“İster İsrail olsun ister başka ülkeler, Kürdistan Bölgesi’ni İran’a karşı
kullanmak isteyen hiçbir ülkeye yardım etmeyeceğiz” diyerek İsrail’in İran’a
yönelik operasyonlarına destek vermeyeceklerini belirtti. Bu açıklama, 2017
yılında IKBY’nin ‘bağımsızlık referandumu’na açıktan destek veren tek ülke olan
İsrail’de soğuk duş etkisi yarattı.
Irak’ın başkenti Bağdat’ta düzenlenen İstikrar ve Refah için
Irak Forumu’nda bir konuşma yapan IKBY Başkanı Neçirvan Barzani, “Irak ve
Kürdistan Bölgesi’nden silahlı bir grup askeri operasyon yapmak için Türkiye’ye
gidemez ve Kürdistan Bölgesi’ne geri dönemez, aynı şey İran için de geçerli”
ifadelerini kullandı. Barzani’nin konuşmasında Türkiye’yle ilgili kısım, PKK
terör örgütüne yönelik açık bir mesaj olarak yorumlandı.
KULLANAMAZSINIZ”
vermeyeceğiz” diyen Barzani, şunları kaydetti:
bir faktör olmak istemiyoruz. İster İsrail olsun ister başka ülkeler, Kürdistan
Bölgesi’ni İran’a karşı kullanmak isteyen hiçbir ülkeye yardım etmeyeceğiz.”
ifadelerine yer veren IKBY Başkanı, “Basra, Bağdat, Süleymaniye, Erbil ve Duhok
arasında herhangi bir fark yok, Irak’ın herhangi bir yerinde gördüğümüz her
ilerlemeyi kendi projemiz olarak kabul ediyoruz” dedi.
Barzani, “Nereye gidersem gideyim Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile
koordinasyon hâlindeyim ve gittiğim her yerde Irak’ı da temsil ediyorum”
şeklinde konuştu.
bizim başkentimiz ve Bağdat’a ziyaretlerim normal. Irak cumhurbaşkanlığı
görevini üstlenmekten gurur dayarım ama bu konu gündemimde yok”
ilişkileri sürekli geliştirmeye çalışmakla yükümlüyüm” ifadelerini kullanan
Neçirvan Barzani, Erbil-Bağdat sorunlarına ilişkin, “Erbil-Bağdat anlaşmasının
uygulanmasına siyasi meselelerin engel olacağını düşünmüyorum, bazı teknik
meseleler de buna engel oluyor. Irak, kim güçlü kim zayıf mantığıyla
yönetilirse hepimiz kaybederiz” değerlendirmesinde bulundu.
ayrılarak bağımsız olmak için referandum yapması gerilime neden olmuştu.
Türkiye, Irak ve İran’ın sert tepkisi bağımsızlık referandumunu rafa
kaldırmıştı. Bugün, Neçirvan Barzani’nin Irak’la bütünleşme mesajları vermesi
‘bağımsızlık referandumu’ndan bu yana değişen dengeleri gözler önüne seriyor.
Türkiye’nin harekat hazırlığı, İran’ın yaptırım hazırlığı yaptığı referandum
sürecinde ABD bile ‘hayal kırıklığı’nı ifade etmiş, Rusya ise ‘Irak’ın toprak
bütünlüğünü savunan ama referandum sonucu alınan karara saygı duyacağını’ ifade
eden bir açıklama yapmıştı. İsrail ise IKBY’nin bağımsız olması durumunda onu
tanıyacağını ilan etmişti.
Reuters’ın aktardığına göre Netanyahu, “İsrail, PKK’yı
bir terör örgütü olarak kabul ediyor… Ancak Kürt halkının meşru yollardan kendi
bağımsız devletlerini kurma arayışlarına da destek veriyoruz”
demişti.
Netenyahu 13 Ağustos 2017’de yani tam referandum öncesinde
Amerikalı Cumhuriyetçi Kongre üyelerinin İsrail’i ziyareti sırasında yaptığı
bir açıklamada, Irak’ın parçası durumundaki IKBY’nin bağımsızlığından yana
olduğunu dile getirerek “Kürtler cesur, Batı taraftarı ve bizim
değerlerimizi paylaşan bir millet.” ifadesini kullanmıştı. Ancak bugünkü
koşullarda Neçirvan Barzani, İsrail’in bu desteğine, topraklarını İran’a karşı
kullanamayacağı mesajını göndererek karşılık verdi.
düşüncenin temelinde Barzani ailesinin Yahudi kökenleri olduğu iddiaları
yatıyor. 18 Şubat 2003’te Sefa Kaplan’ın Hürriyet’te yayınladığı bir yazıya
göre Barzani Ailesi’nin, Kürt Yahudisi olduğu ve ailenin pek çok haham
yetiştirdiğini öne sürmüştü.
bilgiye göre geçmiş yüzyıllarda bölgede yaşayan ailelerin en ünlülerinden biri
olan Barzani ailesinin kurduğu Yahudi eğitim kurumları büyük bir itibara
sahipti. Ailenin bir üyesi olan Haham Nathanel Barzani büyük çoğunluğu el
yazması olan önemli bir kütüphaneye sahipti. Bunları da yine haham olan oğlu
Samuel Barzani’ye bırakacaktı. Bir yüzyıl sonra ilk kadın haham olarak kabul
edilecek kişi de Samuel Barzani’nin kızı Asenath Barzani’ydi.
Prof. Sabar’a göre Barzani ismini taşıyan herkesi Kürt Yahudisi olarak görmenin
doğru olmadığını ve Barzan doğumluların bu isimle çağrılır.
BİR TEK BARZANİ AİLESİ VAR
Ancak, tarihçi Ahmet Uçar, Osmanlı arşivlerinde bölgede bir
tek Barzani ailesi bulunduğuna dair kayıtların yer aldığını hatırlatarak,
günümüz Barzanileri’nin atalarının Yahudi olduğundan şüphe duyulamayacağını
ifade etti. Ahmet Uçar, Prof. Sabar’ın, Barzaniler’in ne zaman müslüman
olduklarına ilişkin detaylara girmediğini de savundu. Ahmet Uçar’ın yine
Osmanlı arşivinde bulduğu bir başka belge ise 1856 yılında Sallum Barzani
isimli bir hahamın, Musul’dan Selanik’e, oradan da Hahambaşılığın özel ricası
ile Kudüs’e sürgün edildiğini gösteriyor. Uçar’ın ifadesine göre, ‘‘Kudüs’e
Yahudi iskánı ile tereddütler olduğu için; Hariciye Nezareti’nin de görüşü
alınarak 29 Şubat 1856’da Hahambaşı’nca verilen dilekçe Osmanlı hükümetince 11
Nisan’da görüşülerek uygun bulunmuş ve Sallum Barzani 20 Nisan 1861’de bir
irade ile Kudüs’e sürülmüştü.’’
devam ediyor: ‘‘Mustafa Barzani’nin yıllar sonra kurduğu ilişkiler, hahamlarla
Sallum Barzani ailesi arasındaki ilişkilerin yıllarca sürdüğünü göstermektedir.
Molla Mustafa Barzani, 1950’den beri sık sık ziyaret ettiği İsrail’de her zaman
Kuzey Irak kökenli, Kürtçe konuşan bir Yahudi hahamın evinde kalmaktadır: Haham
David Gabay.’
