Cihatçılar, Türkiye içerisinde bir takım işlerde kullanılacaklar

rasthaber
Rasthaber –  Fehim Taştekin, cihatçılar için ‘Bunları kontrol
edemeyecekler. Çünkü 10 yıldır silah kullanıyorlar, suç işliyorlar ve bu
suçların getirdiği ekonomik çarkların içinde yer alıyorlar’ dedi.

 Gazeteci Fehim
Taştekin, ARTI TV’de ekrana gelen Gündem Özel programına konuk oldu. Fatih
Yapıcı’nın sorularını yanıtlayan Taştekin, özellikle Suriye’den gelen cihatçı
yapıların büyük tehdit oluşturduğunu anlattı.

Fatih Yapıcı, Sedat Peker’in kendi sosyal medya
paylaşımlarında Suriye’deki cihatçılara malzeme ve finansman sağladığını
paylaştığını hatırlattı ve Peker’e Suriye sahasında başka bir rol verilmiş olup
olmadığını sordu.

‘PEKER, SURİYE MEVZUSUNDA, ERDOĞAN BAŞTA OLMAK ÜZERE PEK
ÇOK KRİTİK İSMİ SIKINTIYA SOKACAK İFŞAATLARDA BULUNABİLİR’

Taştekin, “Sedat Peker’in milliyetçi ve ülkücü
diyebileceğimiz çevrelerle ilişkisi yeni değil. Haliyle Sedat Peker ve
benzerlerinin Suriye sahnesinde çeşitli faaliyetlerde kullanılmış olma ihtimali
son derece yüksek.” diyerek şöyle devam etti:

“Henüz ortaya saçılmış isimler yok tabii. Suriye’de bir
anlamda savaş suçları, insanlığa karşı suçlar, terörü destek gibi çok sayıda
dosyanın biriktiği ve bunun da Türkiye açısından ciddi bir problem teşkil
ettiğini biliyoruz. Bunun birincil muhatabı elbette ki Türkiye’yi yönetenler.
Sedat Peker, bunların bir kısmını biliyor ve Suriye mevzusuna kendi
tecrübesinden atıf yaparken buraya bir gönderme yaptı. O dosyaya girdiği zaman
başta Erdoğan olmak üzere devletin pek çok kritik noktadaki isimlerini, MİT
Başkanı, Genelkurmay Başkanı dahil, sıkıntıya sokacak ifşaatlarda
bulunabilir.”

‘UYUŞTURUCU ROTASI BİR İDDİA DEĞİL, EMNİYETİN DE KABUL
ETTİĞİ BİR GERÇEKLİK’

Türkiye’nin de içinde olduğu uyuşturucu trafiği hakkında
konuşan Taştekin, “Bu konuda kişisel kanaatimi söyleyeyim, Lazkiye hattı
kokain hattı gibi gelmiyor bana. Captagon hattı diyebiliriz ama daha çok çıkış
noktası. Son ifşaatlardan sonra Soylu zor duruma düşünce biraz da panikle
birkaç yerde uyuşturucu operasyonu yapıldı. Mesela Suriye’den karayoluyla
Hatay’a giren ve sonra Mersin Limanı’na yüklenen ve Körfez’e gidecek olan bir
gemiye operasyon yaptılar. Türkiye’nin uyuşturucuyla mücadele ettiğine dair bir
imaj oluşturmak istediler. Kokain rotasının önemini 2017’den sonra emniyetin
raporlarında da görüyoruz. Özellikle 2019 ve 2020 yılına baktım. Orada da
Türkiye’nin kokain rotası haline geldiği tespiti yapılıyor. Avrupa ve Asya
güzergahları için Türkiye’nin kullanıldığını Emniyet’in raporu bizzat
vurguluyor. Bu bir iddia değil, emniyetin de kabul ettiği bir gerçeklik.”
dedi ve şöyle devam etti:

‘AKP YÖNETİMİNİN VENEZUELA İLE SIRA DIŞI BİR İLİŞKİSİ
VAR’

“Fakat üzerinde durmamız gereken şey şu: Venezuela bağlantısı
çok önemli. ABD’nin çok önemli baskıları var. Şu anda kontrol edemediğin
yerlerden biri Venezuela, oradan bu taraf geliyor. Bizim de bakmamız gereken
şu: hükümetin, AKP yönetiminin Venezuela’yla sıra dışı bir ilişkisi var.
Devletin derin tarafında uyuşturucu hep olmuştur ve uyuşturucu bir finansman
kaynağıdır. Mehmet Ağar’ların marina işiyle uğraşması bize başka şeyler
çağrıştırıyor. Peker bunu da söyledi, bu lüks yatlarla bu iş yapılıyor. Burada
ağlar kurulmuş, kanallar oluşmuş, satın alınacak hakimler ve savcılar
hazırlanmış.”

‘CİHATÇILARI DEĞERLİ BİR SİLAH GİBİ TUTMAYA DEVAM
EDİYORLAR’

Suriye konusunda tecrübeli bir isim olan Taştekin,
“Suriye krizinde henüz hükümet pek çok yerde kontrolü sağlarken, henüz
kapılar Suriye devletinin kontrolündeyken Türkiye içerisinde eğitim kampları
kurulmuştu” diyerek,  cihatçıların
Türkiye içerisinde bir takım işlerde kullanılacağını söyledi: “Cihatçıları
değerli bir silah gibi tutmaya devam ediyorlar. Eskiden sayıları azdı ve şimdi
binlerce. Suriye’de eğer gelişmeler devletin lehine olur ve bölgeler kontrol
altına alınırsa şu anda Suriye’de olan yapıların yüzde 90’ı Türkiye’ye
geçecektir, başka yere gidemezler. Şu anda bunların sahibi olduğunu düşünen
insanlar bile bunları kontrol edemeyecekler. Çünkü 10 yıldır silah
kullanıyorlar, suç işliyorlar ve bu suçların getirdiği ekonomik çarkların
içinde yer alıyorlar” diyerek şöyle devam etti:

“Suruç katliamı, Diyarbakır katliamı, Ankara Gar
katliamı; bütün bunlar Türk güvenlik şemsiyesinin bilgisi dahilinde olan,
takibi dahilinde olan kişilerce işlendi ve Erdoğan’ın ihtiyaç duyduğu o korku
iklimini yaratmada son derece başarılı oldular. Sedat Peker, beklemiyordum
doğrusu, bunu çok erken söyledi, akademisyenleri tehdit etmesinin arkasında
hükümetin olduğunu söyledi. 2012-13’lere kadar güvenlik raporlarına erişirdik
ve Suriye’den kim, kaç kişi geldi bu bilgilere erişirdik. Artık bu raporlar
gelmez oldu.”

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın