parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, gündemi değerlendirdi.
CHP Parti Sözcüsü Faik Öztrak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın
döviz işlemlerinin planlı ve hukuka uygun şekilde yapıldığını ve bir bölümünün
salgınla mücadelede kullanıldığını açıklamasına ilişkin “Merkez Bankası daha
önce de döviz piyasasına doğrudan müdahale etti. En son döviz satım müdahalesi
23 Ocak 2014’te yapılmış. En son döviz satım ihalesi ise 27 Nisan 2016’da
görünüyor ama bu tarihten sonra döviz piyasasına yapılan müdahalelere ilişkin
hiçbir kayıt yok. Neden yok? Neyi saklıyorlar? Bunu hepimiz öğrenmek istiyoruz.
Yapılan işlemler hukuka uygunsa, saklanacak bir şey yoksa, ne kadar sattınız,
kaçtan sattınız, kime sattınız? Bunu gün gün açıklarsınız. Çiğ yemediyseniz,
karnınız ağrımaz.” dedi.
Öztrak’ın konuşmasından satır başları şöyle:
BOZDUKLARI TERAZİ GÜN GELİR ONLARI DA TARTAR
Bugün ülkemiz hakikate, liyakate, adalete düşman bir
zihniyetle yönetiliyor. Saray rejimi hakikate düşman… Çünkü hakikatler,
beceriksizliklerini yüzlerine vuruyor. ‘Kral çıplak’ diye bağırıyor. Saray
rejimi liyakate düşman… Çünkü liyakatli kişi doğruları savunur. Liyakatli kişi;
hakikate, kanuna, milletine ve devletine sadıktır. Saraya ve sarayın kibir abidelerine değil.
Saray rejimi adalete düşman… Çünkü adaletin, kanunun ve kuralın hâkim olduğu
yerde, keyfi kararlar alınamaz. Yönetenler, düzgün çalışan adalet terazisinin,
her an kendilerini tartacağından, hesap vereceklerinden korkarlar. Ama uyaralım: Bozdukları terazi gün gelir
onları da tartar.
SEN HALKA SIRTINI DÖNERSEN, HALK DA SANA DÖNER
Bu hafta CHP Ekonomi Masası olarak, Nevşehir’e yaptığımız ziyarette
de bunu gördük. Özellikle kırtasiye esnafı, lokanta ve kafe sahipleri ciddi
sıkıntı yaşıyor. Okulların kapalı olması kırtasiyecileri, hafta sonu sokağa
çıkma yasakları, lokantacıları, büfecileri vurmuş. Yeme içme sektöründeki
esnaf, ‘Biz asıl işimizi hafta sonu yapardık, sokağa çıkma yasakları bizi
bitirdi’ diyor. Pek çok esnaftan duyduğumuz bir başka şikâyet de şu. Destek
diye bin lira aldık, ama kira yardımı alamadık, alsak da zaten bu caddede kira
5 bin lira, yapılan kira yardımı 500 lira. Bu neye yetecek? Patates üreticisi
dertli… Hükümetten zaten ümidi kesmişler, CHP’li belediyelerin ürünlerini alıp,
yardım amaçlı millete dağıtılmasını istiyor. Yapacağımızın taahhütünü verdik.
Fakat genç bir esnafın söyledikleri yaşadıklarımızın özeti gibi: İki yumurtayı
kırmak mesele haline geldiyse, burada yanlış giden bir şey var, vatandaşın
halini görmüyorlar, sen halka sırtını dönersen, halk da sana sırtını döner.
İTİRAF ÖNEMLİ AMA YETERLİ DEĞİL
Milletin sesini duymayanların organize çığırtkanlıkları
artık hakikati gizleyemiyor. Bu organize çığırtkanlığın son örneğini,
milletimiz adına, Merkez Bankası’nın buharlaştırılan, 128 milyar dolar
rezervinin hesabını sorarken gördük. Biz bu konuyu aylardır ısrarla soruyoruz.
Milletin 128 milyar doları ne oldu? İlkin duymazdan geldiler. Baktılar olmadı.
Havuz medyasında sipariş yazılar kaleme aldırdılar. Baktılar yine olmadı. Bu sefer, topyekûn saldırıya geçtiler. Biz
sormaya devam ettik. Milletin 128 milyar doları nerede? Bunu sorduk diye,
etmedik hakareti bırakmadılar. Elbette kötü söz sahibine aittir. Nihayet,
sarayın kibirlisi, İstanbul İl Kongresinde çıktı, ‘döviz rezervlerini sattık’
dedi. Bu itiraf önemli, ancak yeterli değil. Milletin 128 milyar dolarının
kime, nasıl, kaçtan satıldığını da açıklamaları gerekiyor.
AİLEYİ SİYASETE KARIŞTIRAN BİZ DEĞİLİZ
Damadın adını aylardır unutan saray ve şürekâsı, ne olduysa
birden damadın yaşadığını hatırladı ve bu koroya en son Erdoğan da katıldı. 104
gün boyunca damadının adını ağzına almayan Erdoğan, İzmir ve Nevşehir İl
Kongrelerinde, öyle bir damat güzellemesi yaptı ki, evlere şenlik… Sarayın
kibirli başı, ‘ekonomide ne kadar başarı varsa, ardında damadım var’ dedi.
Yatırımcılar, ‘eyvah damat geri dönüyor’ deyip kaçmaya başladı, dolar bile ne
yapacağını şaşırdı. Erdoğan’ın hakikatle bağları o kadar kopmuş ki dolar kurunu
4 lira 53 kuruştan alıp, 8 lira 46 kuruşa kim çıkardı? Damat göreve
başladığında, bu ülkede 28 milyon 694 bin kişinin işi, gücü vardı. Damadın
görev süresinde bu sayı 27 milyon 140 bin kişiye düştü Kimin yönetiminde, iş,
güç sahibi 1,5 milyon yurttaşımız işinden oldu? Ve kimin yönetiminde bu ülkede
işsizlerin sayısı 11 milyonu aştı, Milletimiz işsizlik tsunamisinin altında
kaldı? Bu milleti kış gününde, sokaklarda soğan, patates kuyruklarına, iş
kuyruklarına kim soktu? Elbette kayınpeder damat ikilisi… Başarıları buysa,
Allah, milletimizi başarısızlıklarından sakınsın. Şimdi bir de yeni moda çıktı.
Biz damat deyince, yandaş yorumcular, ‘aileyi siyasete karıştırmayın’ diye akıl
veriyorlar. Aileyi siyasete sokan biz değiliz, damadını bakan yapan, Erdoğan.
Devleti şirket gibi yönetmeye kalkan da Erdoğan madem damat bu kadar
başarılıydı, bu buhranın ortasında neden görevinden affedildi. Damat Bakan
başarılıysa, Erdoğan Merkez Bankası Başkanı’nı damada sormadan neden görevden
aldı? Hakikatler ortada. Mızrak çuvala sığmıyor. Damat görevden
ayrılırken, halefine devir teslim bile yapmadı. Instagram’dan attığı mesajla,
‘at izi it izine karıştı, Allah sonumuzu hayreyleye’ dedi. Sonra çekti, gitti.
KAÇA SATTINIZ, KİME SATTINIZ?
Bakın daha önce usulüne ve hukuka uygun yapılan, müdahale ve
döviz satım ihalelerini, Merkez Bankası gün, gün açıklamış. Dalgalı kur
rejiminde, döviz piyasasına nasıl müdahale edileceği bellidir. Ya piyasaya
doğrudan müdahale edersiniz ya da ihale yöntemiyle döviz alıp, satarsınız.
Merkez Bankası daha önce de döviz piyasasına doğrudan müdahale etti. Döviz
aldı, döviz sattı. Bunları da en geç 15 gün sonra kamuoyuna açıkladı. En son
döviz satım müdahalesi 23 Ocak 2014’te yapılmış. En son döviz satım ihalesi ise
27 Nisan 2016’da görünüyor ama bu tarihten sonra, döviz piyasasına yapılan
müdahalelere ilişkin hiçbir kayıt yok. Neden yok? Neyi saklıyorlar? Bunu
hepimiz öğrenmek istiyoruz. Yapılan işlemler hukuka uygunsa, saklanacak bir şey
yoksa ne kadar sattınız, kaçtan sattınız, kime sattınız? Bunu gün, gün
açıklarsınız. Çiğ yemediyseniz, karnınız ağrımaz. Ülkemizin 128 milyar dolar
rezervi satılmış. Bugüne kadar böyle bir rezerv satışı yok. Bunu Merkez
Bankası, Banka Meclisi’nin belirlediği hangi usul ve esaslara göre yaptı
açıklayın. Yoksa bu satışlar, bankada bir başkan yardımcısının piyasa tüccarı
yaklaşımıyla belirlediği, usul ve esaslara göre mi yürütüldü? Bu başkan
yardımcısı halen görevde mi? Biz tüm bu sorulara, kızmadan, bağırmadan, çağırmadan,
gırtlağınızı patlatmadan, hakaret etmeden, cevap vermenizi bekliyoruz.
ÜLKEYİ 70 CENTE MUHTAÇ ETTİ
TCMB, 19 Şubat itibariyle, Uluslararası Rezervler ve Döviz
Likiditesi tablosunu yayımladı. Bu tablo uluslararası kuruluşlara da sunulan,
uluslararası standartlarda bir tablo olduğu için önemli. Buna göre 19 Şubat
itibariyle; Merkez Bankası’nın Resmi Rezerv Varlığı 94 milyar dolar. Toplam
döviz yükümlülüğü ise 134 milyar dolar. Yani Merkez Bankası’nın döviz borcu,
döviz varlığından 40 milyar dolar daha fazla. Kasadaki döviz varlığı, döviz
borcuna yetmiyor. Oysa 2018’de bu ucube rejim iş başına geldiğinde, Merkez
Bankası kasasında net 31 milyar dolar rezerv vardı. Net rezervlerimiz, 2,5
yılda, 71 milyar dolar erimiş. Net rezervlere, başka bir tablodan, Merkez
Bankası’nın günlük bilançosundan bakarsak, Durum daha da vahim… 19 Şubat
itibariyle, SWAP yükümlülüklerini dikkate almadan, Merkez Bankasının net
rezervleri eksi 1,4 milyar dolar. Buna bir de 52,4 milyar dolarlık, Merkez
Bankası SWAP yükümlülüklerini eklersek, net rezerv eksi 54 milyar dolara
dayanıyor. Yani neresinden bakarsanız bakın. Hangi tanımla bakarsanız, bakın.
Merkez Bankası kasasındaki döviz rezervlerini yemiş bitirmişler. Ve bıraktık kamunun, ekonominin döviz
yükümlüğünü karşılamayı, Merkez Bankası’nın kasasında, kendi borcunu
karşılayacak döviz bırakmamışlar. Ülkeyi
70 sente muhtaç hale getirmişler.
BİR TARAFTA ÇALGI ÇENGİ, DİĞER TARAFTA YAŞAM MÜCADELESİ
Tabi ön teker nereye giderse, arka teker de oraya gider.
Erdoğan salonları lebalep doldurttuğu partililerine teşekkür ederse, Hatay’da
AK Parti Gençlik Kolları da işte bunları yapar. Şu görüntülere bakar mısınız?
Çalgılar, çengiler, davullar, zurnalar. Eğlence gırla gidiyor. Bu yapılanlar
dükkânını kapattığınız esnaflarımıza ayıptır, aylardır tedbirli davranan
milletimize yazıktır, virüsü bu şekilde yaymak çok büyük günahtır. Millet
kâbusu yaşarken, AK Partililer rüyada yaşıyor. Milletimizin çocukları salgında
yaşama tutunmaya çalışıyor. Dün, Kuryeci gençlerimiz partimizdeydi. Bir de
onların sözlerini izleyin. İki ayrı
Türkiye var. Bir tarafta debdebe, çalgı, çengi; diğer tarafta yoksulluk ve
yaşam mücadelesi. ‘Sana yasak, bana yasal’ diyerek, salgınla nasıl mücadele
edilir? Edilemiyor da zaten.
SAYIN BAKAN SİZİ YEMEK İSTEYENLER VAR
Günlük vaka sayıları yeniden 10 binlere yaklaştı. Vaka
sayıları patladı gidiyor. Bu şekilde normalleşmeyi nasıl konuşacağız. Mart
geldi, kapıya dayandı bile. Normalleşmede gecikilecek her günün hem can kaybı
hem de ekonomik faturası var. Ama saray bunun farkında değil. Topluma iyi örnek
olacaklarına, millete veriyorlar talkını kendileri yutuyorlar salkımı. Bundan
sonra salgının hızlanmasında, tek bir sorumlu var. O da kongre salonlarına
doldurduğu partililerinin üzerinden, siyaseten yeniden belini doğrultacağını sanan
Erdoğan. Bu arada Sağlık Bakanı’nın dün yaptığı açıklamaları yadırgadık. Dünkü
açıklamalardan ne biz ne de milletimiz bir şey anladı. Damat galiba, ‘at izi it
izine karıştı’ derken haklıymış. Saray kabinesinde, ‘davul kimin belinde,
tokmak kimin elinde’ belli değil. Devlet krizi işte tam da budur. Sayın Sağlık Bakanı, Çin’den gelen 1 milyon
doz aşının, ücretsiz olduğunu gösteren beyannameyi kabul eden Bakan kim? Bu
aşılara 12 dolar ödedim diye fatura kesen DMO’dan sorumlu Bakan kim? Hazine ve
Maliye Bakanı. Cevap vermesi gereken bu Bakan.
Peki, size bu açıklamayı kim yaptırdı Sayın Bakan? Anlaşılıyor ki sizi
yemek isteyenler var. Bizim sorumuz gayet açık. Gümrükten ücretsiz gelen 1
milyon doz aşıya, DMO 12 milyon dolar ödediyse, bu 12 milyon dolar kime, hangi
amaçla gitti? Bunları ticari sır diyerek saklayamazsınız. Hiç kimsenin kuşkusu
olmasın. Milletimiz herkesin ne yaptığını biliyor.
SÖYLEDİĞİ HİÇBİR UYARI FAZLA OLAMAZ
Sağlık Bakanı Koca’nın kapalı salonlardan uzak durmaları
konusundaki uyarısı için Öztrak, “Söylediği hiçbir şey, hiçbir uyarı fazla
olmaz. Esas fazla olan esnafa ‘dükkanını kapat’ derken, çocuklar okula
gidemezken, insanlar hafta sonu dışarı çıkamazken AK Parti kongrelerindeki
görüntülerdir. Milletimizin şahsım hükümetine sandıkta dersini verme
konusundaki sabırsızlığını biraz daha artırıyor” dedi.
MİLLET İRADESİNE SAYGISIZLIK
Öztrak, İYİ Parti’nin dokunulmazlıkların kaldırılmasına
‘evet’ demesine ilişkin, şunları söyledi:
“Her partinin kendine has tavrı olması normaldir.
Anayasa’mız 83. Maddesine göre siyasi partilerin grup kararı alması mümkün
değildir. Konuşmalara baktığımızda devlet krizinin nasıl vahim boyutlara
ulaştığı görülmektedir. Bir ülke düşünün, cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan
partinin genel başkanı, bağımsız mahkemelere her türlü talimatı verebiliyor.
Çünkü hakimi de savcıyı da o atıyor.
Genel Başkanı’mıza tazminat cezasını bozan, Berberoğlu’nun cezasını
bozan hakimlerin nasıl görevlerinden alındığını unutmadık. Diğer taraftan aynı
cumhurbaşkanı partisini milletvekillerini de kendi belirliyor. Anayasa ‘grup
kararı alamazsın’ demesine rağmen kendi belirlediği milletvekillerine talimat
veriyor. Hani en sert kuvvetler ayrılığı olacaktı? Ne diyor? Milletvekillerinin
elleri hemen iner kalkar’ diyor. Milletvekillerinin kendi iradesi yok mu?
Millet iradesine nasıl saygısızlık? Tek kişinin ağzından çıkacak sözlerle
milletvekilinin kaderine karar veriliyor. Bu milletin iradesini,
milletvekilinin kaderini Erdoğan’ın zulmüne emanet edemeyiz.”
HERKES BİLDİĞİNİ AÇIKLAMALIDIR
HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın “Çözüm sürecindeki
vaatlerini açıklayacağız” demesi için Öztrak, “Gerçeklerin er ya da geç ortaya
çıkmak gibi güzel huyu vardır. Bu gerçekler gizli kalmamalıdır. Bugüne kadar
neden beklemişlerdir? Bugüne kadar herkes bildiğini açıklamalıdır” dedi.
