri arasında 1918 yılında Türkiye’nin batı kıyılarında bulunan Limni adasının Mondoros limanında “Mondros Ateşkes Antlaşması” imzalandı. Batılılar o dönemde, Osmanlılar tarafından belirlenen Türkiye’nin yeni sınırlarını üstü kapalı bir biçimde kabul ettiklerini açıkladılar. Ancak İngiltere bu anlaşmadan 15 gün sonra 15 Kasım 1918 tarihinde Musul’u işgal ederek Misak-ı Milli sınırlarını tanımadığını ortaya koydu” Türkyılmaz, Türkiye’nin Irak ve Suriye topraklarının bazı kısımlarının Mondoros Antlaşması dahilinde olduğu yönündeki iddiaları hakkında şunları söyledi:
“Türkiye Mondoros’ta kabul edilen Türkiye sınırlarını Misak-ı Milli sınırları olarak adlandırdı. Musul ve Kerkük te Misak-ı Milli sınırları içerisinde bulunmaktaydı. Ama daha sonra 1923 yılında İsviçre’de düzenlenen Lozan Antlaşması’yla Türkiye, şu an Irak ve Suriye’de bulunan bahsedilen bölgeleri Fransa ve İngiltere’ye bırakmak zorunda kaldı”
Türkyılmaz, Misak-ı Millînin yeniden oluşturulması yönünde Türk yetkililerin açıklamalarına dikkat çekerek şu ifadelerde bulundu: “Türk yetkilileri son haftalarda Misak-ı Milli sınırlarına dönmek istediğinden bahsediyor. Ankara yetkilileri, batılıların ilk başta kabul ettikleri ama sonra karşı çıktıkları Misak-ı Millîye döneceğini söylüyorlar.”
Türkyılmaz, Türkiye’nin Halep ve Musul’a müdahalesi hakkında da şunları söyledi: “Erdoğan son günlerde Misak-i Milli sınırlarına dönme konusunu açık bir şekilde ifade ediyor. Erdoğan, Halep, Musul ve Kerkük’ün Türkiye’nin kontrolü altında olmasını ima ediyor. Ankara bu bölgeleri işgal etmek isteğini söylemiyor ama Türkiye’nin bütün ülkelerden daha fazla müdahale hakkı olduğunu ifade ediyor.” Türkyılmaz, Türkiye’nin Halep ve Musul’da operasyonda bulunmasının mümkün olduğunu belirterek şunları söyledi: “Türkiye Halep, Rakka, Musul ve Kerkük şehirlerindeki konulara müdahalede bulunmayı kendi hakkı olarak görüyor ve hiç kimsenin buna engel olamayacağını iddia ediyor.
Bu konu Türkiye’nin Misak-ı Milli sınırlarını gündeme getirerek, yeniden o coğrafyaya dönmek istediğini gösteriyor. Eğer Türkiye perde arkasında batılılarla bir anlaşma sağlarsa, bahsedilen şehirlere saldırmak ve bu şehirleri ele geçirmek isteyecektir. Eğer Türkiye uzun bir süre bahsedilen şehirleri işgal edemese bile, bölgedeki gelişmeleri gözlemlemek için bu bölgelerde müdahale hakkı bulunduğunu iddia edecektir.
Türkyılmaz, kendisine yöneltilen “Acaba Türkiye’nin Fırat Kalkanı operasyonlarının amacı da Halep ve Musul gibi şehirleri ele geçirmek mi?” sorusunu şöyle yanıtladı: “Bu operasyonlarda tam olarak bu amaç bulunmaktadır. Türkiye ve Amerika arasında Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesi konusunda ihtilaflar bulunmaktadır. Ama Amerika, Türkiye’de meydana gelen 15 Temmuz darbe girişimine karışması nedeniyle Türkiye’ye bazı ayrıcalıklar tanımak istemektedir. Amerika, darbe girişimini planlayan ve uygulayan ülkeydi ve onların darbedeki rolü ortaya çıktı. Bu yüzden Washington, bazı ayrıcalıklar vererek Türkiye’nin gönlünü alamaya çalışmaktadır.” Türkyılmaz, Washington’un Ankara’nın Suriye’ye girmesini desteklemesi ile ilgili olarak da şu açıklamalarda bulundu: “Öyle görünüyor ki, Türkiye’nin bu derece Suriye’ye nüfuz edebilmesi ve Rusya’ya yönelmemesi için batılar perde arkasında Türkiye’ye bazı izinler vermişler. Türkiye NATO’nun bir üyesi olarak bu kuruluşun ve Amerika’nın izni olmadan böyle bir eylemde bulunamaz ve uzun süre sürdüremez. Bu yüzden Türkiye’nin Suriye’ye girişi Amerika’nın dolaylı izni olmadan mümkün değildir.” Türkyılmaz sözlerinin sonunda Türkiye’nin bölgeye müdahalesinin Amerika’nın izni ile gerçekleştiğini belirterek şunları söyledi:
“Rusya, meydana gelen bu durumu kullanarak Türkiye’yi kendi tarafına çekmeye çalışıyor. Ankara yetkilileri Washington ve Moskova’yı aynı anda idare edebileceğini ya da doğu ve batı ile olan ilişkisinde denge oluşturacağını zannediyor. Batılılar Türkiye’nin Rusya’ya yakınlaşmasını istemiyor. Çünkü Ankara, batı kampının bir parçası sayılıyor ve Batılılar bundan çok kolay bir şekilde vazgeçmezler.
Türkiye yetkililerinin son günlerdeki üstü kapalı açıklamaları ve bölgeden pay istemesi, Amerika’nın Ankara ile uzlaşma sağlamaya çalıştığı günlerde yaşanmaktadır.”
