Rasthaber – Suriye’de yapılması gereken en baştan belliydi. Komşuda çıkan yangına körükle yaklaşmak yerine, savaşın olası sonuçlarını hesaplayıp yangının bir an önce sönmesi için yardım elini uzatmaktı. Ama iktidardaki herkesi saran “Davutoğlu sendromu” mantıklı olana izin vermedi. Hadi bu politikada ısrarcı olundu peki neden 2012’den itibaren yükselmeye başlayan Kürt dinamiği ile kavga tercih edildi?
Gerçekten merak ediyor insan. İktidar Suriye sahasındaki son gelişmeler ile ilgili ne nasıl adımlar atacak? Konuyu İdlib ve Kürt bölgeleri başlıkları ile ele almaya çalışalım:
İdlib ikinci Bingazi denemesi için seçilmişti (Libya’da militanlar önce Bingazi’yi ele geçirmiş ardından NATO bombardımanının açtığı yolda başkente ilerlemişlerdi). İdlib aynı zamanda olaylar başladıktan sonra Türkiye’ye ilk göçlerin başla(tıl)dığı il. İlk büyük katliam da burada yaşandı (Cısr El Şuğur). Dünyanın hemen her yerinden gelen cihatçı militanların Suriye’ye ilk ayak bastığı nokta. Rakka’dan sonra yönetimin kontrolünden çıkan ikinci il. El Nusra’nın emirlik merkezi.
